Üç Fidanın Ardından – Melih Demirel Yazdı

Üç Fidanın Ardından – Melih Demirel Yazdı
Yayınlama: 06.05.2026 14:50
A+
A-

Melih Demirel,6 Mayıs’ın 54. yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı; ailelerinin tanıklıkları, bitmeyen acıları ve “Tam bağımsız Türkiye” idealine verilen sözle andı.

Bugün 6 Mayıs…

Üç fidanın ardından “Tam bağımsız Türkiye ideali” taşıyan bizlerin de yüreklerimizi yağlı urganlarda bırakışımızın tam 54. yılı… İkinci kurtuluş mücadelesi için Mustafa Kemal yürüyüşü ile yollara revan olanların, dar ağaçlarında sonsuzluğun simgesi oluşunun ardından geçen yarım asır…

Bugün köşemi, üç fidan hayattan kopartılırken yakinen neler yaşandığını anlatan üç hikayeye ayırdım: Deniz Gezmiş’in kardeşi Bora Gezmiş, Yusuf Aslan’ın ablası Emel Bilik ve Hüseyin İnan’ın babası Hıdır İnan’a…

Oturduk radyonun başına, sabaha kadar bekledik… Belki TRT vermez diye bir yandan Moskova Radyosu’nun Türkçe yayınını dinliyordum. Haber yok, yok… Uzanmıştık, arada dalıyorduk. Sonradan annem söyledi; infazın yapıldığı saatlerde, gece iki civarında sıçrayarak uyanmış. Bir an içinde bir şeyler kopmuş diye anlattı… Sabah oldu, yedi ajansında ilk haber verildi: “Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan bu sabaha karşı idam edildi…” Annem arka odadaydı. “Anne bak, haberlerde bir şey diyor” dedim, duydu… Feryadı kopardı, yere attı kendini. Bağırmaya başladı: “Gitti oğlum, Deniz’im!” diye ağlıyordu…

Korkunç bir üzüntüydü. Teselli etmeye çalıştım ama ben de ağlıyordum… Ağlaştık ana oğul… Sonra akrabalar yetişti, acıyı paylaştı. Akşam babamla Bora ağabeyim otobüsle geldiler. Kalabalık dağılınca ailece baş başa kaldık. Bir müddet konuşmadık, sadece ağladık… Sonra gece sakinleşince anlattılar. Annem: “Gördün mü çocuğumu?” diye sordu babama… Babam, “Gördüm, sarıldım” dedi. “Nasıldı?” dedi annem… “Boynunda bir morarmışlık vardı, ipin izi…” dedi babam… Günlerce ağladı annem… Günlerce ağladı… (Bora Gezmiş)

***

Kardeşim idam edildikten sonra annem içine kapanmıştı. Derdini bize hiç anlatmazdı. O zamanlar Müzeyyen Senar’ın seslendirdiği bir şarkı vardı: ‘Keklik dağlarda çağılar, yavrum diye diye ağlar…’ diye devam eden bir şarkı… Annem iş yaparken dalıp giderdi. O zamanlarda bu şarkıyı söylerdi. O şarkıyı söylediğinde kardeşimin acısından duyduğu sıkıntıyı anlardık… Annem 87 yaşında vefat etti ama kardeşimin idamından sonra hiç yaşamadı… Onun hayatı da o idamla bitti… Kardeşim sürekli kitap okuyan, dünyayla ilgili her konuyla ilgilenen meraklı bir çocuktu. Kardeşim idam edilmeden önce sık sık cezaevine ziyarete gidiyordum. Son görüşmemizde kardeşimin yanında Deniz Gezmiş ile Hüseyin İnan da vardı. Üçü birden dizilmişti karşıma…Deniz Gezmiş iri yarı bir gençti, kapıya falan sığmıyordu. Dedim ki: ‘Çocuklar, canınız ne istiyor? Bir dahaki gelişimde size ne getireyim?

Deniz Gezmiş: ‘Turşu getir abla, yiyelim ki zincirleri kıralım’ diye isteğini söylemişti.” (Emel Bilik)

***

Babam,” demiş Hüseyin idama giderken… Son arzusu sorulduğunda: ‘’Yarın ayağımdaki bu lastik ayakkabıları görünce, oğlumun doğru dürüst bir ayakkabısı bile yokmuş diye üzülecek. Ayakkabımı bile giyemeden beni apar topar buraya getirdiler. Babama söyleyin, üzülmesin. Ayakkabılarım da hapishanedeki arkadaşlara hediyem olsun,” demiş…

Çocukların bir iki gün içinde idam edileceklerini biliyorduk. 6 Mayıs’ta gün ışıyınca Cemil Bey’i otelden alıp Karşıyaka Mezarlığı’na götürmüşler. Beni de götürdüler, cenazeleri gösterdiler. Deniz’in babası ve kardeşi, Yusuf’un babası, bir de ben vardım… Mezarlık müdürüne “üçer mezar ara ile defnedilsinler” diye talimat gelmiş. Deniz’in kardeşi Bora, subaylara: “Ölülerinden niye korkuyorsunuz?” dedi, ses yok… Cezaevinde Hüseyin, “Bizi Cebeci Asri Mezarlığı’nda Taylan Özgür’ün yanına defnedin,” demişti ama olmadı… İdamından önce bir mektup göndermişti: “Doğuşun tabii sonucu ölümdür,” diyor, “baba, ne yazık ki erken karşımıza çıktı…” Üzülmeyin falan diyor… Kısa bir mektuptu… (Hıdır İnan)

***

Nice engelleri aşıp doğruldunuz,

Nice cenge girip nice yoruldunuz,

Kadı divanında ne çok soruldunuz…

Yolunuz açık olsun ey koca yürekler…

Bu kavga bitmedi, dinlenmeniz gerek…

Tam bağımsız Türkiye ideali için başlatılan Mustafa Kemal yürüyüşünü mutlaka tamamlayacağız, size söz olsun…

Yıldızlar yoldaşınız olsun…

Anılarına saygıyla…

Siyasetçi, İktisatçı ve Köşe Yazarı