DEM’in Keyfi – Suay Karaman Yazdı

DEM’in Keyfi – Suay Karaman Yazdı
Yayınlama: 27.10.2026 11:52
A+
A-

10 Ağustos 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda 468 milletvekilinin oyuyla kabul edilen ve adına çerçeve yasa denilen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanuna, 88 milletvekili ret oyu vermişti. 6 milletvekili çekimser oy kullanırken, 30 milletvekili oylamaya katılmamıştı. Bu durumda kabul oyu vermeyen 124 milletvekili vardı. Bunların içinde ana muhalefet partisi olan Yeni Parti’den 54 milletvekili de hayır oyu vermişti.

TBMM tarafından çıkarılan yasaları, Anayasa Mahkemesi’ne götürmek için Cumhurbaşkanı, birinci ve ikinci büyük parti (iktidar ve ana muhalefet partileri) ya da 120 milletvekilinin imzası gerekmektedir. Bu durumda çıkarılan çerçeve yasanın Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi için ana muhalefet partisinin grup kararı alması ya da 120 milletvekilinin imzası gerekiyordu ve başvuru için son gün 19 Ekim Pazartesi günüydü. Ne yazık ki böyle bir girişim olmadı.

Yeni Parti, bu yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapabilecek tek partiydi. Ana muhalefetin genel başkanı Özgür Özel, bu yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürmek yerine, 19 Ekim Pazartesi günü Yeni Parti genel merkezine gelen DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile  yaklaşık iki saat süren bir görüşme yaptı. Bu görüşmede terörsüz Türkiye, barış ve demokratik toplum süreci, çerçeve yasa ve meclis izleme kurulu beklentileri, ekonomik kriz, yoksulluk gibi güncel gelişmeler gündeme geldi.

Özgür Özel, görüşmenin ardından yapılan ortak açıklamada, “Türkiye’deki barış süreci, terörün sona ermesi, silahların bırakılması, çatışmaların bir daha geri gelmemek üzere son bulmasında bu topraklar üzerinde yaşayan hiç kimsenin zararı yoktur. Buradan herkes faydalı çıkar. Hem ülke yeni acıları yaşamaz hem de bundan sonra silahlanmaya, savunma harcamalarına, terörle mücadeleye değil kalkınmaya bütçe ayrılır. Ülkenin geleceğine yatırım yapılır. Ülkede yaşayan herkesin tüm farklılıklarıyla kardeşçe yaşayabileceği huzurlu bir ortam için önemlidir. Biz bu noktada tarihin doğru tarafında yer almak gerekir dediğimiz ilk günkü tutumumuzu son ana kadar değiştirmedik ve bu durumumuzu tekrar teyit ediyoruz.” dedi. Bu açıklama destek verilen bölünmeye, onay da verildiği anlamına gelmektedir.

Böylece Yeni Parti yönetimi, Türk halkının iradesine aykırı olarak, ABD’nin, AB’nin, NATO’nun, BOP’un yolundan yürüme konusuna ortak olmuştur. Zaten Kürt sorunu, eşit yurttaşlık, anadilde eğitim, yerel yönetimlere özerklik şartını dilinden düşürmeyen Özgür Özel, 22 Ekim 2024 tarihinde CHP Grup toplantısında el yükseltip Kürtlere devlet teklif etmişti. 23 Ekim tarihinde yapılan Yeni Parti Diyarbakır İl kongresindeki Kürtçe afişler, partinin yönünü açıklamaktadır. Üstelik bu afişler Siyasi Partiler Kanunu’nun 81/c maddesine de aykırıdır. Ancak Anayasa’ya aykırı çerçeve yasaya evet demekten çekinmeyen ve Anayasa Mahkemesi’ne gitmeyen Yeni Parti’ye de bu yakışır. Çerçeve yasa nedeniyle, ülkemizin Irak ve Suriye gibi, ABD ve NATO’nun eylem alanına döndürüleceği de açıktır.

PKK terör örgütü ve meclisteki uzantısı DEM parti, Kürt siyasi kimliğinin anayasal olarak kabulü istenmektedir ki bu durumda anayasanın 66. maddesinin kaldırılmasını gündeme getirilecektir. Bunun yanında anayasanın 42. maddesinin değiştirilerek Kürtçe eğitim hakkının tanınmasını istenmektedir. Genel başkanlarından Tuncay Bakırhan, milli devletin sona ermesi gerektiğini açıkça dile getirirken, DEM Parti Diyarbakır milletvekili Cengiz Çandar, anayasanın 42. ve 66 maddeleri değişirse DEM Partinin Tayyip Erdoğan’a cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy vereceğini söylemiştir.

Şimdi; çerçeve yasaya göre birkaç ay içinde binlerce PKK terör örgütü üyesi serbest kalacak, bir iki yıl içinde de PKK terör örgütünün bebek katili başı ve diğer bütün terör örgütlerinin üyeleri de bu yasadan yararlanarak serbest kalacaktır. PKK terör örgütünün bebek katili başının üç yıl içinde milletvekili bile olması gündeme gelecektir. Bu gelişmeler sonucunda DEM’in keyfi yerindedir, buna destek olanların da nerde durdukları ve yerleri bellidir.

Cumhuriyeti yok etmekte ve ülkemizi bölmekte PKK terör örgütüyle iş birliği içinde olanların başaramayacakları görülecektir. Ne olursa olsun, demokratik ve laik cumhuriyetimiz, ulus ve üniter devletimiz, mutlaka bu saldırılardan da kurtulacaktır. Bunun böyle bilinmesi gerekir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

13 Temmuz 1959 tarihinde İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamladı. Jeoloji Mühendisliği Bölümü (1983) ve İşletme Bölümü (1998) mezunu. Lisans üstü çalışmalarını Trafik Planlaması ve Uygulaması anabilim dalında (2002) ve Hayvancılık İşletme Ekonomisi anabilim dalında (2003) tamamladı.1983-1985 yıllarında ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1986-1987 yılları arasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda yedek subay olarak askerlik görevini tamamladı. 1988-2006 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 2006-2018 yılları arasında Gazi Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. Gazi Üniversitesi’nin bölünmesiyle 2018 tarihinden beri Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalışmaktadır.1993 yılında “Bilgisayara Giriş ve Basic” ile “Fotogrametri” kitaplarını yayınladı. Mart 2019 tarihinde “İnadına Cumhuriyet” adlı kitabını yayınladı. Kasım 2021 tarihinde “Türkiye Uçuyor” adlı kitabını yayınladı. Bir süre Cumhuriyet ve Ulus Gazeteleri ile Türkiye Sorunları Dergisi’nde yazı yazmıştır. Kasım 2005-Haziran 2020 tarihleri arasında İlk Kurşun Gazetesi’nde her hafta yazıları yayınlanmıştır. Halen Azim ve Karar Sitesinde yazı yazmaktadır.“Parçalanma Dil İle Başlar” makalesiyle, Dil Derneği tarafından 26 Eylül 2016 tarihinde 84. Dil Bayramı Onur Ödülü’ne layık görülmüştür. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin eski Genel Sekreteri’dir. 1961 Anayasası ve Çağdaş Demokrasi Vakfı’nın Başkanı’dır. Halen Tüm Öğretim Elemanları Derneği’nin (TÜMÖD) Genel Sekreteri’dir. Evli ve iki çocuk babasıdır.