Albert Camus Ve Sisifos Söyleni – Davut Köksoy Yazdı

Albert Camus Ve Sisifos Söyleni – Davut Köksoy Yazdı
Yayınlama: 07.05.2026 10:50
A+
A-

Davut Köksoy, Albert Camus’nün “Sisifos Söyleni” kitabı üzerinden insanın anlam arayışını, dünyanın sessizliği karşısındaki uyumsuzluğu ve anlamsızlığa rağmen yaşama başkaldırısını ele alıyor.

Son günlerde okuduğum ilginç kitaplardan birini bu yazımda sizlerle paylaşmak istiyorum: Albert Camus’nün “Sisifos Söyleni.”

Can Yayınları tarafından 40. baskısını okuduğum kitabı Tahsin Yücel dilimize çevirmiş ve Kasım 2018’de yayımlanmış.

Albert Camus’nün 1942 yılında yayımlanan Sisifos Söyleni (Le Mythe de Sisyphe) adlı eseri, modern felsefenin en sarsıcı sorularından birini sorarak başlar: “Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, o da intihardır.” Bu iddialı giriş, okuyucuyu yaşamın anlamını sorgulayan soğuk ama bir o kadar da özgürleştirici bir yolculuğa çıkarır.

Kitap başlıca dört bölümden oluşur:

Uyumsuz Bir Uslamlama

Uyumsuz İnsan

Uyumsuz Yaratım

Franz Kafka’nın Yapıtında Umut ve Uyumsuz

Camus, insanın anlam arayışı ile dünyanın sağır sessizliği arasındaki o uçurumu “Uyumsuz” (Absürt) kavramıyla tanımlar. İşte kitabın temel durakları:

  1. Uyumsuz Bir Uslamlama (Akıl Yürütme): Camus bu bölümde, uyumsuzluk duygusunun nasıl doğduğunu inceler. İnsan zihni her şeyde bir mantık ve bütünlük arar; oysa dünya karmaşık, dilsiz ve mantıksızdır. Bu iki kutup arasındaki çatışma “Uyumsuz”u yaratır.

İntihar ve Kaçış: Camus’ye göre intihar, bu uyumsuzluğu kabul edemeyip yenilgiyi seçmektir.  Öte yandan din ya da metafizik umutlara sığınmak da “felsefi bir intihar”dır; çünkü zihni devre dışı bırakır.

Başkaldırı: Gerçek çözüm ne ölmek ne de umut etmektir. Çözüm, uyumsuzluğu her an bilincinde tutarak ona başkaldırmaktır. Yaşam, anlamlı olduğu için değil, anlamsızlığına rağmen yaşanmaya değerdir.

  1. Uyumsuz İnsan: Peki, anlamın olmadığı bir dünyada nasıl yaşanır? Camus burada etik kurallardan ziyade bir “yaşam niceliği” sunar. Uyumsuz insan, yarını düşünmeden, ebedi bir ödül beklemeden anı yaşayan kişidir.

Don Juan: Aşkta birliği değil, çeşitliliği arar. Her yeni başlangıçta yaşamın geçiciliğini kutlar.

Oyuncu: Birkaç saatliğine başka hayatları yaşayarak, insanlık durumunun faniliğini sahnede somutlaştırır.

Fatih (Maceracı): Eylemin kendisindeki beyhudeliği bilerek, sadece o anki mücadelesi için savaşır.

  1. Uyumsuz Yaratım: Sanat, uyumsuzluğun en saf dışavurumudur. Camus’ye göre gerçek bir uyumsuz yapıt, açıklama yapmaya veya bir öğreti sunmaya çalışmaz; sadece betimler. Yaratıcı (sanatçı), eserinin bir gün yok olacağını ve hiçbir şeyi “çözmeyeceğini” bile bile üretir. Bu, insanın kendi kaderine karşı en soylu direnç biçimidir. Sanat, uyumsuzluğu katlanılabilir kılan bir oyun alanı, zihnin kendi sınırlarını test ettiği bir aynadır.
  2. Franz Kafka’nın Yapıtında Umut ve Uyumsuz: Kitabın ek bölümünde Camus, Kafka’nın evrenini masaya yatırır. Kafka’nın kahramanları (Bay K. veya Gregor Samsa), açıklanamaz ve korkunç bir sistemin içinde debelenirler. Camus, Kafka’yı hem bir “uyumsuz” ustası hem de riskli bir figür olarak görür. Kafka’nın eserlerinde trajedinin içinden sızan o belirsiz “umut” ışığı, Camus’ye göre uyumsuzun saflığını bozma riski taşır. Ancak Kafka’nın asıl dehası, tanrısal bir adaletin yokluğunu; gündelik hayatın sıradanlığı ve dehşeti içinde anlatabilmesidir.

Sonuç: Sisifos’un Mutluluğu Kitabın sonunda Camus, Yunan mitolojisindeki Sisifos figürüne döner. Tanrılar tarafından bir kayayı sonsuza dek bir tepenin zirvesine çıkarmaya mahkûm edilen Sisifos, tam tepeye ulaştığında kayanın geri yuvarlanışını izler. Sisifos’un trajedisi, bilincindedir. Ancak Camus bizi şaşırtır: “Tepelere doğru tek başına didinmek bile bir insan yüreğini doldurmaya yeter. Sisifos’u mutlu tasarlamak gerekir.” Çünkü kaya onun kayasıdır, bu beyhude çaba onun kendi seçimidir ve kaderi tamamen kendi ellerindedir.

Özetle: Sisifos Söyleni, karamsar bir kitap değil; insanın anlam dayatılan bir evrende kendi özgürlüğünü ilan etme manifestosudur. Camus bize “Hayır” demeyi ve bu anlamsız dansın içinde dimdik durmayı öğretir.

 

1953 yılında Kırıkkale’nin Ulaklı köyünde dünyaya gel- di. Annesini ve babasını çocuk yaşta kaybedince ağabeyi ile Yetiştirme Yurdu’na verildi. İlkokulu Kızılcahamam, Ortaokul, Lise ve Yüksek okulu Ankara’da okudu. GEE İngilizce bölü- münü bitirdi. 1974 yılında T.C.Emekli Sandığı’nda işe başladı. 1994 yılında öğretmenliğe geçti 18 Ocak 2000 de emekliye ayrıldı. Emekli olduktan sonra 20 yıl çeşitli dersanelerde ve özel okullarda görev yaptı.Çeşitli derneklerde üyelik ve yöneticilik yaptı. Kibder (Kim- sesiz Çocuklar Birleşme ve Dayanışma Derneği), Yurt Ay Der (Yetiştirme Yurdundan Ayrılanlar Kültür ve Dayanışma Derne- ği), Tüm Der, Töb Der, Eğit Der, ADD, Bised bu derneklerden bazılarıdır. TYS (Türkiye Yazarlar Sendikesı) üyesidir.Gazete ve dergilerde yazıları ve şiirleri yayımlandı. Abece, Öğretmen Dünyası, Berfin Bahar, Bağlaç, Yoğunluk, Özgür Sanat, Edebiyat Nöbeti, Yeni Gelen, Varlık Dergisi gibi.Evli, bir oğlu iki torunu vardır. Ankara’da yaşamaktadır.