Fatura Kime Kesilecek – İlkay Kumtepe Yazdı

Fatura Kime Kesilecek – İlkay Kumtepe Yazdı
Yayınlama: 22.04.2026 17:09
A+
A-

İlkay Kumtepe, okul saldırıları sonrası özel gereksinimli çocukların hedef haline getirilmesine dikkat çekerek, asıl sorunun sistemsel eksiklikler olduğunu vurguladı.

Yaşadığımız okul saldırılarından sonra her tarafta sıkı önlemler alındığını görüyoruz. Herkes kendince sorun kaynağı tespit edip o noktadan önlem almaya çalışıyor.

Olayın faili ile ilgili yapılan açıklamalarda, özel gereksinimli birey olduğu vurgusu yapılıyor. Farklılığı nedeniyle uyum sorunları yaşadığı, kabul görmediği için akran ilişkilerinin iyi olmadığı kendi tarafından da belirtilmiş.

Çocuklar okula başladıktan sonra öğretmenleri birkaç ay içerisinde farklı çocukları tespit edebilir. Ve genellikle de öğretmenler bu tespitlerini yapar aileyi doktora yönlendirir. Ve asıl sorunlar burada başlar. Aile doktora götürmeye karşı direnir. Çocuk okulda kurallara uyma konusunda direnir. Kiminin davranış sorunları yaşamasına karşın kimi öğrenme sorunları yaşar. Her birinin destek alması gereken konular farklıdır. Bu nedenle doktora yönlendirilir. Sorunun kaynağı doğru tespit edilsin ve doğru tedaviye başlansın diye.

Ailelerin direnci araya hatır gönül adamlarını getirmeye kadar gider. Oysa çocukla ilgili bir sorunun tespiti o çocukla öğretmenin ilgilendiğini gösterir. Daha fazla da ilgilenmeyi göze alıyor demektir. Ama aile öğretmeni suçlar, çevreyi suçlar, çocuğu kayırmaya çalışır. İşte bu tür yanlış uygulamalarla çocuk bir okuldan diğerine idare edilerek sürüklenir. Belki çok zeki, belki özel ilgi alanlarında çok başarılı olacak çocukların çevre dedikodusu (sakın rapor alma, ilerde karşısına çıkar) ile nasıl heba olup gittiğini görüyoruz. Oysa doktor, öğretmen, veli ve gerekirse özel eğitim kurumu işbirliği ile yetiştirilmeyen bu çocukların karşılarına rapor çıkacak bir “ileri”si olamıyor çoğu kez.

Bunlar devlet okullarında yaşanan sıkıntılar. Özel okullar seçerek öğrenci alır. Akademik olarak yarışın içinde olacak çocukları tercih eder. Çünkü biz en iyisini yapıyoruz diyerek yeni müşteri toplayacaktır. Adını duyurmaya gereksinimi vardır. Küçük özel okullar da bazen akademik başarı yarışında olamayacak çocukları alır. Bunlar da gelir kapısıdır. O çocuklar kendi halinde gider ama ciddi boyutlarda sorun yaratıyorsa diğer müşterileri kaçırmamak gerekir. Özel okul bile olsa bu tür çocukları okulundan gönderir. Yani parasıyla bile olmaz.

Bu çocuklarla ilgili ciddi önlemler alınmalıdır. Bu tür durumlar ailenin isteğine bırakılmamalıdır. Okul tek başına yönlendirme yaptığında yalnız kalmaktadır. Bir yaptırım uygulayamamaktadır. Yine söylüyorum aile bakanlığı ile işbirliği şarttır. Yasal düzenlemeler gerekiyorsa yapılmalıdır. çocuğun eğitim ve sağlık hakkı çerçevesinde bütün tedbirler alınmalı, özel gereksinimli çocukların kesinlikle topluma kazandırılmasına çalışılmalıdır. Okuldan atmak, uzaklaştırmak, okul değiştirmek günü kurtaran eylemlerdir, çözüm değildir.

Bu yazıyı neden yazdığıma gelince; yaşadığımız olaylardan sonra özel gereksinimli çocukların hedef tahtasına konulmaya başladığını fark ettim. Özel okullar, diğer velilerin pardon müşterilerin baskısı ile kurumlarında bu tür çocukları hatır için de tutmayacaklar. Potansiyel suçlu gözüyle bakılan bu çocukların iyileştirilmesi, topluma kazandırılması kimsenin derdi olmayacak. Herkes bir şekilde sınıfından, okulundan göndermeye bakacak. Bu çok tehlikeli bir durumdur. En çok sahip çıkmamız gereken bireyleri ötekileştirmek, itip sistemin dışına atmak bu topluma zarar verir. Az önce söylediğim gibi bu çocukların rehabilitesi için ailelere yaptırım uygulayacak düzenlemeler yapılmalıdır.

Faturayı yanlış yerlere kesmeyelim. Bedelini hepimiz öderiz.

1969 Artvin/Arhavi doğumludur. Köyünde başladığı İlkokulu ve daha sonraki öğrenim yaşamını Ankara’da sürdürmüştür. Ankara Üniversitesi Basın Yayın Y.O/Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden 1990 yılında mezun oldu. 1994 yılında Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden pedagojik formasyon dersleri alarak 1997 yılında sınıf öğretmeni olarak atanmıştır. 2015 yılında Amasya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde sınıf öğretmenliği tezsiz yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. Halen Ankara ili Gölbaşı ilçesinde sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Eğitim Mi, Okul Mu (2018), Öğrenme Yolculuğu (2024) adında iki kitabının yanı sıra eğitim üzerine yazdığı yazıları çeşitli gazete, dergi ve web sayfalarında yayınlanmaktadır. Bulunduğu okul ve ilçede çok sayıda projede yer almış, başarılı çalışmalar yürütmüştür. Özellikle pandemi döneminde yaptığı çalışmalarla örnek olmuş, 2020 yılında KAMUDER tarafından verilen “Yılın Öğretmeni” ödülüne layık görülmüştür.