TÜMÖD’den Sert Çıkış: “Ormanlar Yanarken Karbon Yasası Mizaha Dönüşür!”

Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) Genel Başkanı Prof. Dr. Tolga Yarman, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçen İklim Değişikliği Yasası’na ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, yasanın mevcut haliyle yetersiz, çelişkili ve bilimsel gerçeklikten uzak olduğunu vurguladı.
Yarman, yasanın temel amacının sanayi devriminden bu yana atmosfere salınan ve giderek hayatî tehlike arz eden karbondioksit (CO₂) birikiminin önüne geçmek olduğunu kabul etmekle birlikte, mevcut uygulamaların yalnızca simgesel bir adım olarak kaldığını ve gerçek karbon dengelemesi için etkisiz olduğunu ifade etti.
Türkiye’de her yıl on binlerce hektarlık orman alanının ya yandığını ya da sistemli biçimde yok edildiğini hatırlatan Yarman, sadece 1.000 hektar ormanın yılda yaklaşık 10.000 ton CO₂’yi emerek oksijene dönüştürdüğünü belirtti. Buna rağmen, atmosferi doğal yollarla temizleyen bu yaşam kaynaklarının korunması yerine, ormanların kaybına yol açan politika ve uygulamaların sürdürüldüğünü söyledi. Yarman, bu durumu “çayına şeker atmaktan kaçınan ama öte yandan lüpür lüpür baklava yiyen sözde rejime” benzeterek, çevre politikalarındaki iki yüzlülüğü sert bir dille eleştirdi.
Yeni yasayla getirilen sınırlamaların sanayi, ulaşım ve konut gibi alanlarda teknik olarak son derece zor, ekonomik olarak ise oldukça maliyetli olduğunu belirten Yarman, bu çelişkili yaklaşımın çevresel fayda değil zarar getireceğini vurguladı. İklim mücadelesinde gerçek başarının, öncelikle ormanları korumaktan ve artırmaktan geçtiğini ifade etti.
TÜMÖD Genel Başkanı, bu çerçevede dört maddelik somut bir çağrıda da bulundu. Yasayı “ham ve toplumsal tartışmadan uzak” olarak nitelendiren Yarman, metnin Anayasa Mahkemesi’ne taşınması ve iptali için kamuoyunun harekete geçmesi gerektiğini belirtti. Aynı zamanda, yerel ve ulusal gerçeklikleri dikkate alan, halkı bilinçlendirmeye yönelik, doğayla organik bir uyum içinde yazılmış yeni bir yasa metnine ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
Yeni düzenlemede özellikle orman yangınlarını önleyici tedbirlerin açık biçimde tanımlanması ve mevcut ormanların kaybını önleyecek caydırıcı yaptırımların yasal güvence altına alınması gerektiğini ifade eden Yarman, orman varlığını artırmaya dönük hedeflerin de yasa kapsamına alınmasının zorunlu olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Tolga Yarman’ın açıklamasında öne çıkan bir diğer vurgu ise, kamuoyunda yaygınlaştırılan “çay kaşığıyla CO₂ kısıtlaması” algısının, orman kayıplarıyla birlikte iklim mücadelesini mizahî bir görüntüye dönüştürdüğü, ancak bu durumun ülke ve insanlık için dramatik sonuçlara yol açacağı yönündeydi.
Yarman, iklim değişikliğiyle mücadelenin yalnızca teknik önlemlerle değil, bilimsel veriye dayanan planlama, gerçekçi politika ve halkın etkin katılımıyla mümkün olabileceğini belirterek açıklamasını sonlandırdı.
AÇIKLAMA ŞÖYLE:
İklim Değişikliği Yasası ile İlgili Kamuoyuna, basına ve yetkililere çağrıdır.
Türkiye, İklim Değişikliği Yasası’nı yeni olarak TBMM’den geçirdi. Ana fikir; gezegenimizin atmosferinde, özellikle sanayi devriminden bu yana, gezegenimizin atmosferinde birikmesi, hayatî tehlikeler arz eden karbondioksit (CO₂) miktarının daha da fazla artmasına mani olmak, CO₂ çıktısı olan üretimlere kısıtlamalar getirmektir.
Yaklaşım başta olumlu gibi görünen, ancak olduğu şekliyle simgesel bir adımdır. O kadar ki, uygulamada çok ciddi çelişkiler barındırmaktadır.
Nitekim, her yıl on binlerce hektarlık ormanlarımız ya yanmakta ya da, ağızdan yel alsın, sistemli biçimde yok edilmektedir. Oysa yalnızca 1.000 hektar ormanlık alan, yılda yaklaşık 10.000 ton CO₂ emer ve bunu oksijene dönüştürür.
Bu miktardaki CO₂’yi, ulaşım, sanayi, konut sektörü gibi alanlarda, kısıtlamalarla azaltmak, hem teknik olarak fevkalade zordur, hem de yüksek maliyetlidir.
Kalkınma çabamızda, çözülmesi gereken bir çelişki söz konusudur: bir yandan atmosferimize verilen zararı azaltmak adına yasalar çıkartılıyor, diğer yandan atmosferin doğal dengeleyicisi olan karbondioksit emerek yaşayan ormanlarımız, yangınlarla yitiriliyor. Yangın görmüş orman alanlarının bir kısmı ise, “Anayasa ile korunan orman alanı” olmaktan çıkarılıp, yapılaşmaya açılıyor.
Bu çelişkili durum çayına şeker atmaktan kaçınarak zayıflamaya çalışan, nedir ki öbür yanda, lüpür lüpür baklava yemekten geri durmayan tombulun yaptığı sözde rejim gibi, sonuçta yarar değil, zarar getirmektedir.
Gerçek bir karbon dengesine ulaşmanın yolu, demek ki, en başta ormanlarımızı korumaktan ve çoğaltmaktan geçmektedir.
Somut Önerilerimiz ve Çağrımız şöyledir:
1- Yeni çıkan İklim Yasası, bu haliyle hamdır, üstünde, hele yerel özelliklerimiz çerçevesinde hiç çalışılmış değildir, toplum örgütlerimiz tarafından tartışılmış katiyen değildir; o nedenle, Anayasa Mahkemesi’ne taşınmalıdır ve iptaline omuz verilmelidir.
2- Bilhassa ulusal özelliklerimiz dikkate alan, gerçekçi ve doğayla organik sarmaşma içinde olacak yeni bir metin hazırlanmalı; bu süreçte tüm ilgililerin katkısı alınmalıdır.
3- Yeni düzenlemede, orman yangınlarına karşı önleyici tedbirler ayrıntılı şekilde tanımlanmalıdır. Halkımız, CO₂ azaltımının, oradan buradan kırpma ve “çay kaşığıyla” kısıtlama politikalarıyla değil, özellikle ormanlarımız ve bağından bahçesinden, kent parkına, ağaçlandırma ile bütünleşen diğer yeşil alanlarımız yoluyla sağlanabileceği konusunda bilinçlendirilmelidir.
4- Yasa, mevcut ormanların yangın veya başka yollarla kaybını engelleyecek caydırıcı yaptırımlarla güçlendirilmelidir. Aynı zamanda, ülke çapında orman varlığını artırmaya yönelik hedefler içermelidir.
Sonuçta, karbondioksiti soğuran ormanlardır. Sadece karbondioksiti yutmakla kalmaz, ormanlarımız, onu hayatiyetimizin kaynağı oksijene çevirirler… Ormanlarımızı kaybedersek, iklim değişikliği yasasıyla karbondioksit azaltmaya çalışırken, dışarıdan bakan için çok mizahî; kendimiz için dramatik bir konuma sürükleniriz.
İklim değişikliğiyle mücadele, ancak bilim temelli, sahamıza dönük uygun planlama ve halkı bilinçlendiren gerçekçi siyasalarla mümkündür.
TÜMÖD Yönetim Kurulu adına
Prof. Dr. Tolga YARMAN
Genel Başkan








