Adalet Tahterevallisi – Melih Demirel Yazdı

Adalet …
Bu memleketin en masum kelimesi. Aynı zamanda en çok kirletileni.
Bir süredir öyle hoyratça kullanılıyor ki, eline alan kırbaç niyetine sallıyor, sıkışan “ilke” diye sarılıyor, vaziyet değişince “nezaket” diye geri çekiliyor. Siyaset meydanlarının en sert tokadıyla en yumuşak tebessümü arasında gidip gelen bir oyuncak hâline getirildi.
Ve bu tehlikeli oyunun başrollerinden birinde, ne yazık ki, ana muhalefet makamında oturuyor.
Geçtiğimiz ay Meclis kürsüsünde “Sizi yargılayacağız!” diye haykıran zat, bir hafta önce mitingde aynı adrese dönüp “Gel özür dile, biz zaten çoluk çocukla uğraşmayız” diyebiliyor.
İki cümlenin arasında bir devlet ciddiyeti değil, bir siyasi evrilen-çevrilenlik var.
Bir adalet anlayışından ziyade, bir pazarlık havası var.
Şimdi sormayalım mı?
Adalet sizin pazarlık masanız mıdır Sayın Özel?
Kürsüde tehdit, meydanda müzakere, örgütte infaz…
Hangisi gerçek sizsiniz?
Bir gün iktidarı yargı vaatleriyle sıkıştırıp ertesi gün iktidarla nezaket diplomasisine soyunuyorsanız, bu ülkede adaletin kapısına kilit vuran siz olmuyor musunuz? Yargıyı meydanlardan yönetmeye kalkmak, sonra da bir özür çağrısıyla geri adım atmak… Peki, bu nasıl bir adalet skalasıdır?
Daha acısı, kendi partinizdeki tablo bundan daha temiz değil.
Kendi üyelerini savunmalarını dahi almadan ihraç eden, parti içi hukuku kişisel hesaplaşmalara kurban eden bir anlayışın, bu memlekete adalet getireceğini mi sanıyorsunuz?
Kendi evinde yargısız infaz yapan bir zihniyet, ülkeye hukuk vadederse, buna ancak ironi denir. Hem de acı ironi.
Siyasette en tehlikeli şey, adalet kelimesini elinde eğip büken yöneticidir.
Çünkü o an, adalet kavramı değil, siyasi niyet çıplak kalır.
Ve meselenin bir boyutu daha var…
“İmamoğlu dediğin kadar, CHP demedin”
Sayın Özel’in kurduğu siyaset dili, giderek bir kişinin gölgesine yaslanıyor.
İmamoğlu’nun adını söylemek kolay; çünkü popüler, çünkü rüzgârı var.
Ama CHP demek zor; çünkü sorumluluk istiyor, tutarlılık istiyor, ilke istiyor.
İşte tam da bu yüzden Özel’in siyasetteki en büyük açığı gün gibi ortada:
Sabah akşam İmamoğlu, CHP nerede?
Meydanlarda adalet vaat etti, örgüt içinde adaletin kapağını kapattı.
Kitlelere büyük sözler verdi, kendi evindeki hukuksuzlukları görmezden geldi.
Bir partinin omurgası kişiye değil, ilkeye dayanır.
Eğer ilke yoksa, kişiyi de bir gün rüzgâr uçurur.
CHP’nin kendi içinde oturtamadığı adalet terazisi ülkeye adalet dağıtamaz.
Bu yüzden sözümüz net, çağrımız açıktır:
Önce kendi içinizde adil olun.
Yargıyı siyasetin tahterevallisinden çekin.
Bırakın adalet makamı işini yapsın.
Bu ülke adaleti, liderlerin öfkesine göre büyüyüp özrüne göre küçülen bir gölge olmaktan kurtardığı gün gerçekten nefes alacaktır.
Ve belki o zaman, adalet kelimesi yeniden hak ettiği ağırlığa kavuşacaktır.








