Bir ‘’ Troll’’ Meselesi – Melih Demirel Yazdı

Eskiden siyasetin trolleri, iktidarların arka bahçelerinde yetişirdi. Bugünse “muhaliflik” kisvesi altında, aynı çamurun farklı bir rengiyle karşımızdalar. Klavye başında, ekran ışığında parlayan bir nefret ordusu var artık: “özgürlük”, “adalet”, “demokrasi” kelimeleriyle süslenmiş profillerin ardına gizlenmiş yeni tip internet trolleri.
Bu troller, bir partinin, bir kişinin ya da bir ideolojinin savunucusu olmaktan ziyade, akıl ve edep yoksunu bir linç kültürünün taşıyıcıları haline geldi. Günün her saati, emir almışçasına hazır kıta bekliyorlar. Birileri, “Ana muhalefeti eleştiriyor” dediği an, parmaklar klavyelere hücum ediyor. Saldırının hedefinde kim olduğunun, ne söylediğinin, haklı mı haksız mı olduğunun hiçbir önemi yok. Onlar için önemli olan, “efendilerini” memnun etmek, linç arenasında en yüksek alkışı almak.
Bugün CHP yönetiminin çevresinde kümelenmiş bu dijital lejyonlar, ne yazık ki partinin itibarına katkı sunmak bir yana, halkın gözünde onu karikatürleştiriyor. Çünkü eleştiriyi düşmanlık, sorgulamayı ihanet sanan bir aklın ürettiği hiçbir şey, demokrasinin hanesine yazılamaz. “Özgürlük” diyenlerin, kendileriyle aynı düşünmeyeni boğmaya çalıştığı bir ortamda, özgürlükten bahsetmek bile başlı başına bir trajediye dönüşüyor.
Ve mesele sadece sosyal medyayla sınırlı değil. Kendine “muhalif” diyen kimi televizyon kanalları ve gazeteciler de aynı çukurun içindeler. Bir zamanlar iktidar medyasını “yandaş” diye yaftalayan bu kesim, bugün kendi küçük iktidarlarını kurmuş durumda. İçerik aynı: linç, karalama, itibarsızlaştırma… Günün sonunda havuz medyasını bile aratacak düzeyde bir tarafgirlik, bir biat kültürü. Hani derler ya, “boynuz kulağı geçti” işte tam olarak o noktadayız.
Artık “haber” değil, “hizmet” üretiyorlar. Gerçekleri eğip bükerek, eleştirenleri hedef tahtasına koyarak, bir zamanlar karşı çıktıkları düzenin aynısını inşa ediyorlar. Tek fark, bu kez tabelada “muhalif” yazıyor. Oysa hakikatin karşısında hizalanmayan herkes, hangi tarafta durursa dursun, aynı karanlığın parçasıdır.
İddialara esasen; bu kadar troll besleyeceğinize, vallahi büyükbaş hayvan besleyin. En azından ülkeye süt, et, deri kalır; ekonomiye katkı olur. Bu dijital tetikçiliğin ülkeye kattığı tek şey ise öfke, kin ve nefret. Ekran başında salya saçan bu tiplerin, ülkenin geleceğine dair tek bir yapıcı cümleleri yok. Sadece yıkıyorlar, sadece saldırıyorlar.
Ama unuttukları bir şey var: Gerçek, linçle gölgelenmez. Hakikat, troll ordularının parmak uçlarından dökülen yalanlardan daha güçlüdür. Bugün klavye başında sanal kahramanlık taslayanlar, yarın aynı hızla unutulacak. Çünkü tarih, trolleri değil, fikri olanları yazar.
O yüzden mesele bir “troll” meselesi değil, bir ahlak meselesidir.
Ve unutmayın: Ahlakını kaybetmişlerin davası olmaz…
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:








