Zülâl Kalkandelen Trump’ın Tehditlerini ve Erdoğan’ın Sessizliğini yazdı
Cumhuriyet yazarı Zülâl Kalkandelen, Erdoğan–Trump Beyaz Saray görüşmesini “skandallarla” geçtiğini yazarak sert eleştiride bulundu. ABD’li yetkililerin söylemleri, Heybeliada Ruhban Okulu ve enerji/askeri alımlara ilişkin pazarlıklar, Kalkandelen’e göre Türkiye’nin ulusal çıkarları ve Lozan ilkeleri açısından büyük risk içeriyor.

Cumhuriyet yazarı Zülâl Kalkandelen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın altı yıl aradan sonra Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeyi sert ifadelerle değerlendirdi. Kalkandelen’e göre Washington ziyareti “skandallarla” geçti; hem ABD yetkililerinin açıklamaları hem de görüşme sırasında ortaya çıkan söylemler Türkiye kamuoyunda tepki topladı.
Kalkandelen’in köşe yazısında öne çıkan iddialar ve tespitler şöyle:
ABD Dışişleri ve diplomatik kanattan gelen söylemler: Kalkandelen, ABD yetkililerinin “Erdoğan’a meşruiyet veriyoruz” gibi ifadeleri ve Türkiye’ye yönelik küçümseyici tanımları sert şekilde eleştirdi. Bu sözlerin Türk halkına hakaret anlamına geldiğini yazdı.
Beyaz Saray’daki diyaloglar: Yazara göre Trump’ın Erdoğan’a yönelik “hileli seçimleri o bilir” şeklindeki ifadesi ve ilişkilerdeki pazarlık dili, Türkiye’nin ulusal onurunu zedeledi. Kalkandelen, Trump’ın, Erdoğan’ı “dizginlemek” ve ekonomik baskı tehdidiyle pazarlık yapmak gibi tutumları da gündeme getirdiğini vurguluyor.
Dış politikaya doğrudan müdahaleler: Trump’ın “Rusya’dan petrol almamak” gibi tavsiyelerinin Türkiye’nin egemen dış politika tercihleri üzerine direkt etkide bulunduğunu ileri süren Kalkandelen, ziyaretin ardından açıklanan büyük LNG ve uçak alımı anlaşmalarını “halkın sırtına yüklenecek maliyetler” şeklinde yorumladı.
Lozan, Heybeliada Ruhban Okulu ve Tevhid-i Tedrisat: Kalkandelen, görüşmede Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasının konuşulmasını Lozan’a ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na aykırı olarak değerlendirdi; bunun milli hukuka aykırı bir adım olabileceğini belirtti.
Barrack ve “ulus-devlet” söylemi: ABD’nin Ankara Büyükelçisi’nin, “Ortadoğu diye bir şey yok; önce birey, sonra kabile, en sonda ulus olur” şeklindeki açıklamalarını anımsatan Kalkandelen, bu tür söylemlerin ulus-devlet anlayışına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerine yönelik ideolojik bir saldırı olduğunu savundu.
Zülâl Kalkandelen sonuç olarak, ziyaretin “kapitülasyonları andıran dayatmalar” içerdiğini; Türkiye’nin egemenlik ve hukuk açısından tartışmalı bir sürece itildiğini ileri sürdü. Yazı, Washington görüşmesinin sadece protokol değil; ekonomik, hukuki ve toplumsal sonuçları olabilecek bir dizi pazarlığın parçası olduğunu iddia ediyor.
Yazının Tümünü Okumak İçin: CUMHURİYET
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:









