Yeni Parti’nin ilk ve son sınavı – Hakan Paksoy Yazdı

Türkiye yeni bir eşikte. Eli kanlı katiller sürüsüne affın başlangıcı olan “Çerçeve Yasa” taslağı TBMM’ye getirilmek üzere. Ama taslak önce çetebaşı Öcalan’a ve yöneticilerine götürülüyor ve onayları alınıyor. Yazık, milletin hayatına da bununla yön verecekler. Ne kadar onur kırıcı bir durum değil mi?
Bu süreç Terörsüz Türkiye diye başlamıştı. Türkiye’yi yönetenler de terör örgütünün onayladığı yasayla terörü önleyeceklerini söylüyorlar. Peki, bu yasa PKK terör örgütüne özel çıkarılmak istendiğine göre hangi terörü önleyecek diye sormak gerekmez mi? IŞİD, DHKP-C, FETÖ, MLKP, Hizbullah, El Kaide… bunlar için de ayrı ayrı yasa mı çıkacak?
Öyle böyle de değil. Çıkacak bu yasa Türkiye’nin gelecekteki varlığına da etki edecek. Önce, tek millete ait olan millî egemenlik, egemenliğin ve devletin unsurlarla paylaşılmasına dönüşecek sonrası da şartlara göre oluşacaktır. Türkiye topraklarının paylaşılmasına kadar gidebilecek kadar ucu açık bir husus.
Tarihe tanıklık ettiğimiz bir dönemdeyiz yani. Bu dar geçitten çıkabildiğimiz ölçüde gelecek daha iyi şartlarda olabilecektir. Hatta bugünü sağlıklı aşabilmek geleceğin ön şartı.
Atatürk’e verilen sözler
Burada en önemli görev Yeni Parti’ye düşmektedir. İddiaları vardır. “Cumhuriyeti kuran kadronun devamıyız” diyorlar. Partiyi kurdukları gün Özgür Özel, Birinci Meclis’te, “Cumhuriyetin değerlerini yeniden halkın iktidarıyla buluşturma kararlılığı(nı)” vurguladı; Anıtkabir’i ziyarette deftere “Kuşatılan mirasınızı koruma görevi, Yeni Parti’nin kadrolarına emanettir” diye yazdı.
O zaman yapılması gerekenlerin en başında, Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu bu cumhuriyeti terörizme ve teröriste teslim etmemektir. Önce İmralı ve Kandil’deki teröristlerin gördüğü “Çerçeve Yasa’nın” çıkmasını önlemek için çalışmalılar. Ama, biz daha önce gördük de diyebilirler. O zaman da halktan gizlemiş olurlar ki bu durumda her şey değişir.
Hukuk da mâni
Bu yasayı önlemek için hukuki sebepler de var.
Türkiye Cumhuriyeti aynı haklara sahip eşit bireyler esasına göre kurulmuştur. Kuranların da başındaki lider büyük dâhi Atatürk’tür. Din, etnik unsur, kimlik gibi farklıların Osmanlı Devletini ne hâle getirdiğini tarih yazmaktadır. Onun için bütün farklılıklar eşitlenmiştir ve ortadan kaldırılmıştır.
Uluslararası hukuk da etnik unsurları milletin bir parçası saymaktadır. Yeni nesil PKK açılımı, Türk Milleti’nin eşit birer üyesi olan Kürt kökenli vatandaşları hukuki manada halk seviyesine yükseltmeyi hedeflemektedir. Gerçekleştiği takdirde anayasadaki millet tarifi değişecek, millet, halkların bileşkesi olarak tanımlanacaktır. Bu da bölücübaşının dediği “millete değil devlete ait olmak” demektir. Bunun sonucu da self-determinasyon (kendi kaderini tayin) hakkının tanınması sonucunu getirir. Ki bu da Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşadığı müddetçe tehdit altında bırakır.
Tehdit de büyük
Aynı zamanda egemenliğin paylaşılmasıdır da. Ortaklık devleti ve ortaklık vatanı anlamına gelir. Atatürk’ün, “Hâkimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından, hiç kimseye ilim gereğidir diye, görüşme ve tartışmayla verilmez. Hâkimiyet, saltanat, kuvvetle, kudretle ve zorla alınır.” sözleri akıllardan çıkmamalıdır. Dünya ve Türk tarihinin en çok ortaya koyduğu savaş sebeplerindendir.
Egemenlik bölünme ve ortak da kabul etmez. Dolayısıyla etnik topluluklara siyasi statü vermek milletin birliğine en büyük tehditi yaratmaktır. Parçaların hepsi de bu tehdit altında yaşayacaktır. Unutulmamalıdır ki yamalar hep ek yerlerinden kopmaya başlarlar.
Büyük Atatürk de bu sebeplerden çıkan savaşları ve doğan ayrılıkları yaşayan neslin insanıdır. Bu tecrübe onu ve arkadaşlarını cumhuriyeti kurarken tedbir almaya yöneltmiştir. Yeni Parti yönetimi bunu aklından hiç çıkarmamalıdır.
Yeni Parti’nin çerçeve yasayı önlemeye çalışmak için çok önemli bir sebebi daha vardır. Bu yasanın çıkmasına yardım ettiği takdirde önümüzdeki seçimlerde toplumun önemli bir kesimiyle ilişki kurması imkansız hâle gelecektir.
Yeni Parti ana muhalefet partisidir. Türkiye’nin kötü gidişini değiştirmek iddiasındadır. Birçok kesim de Türkiye’nin artık düzelmesini istemektedir. Yeni Parti’nin, kendisine ihtiyacı olanlardan daha fazla, iktidar olmak için, kendisinin onlara ihtiyacı vardır. Ancak bu ihtiyacın karşılanması milletin birliğine kast edenlerle birlikte hareket etmemeye de bağlıdır.








