İlk Yazı – Nafiz Şahin

Bu ‘’ Medya Siyaset’’ teki ilk yazım…
Gönül isterdi ki ilk yazıda geyik muhabbeti yapayım, iç açıcı konulara girip, eğlenceli bir şeyler yazayım.
Ya da yaşadığımız sonbahar mevsiminden, renk renk yaprakların güzelliğinden bahsedeyim.
Yaprakların ağaçlara vedasının hüznünden gireyim; iklim krizinden çıkayım.
Eriyen buzullar, çölleşen memleketim hakkında ahkam keseyim.
Oradan memleketin çöken ekonomisine, ticarileşen sağlık ve ilkel eğitim sistemine geçeyim.
‘’Hak, hukuk ve adalet’’ gibi kavramların sözlükten bile silindiğinden dem vurayım.
Ama mümkün değil…
Gündemde bunlar yok!
Ne ekonomi, ne sağlık, ne eğitim, ne hukuk gündeme girebiliyor.
Tam ekonomi konuşacağız; bir gazeteci, bir belediye başkanı, hatta bir işadamı sabaha karşı evinden alınıyor.
Onu konuşuyoruz.
Tam dünyadaki yeni bir salgın alarmını anımsatarak, memleketin sağlık sistemini eleştireceğiz; bir yerlere kayyum atıyorlar, konu oraya dönüyor.
Tam Güney Kore’yi örnek gösterip, ülke kalkınmasında eğitimin önemini dile getireceğiz; Cumhurbaşkanı uçağının seyyar gazetecileri, uçaktaki fotoğraflarını yayınlayıp, Cumhurbaşkanı sözlerini manşet yapıyorlar.
Tam ‘’Hak, hukuk, adalet’’ diyeceğiz; daha ‘’H’’ harfi ağzımızdan çıkmadan bir gaz, bir TOMA, bir cop ile memleketimdeki hukukun durumunu şekille anlatıyorlar.
Yav bir susun da iki laf edelim!
Lafa giremiyoruz; her lafı ağzımızdan alıyorlar.
Buna rağmen ‘’Lafı ağzımdan aldın; benden çok yaşayacaksın’’ dememize gerek yok.
Anketler iktidarın gidici olduğunu gösteriyor.
Bu saldırganlık; valizini toplamakta olan iktidarın yol hali…
Görünen o ki iktidarın da sonbaharı…
Yandaşlar, sararmış yaprak hüznü yaşarken; biz sonbaharın renkli güzelliğini içimize çekiyoruz.
Hele şu kış da geçsin.
Doğa yeniden canlanacak…
Önce kardelenler ışığa yükselecek!
Bu ilk yazım ama memleketimin ilkyazı bir başka oluyor.
O gün geldiğinde göreceğiz.
Hep birlikte şarkılar söyleyeceğiz; el ele halaylar çekeceğiz.
‘’Dağlarına bahar gelmiş memleketimin’’ diye başlayan hapishane türküsünün hüznünü, İzmir’in dağlarından açan çiçeklerle dağıtacağız.
Şakaya tahammülü olmayan, espri nedir bilmeyen, gülmeyi hafiflik zanneden o mimiksiz suratların karşına geçip göbeğimizi tutarak kahkaha atmayı öğreteceğiz.
Şarkı söylemeyi, oynamayı unutanlara hatırlatacağız.
Yeşili dolardan ibaret zannedenlere doğanın yeşilini göstereceğiz.
Grileşen dünyamızı çiçeklerle renklendireceğiz.
‘’Çocuklar inanın, inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz güneşli günler
Motorları maviliklere süreceğiz’’









