Aynılar Aynı , Ayrılar Ayrı Yere – Melih Demirel Yazdı

Nihayet beklenen oluyor…
38.Kurultay’ın hülle yöntemiyle ele geçirildiğine ilişkin tartışmaların istinaf aşamasında da hukuken karşılık bulmasının ardından, günlerdir kartondan devrimcilik oynayan, köpükten kahramanlık üreten, her sabah yeni bir mağduriyet, her akşam yeni bir kurtuluş destanı yazan arkadaşlar, sonunda kendi yollarına gitmeye karar verdiler.
İyi de oldu.
Çünkü bazen aynı çatı altında yaşanıyor gibi gözüken en büyük sorun, fikir ayrılığı değil; karakter ayrılığıdır. Aynılar aynı yerde durmalı, ayrılar da kendi yollarını seçmelidir.
Şimdi ise bir yurttaş olarak gerçekten merak ediyorum.
Yeni partinizin bu millete vaadi ne olacak?
Mesela İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve müteahhit arkadaşlarına yönelik “özgürlük turları” tam gaz devam edecek mi? Yoksa artık yeni logolu, yeni flamalı, yeni marşlı bir dayanışma modeli mi geliştireceksiniz?
Kuruluş kutlamaları kapsamında, CHP günlerinizde neredeyse toplumsal bir refleks hâline getirdiğiniz dahiyane bir aklım ürünü olan “ışıkları kapat-aç” eylemini yeniden sahneleyecek misiniz?
Peki ya kırmızı kart?
Hani meydan meydan dolaşıp, memleketin bütün sorunlarını çözeceğine inanılan o meşhur kırmızı kart…
Yeni partinizin açılışında onu da çıkaracak mısınız?
Belki bu kez kartın rengi değişir.
Belki mor olur.
Belki turkuaz.
Ama içi boş olunca rengin pek bir önemi olmuyor zaten, neyse…
Merak ettiğim başka bir konu daha var.
Artık, üzerinizde hiçbir zaman taşıyamadığınız, omuzlarınıza elli beden büyük gelen CHP sorumluluğu yok.Kuruluş şerefine yine soluğu elinizde mesir macunuyla iktidarın kapısında mı alacaksınız?
Yoksa bu kez “normalleşme”, “yumuşama”, “uzlaşma”, “kucaklaşma”, “barışma” gibi kelimelerden oluşan yeni bir siyasi sözlük mü hazırlıyorsunuz?
Bugün CHP’yi mahkeme mahkeme gezdiren adaylarınızı, yine yapay zeka ile belirleyip, yamalı bohcayı sırtınıza vurup, kervanı yolda mı düzeceksiniz?
Dış politikanız mesela…
Kim hazırlayacak?
Kim yönetecek?
Hangi vizyonu ortaya koyacaksınız?
Esad ülkesini terk ederken “Esad’la görüşeceğiz.” diyebilen süper zeka bir aklın ürünü o zaman makinesini yeniden mi çalıştıracaksınız?
Yoksa çözümü yine emperyalist başkentlerin koridorlarında mı arayacaksınız?
Şikâyet dosyalarını koltuğunuzun altına sıkıştırıp “Ağlamayana meme yok.” anlayışıyla kapı kapı dolaşmayı sürdürecek misiniz?
Birde arkadaşlar, değirmenin suyunun izahı da olacaktır umarım bunu da düşünmüşsünüzdür, neyse…
Ekonomi…
Eğitim…
Sanayi…
Tarım…
Teknoloji…
Kalkınma…
Adalet…
Milli güvenlik…
Liste uzar gider.
Sonuçta iktidar iddiasındaki bir partinin sadece sloganı değil, vizyonu da olur.
Sadece yürüyüşü değil, rotası da olur.
Sadece mikrofonu değil, fikri de olur.
Şimdi siz sürekli “Yürüyoruz arkadaşlar!” diyorsunuz ya…
Bence yeni partinizin sloganını değiştirin.
“Uçuyoruz arkadaşlar!” yapın.
Çünkü ayaklarınız uzun zamandır yere basmıyor.
“Paralel” bir ütopyada yaşıyorsunuz.
Vatandaş pazarda etiket okurken siz alkış sayıyorsunuz.
Millet geçim hesabı yaparken siz sosyal medya beğenilerini seçim sonucu sanıyorsunuz.
Sandıkla algoritmayı birbirine karıştırıyorsunuz.
Sonra da her gün yüzde 60’la iktidara geldiğinizi ilan ediyorsunuz.
İnandın ben daha fazlasına inanıyorum.
Eksik söylemişsiniz.
Bu gidişle yüzde 75, hatta yüzde 80 bile alabilirsiniz.
Elbette…
Çıkmaz ayının son çarşambasında yapılacak seçimde, “aramızda kalsın” kazanıyorsunuz arkadaşlar.
Hiç ait olmadığınız yerlerde savaşınız bitti. Mahir Çayan’ın sözleri ile uğurlayalım sizi, nitekim bu durum için daha iyisi söylenmedi;
“Yolunuz açık olsun beyler! Neyse ki ellerimizi sizden kurtardık, hamdolsun! Aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde kümelenirler!”
Hadi…
Uğurlar olsun.








