Türker Ertürk: “Halk TV’ye Kayyum Basın Özgürlüğü Açısından Kabul Edilemez”

Halk TV’nin İstanbul’daki merkez binasına sabah saatlerinde düzenlenen polis baskını, yönetim kadrosunun da aralarında bulunduğu gözaltı kararları, yayının durdurulması ve kanala kayyum atanması kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Belediye ihaleleri ve fonlama iddiaları gerekçe gösterilerek başlatılan soruşturma ve kayyum kararına bir tepki de Emekli Amiral Türker Ertürk’ten geldi.
Sosyal medya hesapları üzerinden yazılı bir açıklama yayımlayan Türker Ertürk, yaşanan müdahalenin hukuk devleti ilkeleri, basın özgürlüğü ve demokratik çoğulculuk açısından kabul edilemez olduğunu belirtti.
“Anayasa Ağır Şekilde İhlal Edilmiştir”
Yapılan müdahalenin ne ilk ne de son olduğunu vurgulayan Türker Ertürk, kararın tamamen siyasi bir hamle olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Bu hamle siyasidir; basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve temel hakların sınırlandırılması açısından Anayasamızın ağır ihlali söz konusudur.”
Özgür Basın ve Demokrasi Uyarısı
Açıklamasında kayyum kararının doğuracağı ağır sonuçlara işaret eden Türker Ertürk, sürecin Türkiye’deki medya ve yargı iklimine vereceği zararları 4 ana maddede özetledi:
Çoğulculuğa Darbe: İktidarı eleştiren yayınların erişimi ve sürekliliği zarar görecek, medya çoğulculuğu iyice daralacaktır.
Oto-Sansür Baskısı: Diğer medya kuruluşları da benzer baskılarla karşılaşma endişesiyle haber ve yorumlarını sınırlandıracak, oto-sansür tavan yapacaktır.
Halkın Haber Alma Hakkı: Kamuoyunun doğru ve tarafsız bilgi edinme hakkı ağır bir yara alacaktır.
Yargıya Güven Aşınması: Zaten zedelenmiş durumda olan yargı kurumuna ve adalete olan güven daha da tahrip olacaktır.
Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu’nun “Polis Halk TV’de” diyerek duyurduğu gelişmelerin ardından Ertürk’ün yaptığı bu çıkış, basın özgürlüğü mücadelesinde kamuoyunun dikkatini bir kez daha meşru anayasal haklara çekti.
HALK TV’YE KAYYUM ATANMASI
Bu olay hukuk devleti, basın özgürlüğü ve demokratik çoğulculuk bakımından kabul edilebilir değildir. Ayrıca bu ilk de değil, sonda olmayacağı görülmektedir. Bu hamle siyasidir; Basın özgürlüğü, İfade özgürlüğü ve temel hakların sınırlandırılması açısından Anayasamızın ağır ihlali söz konusudur.
Sonuç olarak;
1.İktidarı eleştiren yayınların erişimi ve sürekliliği daha da zarar görerek medya çoğulculuğunun iyice daralmasına,
2.Diğer medya kuruluşlarının benzer müdahalelerle karşılaşabilecekleri endişesiyle haber ve yorumların sınırlanmasına ve oto-sansürün daha da artmasına,
3. Kamuoyunun bilgi edinme hakkının iyice zedelenmesine,
4.Zaten iyi durumda olmayan yargıya güvenin daha da aşınmasına, neden olacaktır.— Türker Ertürk (@Orsatramola) October 14, 2026








