Büyüyünce Fenomen Olacağım – Nafiz Şahin Yazdı

Nafiz Şahin, sosyal medya fenomenliği üzerinden yükselen “varoş kültürünü” sert sözlerle eleştiriyor: Eğitimli emeğin değersizleştiği bir toplumda çürümenin kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.
Hem de sosyal medya fenomeni…
Neyim eksik, ben de çok güzel saçmalayabiliyorum.
Bizim çocukluğumuzda ‘’Büyüyünce ne olacaksın?’’ sorusunun cevabı ya doktor, ya mühendisti…
Haydi şimdi sorun bakalım, ne cevap verecekler?
Doktorlar sürünüyor.
Doktorlar sürünür de mühendisler sürünmez mi ?
‘’Ne doktorlar, ne mühendisler istedi’’ sözü artık hakaret cümlesi…
Seni sosyal medya fenomeni istedi mi? Ondan haber ver.
‘’Popüler kültür’’ diye pazarlanan varoş kültüründe eğitimliye yer yok!
İtibarın paran kadar!
Yıllarca kafa patlatıp ders çalışan, stajlar yapanın yıllık kazancını dakikalarda kazanıyorlar.
Cehaletin, görgüsüzlüğün, aptallığın prim yaptığı yerde, neden dağ gibi kitapları okuyasın?
Emeksiz yemek varken, neden soğan doğrayasın?
Sosyal medya fenomenleri varoşların hayali…
Ha bir de ‘’Tik tok’’ denen, adıyla müsemma bir bela…
Hiç kapısından içeri girmedim ama o zaman zaman haber ya da başka bir şekilde o benim kapımı araladı.
Hele bir tane gördüm; koca memeli bir kadın, sığır memelerinin bir kısmını sergiliyor.
Milim milim açıyor.
O açtıkça para yağıyor.
Paralar geldikçe gevşiyor.
O gevşiyor, kocası yavşıyor.
Ulan memeye bu kadar meraklıysan; yaylaya git, meraya git…
Çayırlar meme dolu… Her çeşidinden…
Siyahı, beyazı, kahverengisi, alacalısı… Yerlisi, yabancısı…
Hele o holstein… Günde 20-25 litre süt demek…
Para basacaksan, onlara bas; hayvancılığa, ekonomiye katkın olsun!
‘’Şimdi nereden çıktı bu fenomenler, tik toklar?’’
Bir haber başlığından…
Hamile bir sosyal medya fenomeninin sevdiği biberon Türkiye’de yokmuş…
İçim parçalandı, devamını okumaya takatim kalmadı.
Neyse ki kocasını biberon alması için Dubai’ye gönderecekmiş…
Şaşırma hakkımı ‘’İftara helikopterle giden Bakan’’ haberinde kullandığım için buna şaşırmadım
Biberon haberi muhtemelen asparagas ama tek cümlelik haber başlığında görgüsüzlük, şımarıklık, hazımsızlık, pespayelik ne ararsan var!
O canavarı varoş kültürü yarattı!
Çeyrek asırdır, o kültürün esiri olmadık mı?
Siz hiç eğitimli bir zenginin böyle har vurup harman savurduğunu gördünüz mü?
Alın teriyle kazanan, ne kadar da zengin olsa bunu yapmaz, eli titrer yapamaz.
Para harcayacaksa vakıf kurar; kültüre, sanata, spora, eğitime, sağlığa harcar.
Varoş kültürü, yokluk günlerinin hayallerini fanteziye dönüştürür.
Varoş kültürünün, makam koltuğu kapan versiyonu da var.
Bir koltuğun, makamın tadı ancak bu kadar çıkartılabilir!
İlk aşama devlete ait son model araba…
Ardından kasıla kasıla yürüyerek yokluk günlerinde yaşadığı yeri ziyaret ve o günlerin şahitlerine gururla kendini göstermek.
Sırada parsel parsel avantalar…
İşte o aşamaya geldiğinde; ‘’Çaldı ama yol yaptı’’ diyen yüreği temiz, beyni boşlar ayakta alkışlar…
Ah o alkışlayanlar!
Her musibetin altında onlar…
Alkışlamaktan elleri büyür, kolları kas yaparlar…
Onlar Dubai’den biberon alma haberini de alkışlar.
Deli İbrahim’in havuza para atması gibi cebindeki son parayı koca memelere basan barbutçular da onlar…
Bunları görünce, hala memlekette şaşıracak bir şey kaldığını zannedenlerin içi yanar.
Yanar da ellerinden bir şey gelmez; konuşsalar kimse dinlemez.
Dinleyen de anlamaz; anlayanı yanlış anlar.
Beyinleri memelere emanet, akılları Dubai’de…
O memeler varken kim düşünür enflasyonu, kim bakar eğitime; sağlık sistemini kim takar?
Akıllı cip tilifunu olsun yeter!
Telefonun aklıyla idare eder.
Hele bir de internet varsa; gelsin memeler, Dubai’ler, keriz parası yemeler…
Türküsünü bile yapmışlar: ‘’Bas bas paraları Leyla’ya.’’
‘’–demeye dilim varmıyor ama-
kabahatin çoğu sende canım kardeşim.’’








