Bile bile lades

Bile bile lades
Yayınlama: 11.01.2023 21:27
A+
A-

 “Vatanını en çok
                    seven görevini en iyi
                    yapandır.” Atatürk

Hani duyarlı / duyarsız hemen herkes der ya, “hayatım bir büyük roman”dır. Elli dokuz yıllık ömür neler gördü bu hayatta, neler yaşadı neler!

Sözü uzatmadan çalışan çalışmayan üzerinden yürüyüp roman filan yazmadan geçelim konumuza…

Çalışan hata yapar, çalışmayan dedikodu!

Çalışan az konuşur, çalışmayan çoookkkkk…

Çalışan uyumludur, cesur, hoşgörülü, bükülmez beli; çalışmayan öfkelidir, çok bilmiş, hatta ukala, hatta deli…

Çalışan realisttir, korkmaz, ürkmez, çekinmez, sığmaz asla  bendine; çalışmayan yapmacıktır, zarar verir hem topluma hem kendine.

Çalışan şeffaftır, huzurlu, adil; çalışmayan anladığını sansa da kendi kendine avlanır gafil gafil…

Çalışan geleceğe selam yollar, çalışmayan fırsat kollar!

Çalışan hayallerinin peşinden koşar, çalışmayan fasit dairede coşar mı coşar (!)

Çalışan neşelidir, güleryüzlü, şen; çalışmayan der ki her fırsatta illa ben, illa ben…

Çalışan diktir, gözü pek; çalışmayan sinsidir, iftira atar bazen toplu bazen tek tek…

Çalışan ceza alsa da o cezayı görür ödül, çalışmayan ödül için sağa, sola dağıtır özü çürümüş, kuru gül.

Çalışan başı dumanlı dağlar aşar, çalışmayan düz yolda şaşar.

Çalışan rahattır, mesuttur ne mutlu; çalışmayan endişelidir, panik, yüreği kirli, gönlü kurtlu…

Çalışan çalışanı gözüyle bile güder, çalışmayan kendi iktidarına kendisi muhalefet eder.

Çalışan soru(la)nlara, açıkça cevap verir; çalışmayan kaçar, güneş gören kar tanesi gibi erir babam erir!

Çalışan dayısı olmadığından  ağzıyla kuș tutsa görmezden gelinir, çalışmayan dayısı kuvvetli olduğundan gerdan kırsa yeterlidir.

Çalışan paslanmaz, yıldız gibi parlar; çalışmayan onu söndürmek için fırsatlar kollar…

Çalışan fark yaratır, çalışmayan ölümü bile aratır.

Çalışan rahat yatar yatağa uykusu güzeldir güzel; çalışmayan yağcıdır kendisini özel görür, hem de çok özel.

Çalışan ülkenin kazma, kürek, bel ile buğday üretilerek kurulduğunu aklından çıkarmaz, bu buğdayı satarak fabrika açıldığını bilir, unutmaz; çalışmayan adalet der, kalkınma der, fabrika satar, kapatır, dışarıdan buğday alır, verdiği sözleri tutmaz.

Çalışan tamah etmez, el öpmez, etek öpmez, helal içer, helal yer;
çalışmayan bir insanın elli milyon doları, bir evi, bir arabası varsa rahat rahat yaşar der.

Çalışan ölse de etmez asla pes, çalışmayan der ki bile bile lades!

Çalışan adildir, olmaz, olamaz yaradan başka kimseye kul; çalışmayan der ki, “Bir kişiye dokuz, dokuz kişiye bir pul…”

Çalışan devletin baba olan yüzüdür, ehlidir mesleğinin, işinin; çalışmayan yüz karasıdır anasının, babasının, çocuğunun, eşinin!

Tıpkı günümüzün asalakları gibi…

Eee, yazın yediğin hurmalar gün gelir yüzünü tırmalar.

Bilinen anekdottur!

Biri birgün Napolyon’ a sorar, dünyayı zaptetmek için neye ihtiyacın var. Cevap ilginçtir: “Para, para, para.”

Aynı soruyu Büyük Önder Atatürk’e yöneltirler bu sefer. Başarılı olmak için neye ihtiyacın var? Cevap: “Çalışmak, çalışmak, çalışmak.”

Söyleyin bakalım hangisi haklı?

1964 yılında Ankara İli Kalecik İlçesinde doğdu. Çiftçi bir ailenin çocuğu. 1985 yılında mesleğe ilkokul öğretmeni olarak başladı. Türkçe öğretmeni oldu. 20 yıl okul müdürlüğü yaptı. 35 yıl emek verdikten sonra emekli oldu. Özel eğitim alanında 3 yıl müdür olarak özel sektörde çalıştı. Halen özel eğitim öğretmeni olarak görev yapıyor. Makale, inceleme ve araştırmaları Öğretmen Dünyası, ABECE, Eğitim Yaşam, Çağdaş Eğitim dergilerinde yayımlandı. Kalecik Gazetesinde 10 yıl köşe yazarlığı yaptı. Halen HANHANA isimli kültür ve sanat dergisinin editörüdür. Şiirlerini, 1. Çığlığa çağrı 2. Sensiz akşamların yorgun geceleri 3. Gökyüzüne kafa tutan sağanak; AB projesiyle gittiği Avrupa izlenimlerini, "Okulumuz Avrupa" da isimiyle kitaplaştırdı. Basıma hazır kitap taslakları mevcut. Evli, 2 çocuğu, 3 torunu var.
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.