23 Nisan, Yılda 1 Gün Kutlanacak Bayram Değildir – Tevfik Kızgınkaya Yazdı

23 Nisan, Yılda 1 Gün Kutlanacak Bayram Değildir – Tevfik Kızgınkaya Yazdı
Yayınlama: 25.04.2026 20:56
A+
A-

Tevfik Kızgınkaya, Türkiye’de son dönemde yaşanan olaylar üzerinden eğitimden ekonomiye, yargıdan yönetim anlayışına uzanan sert bir sistem eleştirisi ortaya koyuyor.

Sınırımızdaki savaşın gölgesinde kalan ülkemizin gündemi acı olaylarla sarsıldı.

İki çocuğun okul arkadaşlarını ve öğretmenini öldürmesi,

Bu çocuklardan birisine eski bir bürokrat, emniyet müdürü olan babasının silah eğitimi vermesi,

6 yıldır kapalı olan Gülistan Doku dosyasının gerçek bir Cumhuriyet Savcısı tarafından açılması ve cinayetin ortaya çıkarılması,

Failin yine bir bürokratın, valinin oğlu olduğu, valinin de olayın üstünü örttüğü iddiaları…

Bu yürek yakan olayların nedenleri ve sonuçları,

İktidarın Milli Eğitimdeki gerici politikasının sonuçlarını,

Kanun ve kural tanımaz devlet yönetim anlayışının bürokrasiye nasıl yansıdığını,

Tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

*

Bu kanun, kural tanımayan anlayışın yarattığı tek adam düzende,

İktidar yandaşı şirketlere elden teslim edilen ihaleler, sağlanan krediler, silinen vergi borçları gibi destekler sıradan haberler haline geldi.

Yandaş şirketler bu desteklerle yetiniyorlar mı, tabi ki hayır.

Çalışanlarının, işçilerinin açlık sınırının altındaki maaşlarını da ödemiyorlar.

Son örnek, Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen maden işçileridir.

2023’ten beri alacakları olan, son bir yıldır da maaşlarını dahi alamayan emekçiler,

Dertlerini anlatmak için geldikleri Bakanlığın önünde,

Bakan veya bir yetkili yerine polisle karşılandılar, göz altına alındılar.

Haklarını arayan işçilerin üstleri çıplak, karınları aç bekleyişleri,

Bu tek adam düzeninin bir diğer yüzünün de göstergesidir.

Diğer sendikaların bu işçilerle dayanışmadan uzak kalmaları ise,

Bu düzenin yarattığı sendikaların halini göstermektedir

*

Yandaş şirketlere kazandırılan paralar Devletin yani Milletin paralarıdır.

Bu talan düzeninde paranın kaynağı ise,

İktidarın her seferinde baş vurduğu sattığı varlıklarımızdır, zamlardır ve vergilerdir,

Ödeyen ise açlık ve yoksulluk sınırının altında,

28.075 lira asgari ücretle ve altında maaşla geçinmeye çalışan emekçilerdir,

23 bin 550 lira ortalama aylıkla yaşamaya çalışan emeklilerdir,

Yanı yine Milletin kendisidir.

*

Üretmeyen, borçlanmaya dayalı bu tüketim ekonomisinin sonucu,

Merkez Bankasının yıllık enflasyon beklentisi yüzde 51,56’ya çıktı.

Hazine ve Maliye’ye Bakan Mehmet Şimşek de suçluyu açıkladı,

Enerji maliyetlerinin yükselmesi.

Türkçesi, hayat daha da pahalanacak,

Yeni vergiler ve zamlar birbirini kovalayacak,

Milletin açlığı ve yoksulluğu daha da artacak…

*

Bu öylesine doymaz bir düzen ki,

Ekonominin yükünü yüklediği Milletin iradesini de yok sayıyorlar,

Kentlerin gelirlerine ve kaynaklarına da sahip olmak istiyorlar,

Yargı eliyle CHP’li belediyelere el koymaya devam ediyorlar.

Silivri’de sürdürülen davalar da bu kuralsız ve kanunsuz düzenin bir başka yansıması.

Yandaş medyalarda parlatılan ama iddianamelerde olmayan suçlar,

İsnat edilen suçlarla ilgisi olmayan iddianameler,

İddianamelerde adı bile geçmeyenleri tutuklu yargılamalar,

Bu davaların dayanağı olan gördüm, duydum iftiralarından dönen iftiracılar,

İktidarın yargıdan ne anladığını göstermektedir.

*

Bu tek adam düzeninin üç temel ayağı vardır,

Eğitim, ekonomi ve yargı.

Eğitimde, kendilerine siyasi taban yaratma hedefi,

Ekonomide, Millete ait olan ülkenin tüm kaynaklarına ve gelirine el koyarak zenginleşmek ve kendilerine bağlı bir sermaye sınıfı yaratma isteği,

Yargıda da kendilerine ve bu düzene karşı çıkanları ve muhalefeti susturma, yok etme çabası.

*

Yine aklıma düştü Timur Selçuk’un Pireli şarkısı,

Bu düzen böyle mi gidecek?

Pireler filleri yutacak…

Sorunun yanıtını verecek olan,

Bu sömürü düzeninin yükünü taşıyan, eziyetini çeken, mağduru olan,

Çalışanlardır, işçilerdir, emeklilerdir, Millettir.

Millet, 106 yıl önce kazandığı Egemenlik hakkıyla,

İradesini göstereceği seçimleri daha yüksek sesle istemelidir.

Erken değil, hemen şimdi seçim.

23 Nisan, yılda 1 gün kutlanacak bayram değildir.

Ulusal Egemenlik 365 gün var olan demokratik temel bir haktır,

Geleceğimize ve çocuklarımıza karşı olan sorumluluğumuzdur.

 

1956 Erzincan doğumlu olan Kızgınkaya, 1981’de Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Makine Bölümü’nden mezun olarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanını aldı. Toplumsal yaşamında Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcılığı, Ziraat Mühendisleri Odası ve TMMOB’de çeşitli görevler, YAYED Yönetim Kurulu üyeliği, Çankaya Kent Konseyi Başkanlığı ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanlığı yaptı. Siyasette SHP İzmir İl Gençlik Kolları Başkanlığı, CHP Ankara İl Başkan Yardımcılığı, Çankaya Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü ile Özel Kalem Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Ayrıca Adalar Belediyesi Başkan Danışmanlığı yaptı. Basın alanında, 1999-2000’de TV8’de 8. Gün programında yer aldı; 2004-2014 yılları arasında Kanal B’de Üretimden İhracata ve Ortak Çözüm programlarını hazırlayıp sundu. Halen Tüm Emekliler Dayanışma Ağı Merkez Yöneticisi, Sanatçılar Girişimi üyesi, TMMOB Denetleme Kurulu üyesi, ADD Danışma ve Kültür Kurulu üyesi, ayrıca Atatürkçü Düşün dergisi editörlüğünü sürdürmektedir. “Cumhuriyet tarihi ve Atatürkçü Düşünce” üzerine çok sayıda konferans vermiş olan Kızgınkaya, Aklın Yolu Cumhuriyet, Türkiye’nin Gerçeği – Esaretten Bağımsızlığa ve Türkiye’nin Gerçeği – Bağımsızlığın Kırılışı adlı kitapların yazarıdır. Evli ve bir çocuk babasıdır.