Ba(ba)kış – Yusuf İpekli Yazdı

İki arkadaş çay bahçesinde oturuyor. Önlerinde masa, masanın üzerinde yarısına kadar su dolu bardak. Biri diyor ki: “Bardağın yarısı dolu.” Öteki durur mu? “Kör müsün oğlum, yarısı boş!”
Dolu diyen kendi kendine söyleniyor: “Nedensizce boş dedi…”
Boş diyen bağırmaktan korkuyor olmalı ki kısık sesle mırıldanıyor: “Ne densizce…!”
Ben de soruyorum: “Neden sizce?”
Ba-kış açısı ha!
Çok doğru! Bin yıl düşünsem aklıma gelmezdi “Ba” ile “Kış”ın hem ayrı hem yan yana olduğu…
Şimdi babanın bası çıkıp diyor ki: “Çalışanımızı, emeklimizi enflasyona ezdirmediiiik, ezdirmeyeceğiiiiz!”
Kış yanıt veriyor: “İyi de gi-çi-ne-mi-yor(um).”
Babanın bası bağırıyor: “Şeytan aldatmış, affet(de)meyiz!”
Kış yapıyor kışlığını: “Bu sefer tövbe hesabı açtık, ver kurtul.”
Tövbe estağfurullah!
Ba(ba), bas bas bağırarak diyor ki: “Köylü milletin efendisidir!” Kış, bu durur mu? Köylü ayol diyor,“Çok görülmez.”
Bütün suçu, günahı kavram veya kelimede arayan biri var ki okula mektep, eğitime maarif, denetime teftiş, öğrenciye talebe, sınava imtihan diyor; öteki ise soğana sarımsak, paraya pul, insana kul…
Ba(har) diyor ki: “Haramdır faiz, nas var nas!” Kış cevap veriyor: “Aldın yedin, aldın yedin! Bana ne, ben karışmam; karşılıksız para bas!”
Ellerini ovuşturarak “Yaşasın butlan!” diyor biri. Butlancı başı ise aldırmadan arkasından sesleniyor: “Boş ver, düşünme, yürü, işine bak; kapat eski defterleri, gerekirse gemileri yak!”
Önce bu(lu)tlan yani, sonra umutlan…
Ba-kış açısı mı? Olmaz olsun be birader, böyle bakış açısı olmaz olsun!
Olur mu?
YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN








