Tükenişin Tek Sorumlusu CHP |Prof.Dr. Levent Seçer Yazdı

Tükenişin Tek Sorumlusu CHP |Prof.Dr. Levent Seçer Yazdı
Yayınlama: 01.07.2023 22:38
A+
A-

Totaliter siyasetçiler halkı köleleştirip özgür bırakmadıkları sürece, hiçbir zaman huzurlu özgür bir toplum olmak mümkün değildir.

Muhalefet her dönem bu anlayışa hizmet ediyor bunun farkında olarak. Amaç sadece kendilerinin ayakta kalmaları yaşamaları halkın yaşadıklarını düşünecek durumda değiller. Bunun tüm resmini veren CHP, Siyaseti bilmeyenlerin sadece kendilerini düşünen toplumsal paylaşımdan uzak bir partinin adıdır CHP.

7 dil bilen ve uluslararası siyaset bilimcisi olan birin, defalarca yazarak özellikle uluslararası deneyimlerini paylaşmak istemesi için gösterdiği yaklaşıma cevap veren bile olmadı. Unutamadığım yaşadığım bu acı gerçeği dün gibi her zaman yaşamaktayım. Zamanın Beyoğlu CHP ilçe merkezine geldiğimizde bizi başkan saatlerce bekleterek partinin çaycısıyla baş başa bıraktı. Kendim defalarca Ankara Büyükşehir Mansur Yavaş, Ankara Yenimahalle Fethi Yaşar, Ankara Çankaya Alper Taşdelen, Adana Çukurova Soner Yalçın. Belediye başkanlıklarına yazdığım halde şu ana kadar tek bir yazı cevap verilmedi. Oysa katıldığım uluslararası alandaki kültürel faaliyetlerim nedeniyle ikili sanat ve kültürel çalışmaların paylaşımını sağlamak istemiştim bütün çabam buydu.

Bugünün CHP’ si işte bu anlayışla içine kapanmış bir partidir. Sadece kendini kendi çıkarlarını düşünen sağlama almaya çalışan bir parti ,  hiçbir işe yaramayanların birbirine düşman parti içi parçalanmayı körükleyenlerin partisi. Bu anlayışla giderse hiçbir zaman iktidar olamayacak ve en önemlisi de özellikle Kılıçdaroğlu’nun aday gösterilmesinden yana olmadığımı yazmıştım. Türkiye’de bugün siyaset anlayışın dürüstlük ten çok uzakta kaldığını ifade etmeliyim.

Siyaseti halkın huzur mutluluğu refahı için yapmanın özünden ayrıldığını bilmiyoruz. Cehaletin özellikle gördüğüne değil duyduğuna inandırıldığı bir düzende bunu yapanların işi kolay. En önemlisi de tarihi okumakla bitmeyecek bir parti olan CHP’nin, her yenilgi sonrasında kendisini yenilemesi gerekirken, kendi içindeki hainleri bilmemesi şaşırtıcı değil mi ? CHP’si hala siyaset yapamıyor, toplumsal paylaşımda bir verisi yok, halkla bütünleşmedeki çalışmalarına bakınca ortada net bir kazanılan yok, parti içindeki hainler sadece kendi geleceklerini nasıl devam ettirebilirler bunun peşindeler. CHP gelecekte halka nasıl bir söz veriyor, ne vaatleri var refah huzur ve mutluluk için sözleri neler bunların saklandığını iyi beceriyorlar. Bu anlayışla giderse CHP her seçimde iktidar partisine yardımcı oluyor onu temizleyerek tekrar meşrulaştırıyor. Kendi içinde kendine saklı gizli bir düşman yaratmış durumda, ama bunu bildiği halde sesini çıkaramıyor korkuyor ama neden ? Seçimler yapılmasından aradan geçen bunca zaman içinde hala kendi içinde kavgaları tüketemediler, halkın açlığı yoksulluğu korkuları ve mutsuzluğu geleceği bunların umurunda değil. Bırak istifa et ve aydınlığın önünü aç Kemal Bey, yenilenmesi gerektiğine inanıyorum bu partinin. Bu anlayışla bundan sonraki seçimleri kazanamazsınız tükenirsiniz tarihe ihanet ediyorsunuz. Bu hainlerle mi laikliği, Atatürk’ü, cumhuriyeti, demokrasiyi koruyacaksınız? Bu anlayışla ‘mı halkın beklentilerine çare olacaksınız? Beklenilen özellikle CHP yaşananlara bakarak yenilenmeli, arasındaki hainleri şaklabanları nemrutları temizlemeli demokrasiye sahip çıkacak bir parti hüviyetine dönmesi gerek. Bunun için kaybedecek bir gün bile kalmadığını görmek zamanı gelmedi mi? Tükenişin tek sorumlusu CHP derken, tüm siyasi partiler özelikle muhalefet partileri de bu yaşananlardan sorumludur bana göre. Hala neden siyaset yaptıklarının bile farkında değiller. İnsan hak ve özgürlükleri, özgür hak ve adalet anlayışı, düşünen yazan insanların düşüncelerini paylaşmak adına sorgulanmaları, sanatçı yazar gazeteci kimliği taşıyanların hapsedilmeleri tükenmişliğin adı değil mi? Türkiye artık aydınlık özgürlük demokrasi konuşmalı. Düşüncenin aydınlığın hapsedilmesini değil. Burada asıl sorumlu olması gereken de CHP olmalı. Bir daha yazmak isterim özelikle bu partinin kendini yenilemesi gerek, içindeki hainleri karanlık kişileri dışarda bırakmalı. Bunu yapabilecek gücü var aslında.

Adana da dünyaya geldi babası dönemin tanınmış müzisyenlerinden gazelhan Ömer'dir. Küçük yaşlarda babasının teşvikiyle musikiyle tanıştı. Ankara Devlet Konservatuarına girdi. Ancak konservatuar eğitimini, daha sonra Yüksek eğitim için geldiği İstanbul da Güzel sanatlar Akademisine bağlı belediye Konservatuarında sürdürdü. Bir süre Emin Ongan idaresinde Üsküdar Musiki cemiyetine devam etti. Tıp eğitimi için gittiği İtalya'da fotoromanlarda oynadı. İtalyanlar ona Levent Seçer değil Laurent Seger demişlerdi. 1977 yılında dünyaca ünlü San Remo şarkı festivalinde kendi bestesi olan ( L'ultima Parola Di Una Donna) Bir Kadının Son Sözü adlı şarkıyı söyledi. 160 eser arasından 16 olarak başarı kazandı. Bir sinema filminde Ömer Şharif ve Liza Minneli ile oynadı. 2008 yılında Kültür Sanat Edebiyat evrensel değerler konulu çalışmasıyla Prof unvanı aldı. Bugüne kadar 16 kitap yayınladı, kitaplarından dördü çeşitli dillere çevrildi. Birçok uluslararası festival ve sanat etkinliklerine katıldı davet edildi ödüller aldı. Çalışmaları yurt içi ve yurt dışında çok sayıda dergi ve gazetelerde haber oldu. Uluslararası dahil çok sayıda haber kanallarında çeşitli makaleleri yayınlanmaktadır. Dünya sanat ve bilim akademisi üyesidir. UNESCO ve UNICEF'in uluslararası çalışmalarında görev almaktadır.