Köylü milletin efendisi iken iktidarın kölesi mi oldu? – Yusuf İpekli Yazdı

Köylü milletin efendisi iken iktidarın kölesi mi oldu? – Yusuf İpekli Yazdı
Yayınlama: 05.10.2025 14:52
A+
A-

1984 yılının Ocak ayında ülkemizde büyükşehir belediyeleri kuruldu. İktidarda bugün siyasi mevta olan ANAP vardı. Başbakan ise Turgut Özal‘dı. O gün itibarıyla İstanbul‘un on beş, Ankara‘nın beş ve İzmir‘in de üç metropol ilçesi vardı. Ülkemizde halen 30 büyükşehir bulunmakta. 2014‘e kadar büyükşehir il merkezi ve merkez (metropol) ilçeleri kapsıyordu. 2014’ten sonra ise büyükşehir belediyelerinin sorumluluk alanı il sınırlarına genişletildi. Belde belediyeleri kapatıldı. Köyler mahalle yapılarak ilçe belediyelerine bağlandı. İçme suyu örneğin Ankara’da ASKİ’ye, İstanbul’da İSKİ’ye devredildi. Köy muhtarlığı etkisiz hale getirildi. Kör karar defteri bile kaldırıldı, köy hizmetleri filan kapatıldı.

Turgut Özal büyükşehir modeli gerekçesini, “Hizmetlerin etkinliğini artırmak, Yönetimde koordinasyonu sağlamak, Mali yapıyı güçlendirmek, İki düzeyli yönetim modeli oluşturmak.” olarak açıklasa da asıl gerekçe büyükşehir yoluyla yerel yönetimlere yerinden yönetim hakkı tanıyıp mali ve idariözerklik sağlamaktı.

Yani, üniter devlet yapısı yerine federatif yapı, Türk milleti yerine çok uluslu Türk, Kürt, Arap milleti.

2014 yılında yerel yönetimlerde zayıflayan mevcut iktidar oy almak için büyükşehirlerin sınırlarını il sınırları olarak tanımladı. Kırsalda kullanılan (köy) oylar büyükşehir şehirlere akınca belediye başkanlıkları yeniden kazanıldı. Zira o yıllarda kırsaldan gelen oylar olmasa mevcut iktidar örneğin Ankara’da büyükşehir belediyesini kazanamıyordu.

Maksat kırsal oylarla belediyeleri kazanmak olmasıydı amamevcut iktidar köy tüzel kişiliğine ait yerleri arsa yaptı. Başladılar bu arsaları haraç mezat peşkeş çekmeye…

Yetmedi mahalle yapılan köylerde yer alan şahsın anasından, atasından miras kalan tapulu alanlara da, evlere de vergi getirdiler.

Sandı ki, belediyeler ebediyyen kendinde kalacak.

Şu günlerde büyükşehire bağlı mahalle statüsünde yer alan köylüler şakır şakır ilçe belediye başkanlıklarına beyanname veriyor. Bu beyannameler sonucundan şakır şakır ceza ödüyor. Neymiş efendim beyanname zamanında verilmemişmiş de gecikme zammı oluşmuşmuş.

Şimdi benim köyüm Ankara’nın Çankırı sınırında yer alan büyükşehire en uzak köylerden biri. Hemen beş kilometre yanımda yer alan Çankırı’ya bağlı köyde böyle bir zorunluluk yokken benim kuş uçmaz kervan geçmez yerim için beyanname, gecikme zammı. Arkasından 2026 yılının Mayıs ayında tahakkuk edecek vergi. Üstelik her yıl tekrarlanacak olan ve katlanarak ödenecek, haraç niteliğinde ver-gi…!

Hani bir zamanlar İçi boşaltılmış köylerimiz* demiştim de sağdan soldan bir sürü izansız tarafından yaylım ateşine tutulmuştum.

Bunlar var ya bunlar cumhuriyetin  en yüce değeri olan fabrikaları, oto yolları, hastaneleri, arazileri, şirketleri haraç mezat sattı. Sıfırı tüketip yandaşa, yandaş üzerinden ceplerine akıtacak para bulamayınca mahalle yapılan köylülerin üç beş dönüm tarlasına, malına mülküne göz dikti.

Ülke galiba kontrolden çıktı. Bizim adımıza kararlar oval ofisten verilmeye başlandı. Meşruiyet, seçim hilesi filan derken ipler tamamen sam amcanın eline geçti.

Bu işler esasen dünkü işler değil. Bu plan yıllar önce yapıldı, tıkır tıkır işliyor. Temelinde ta 1984 yılında uygulamaya konulan büyükşehir yasası var.

Bu arada ekilmeyen araziyi sanki köylünün imkanı var da ekmiyormuş gibi zorunlu kiraya verilmesini akıl ettiler. Süreç işliyor. Ortam müsait, beyinler uyuşuk, piar başarılı.

Sonra büyükşehir yasasının gizli amacını üniter yapıyı hedef aldılar ki, çözüm süreci altında çözülme sürecine bel bağladılar.

Bütün bunları hayata geçirmek için CHP‘nin içinde yer alan  da devreye soktular. Başta Kılıçdaroğlu olmak üzere onun sağdan soldan devşirerek partiye getirdiği uzaktan kumandalı aparatlar köyün, köylünün, emekçinin, emeklinin, esnafın derdini unutturdu. O arada hırsızlar tertemiz insanlara hırsız diyor. Yalancılar dürüstlük abidesi gazetecilere, öğrencilere, siyasetçilere, belediye başkanlarına yalancı diyor.

Atatürk‘ün partisini cenazeye benzetenler yüzleri kızarmadan Kemalizm‘den, cumhuriyetten bahsetmiyorlar mı, kahroluyorum.

O zaman tam da şimdi cumhuriyete dünden daha çok sahip çıkma zamanı. Kol kola, can cana, el ele mücadele etme zamanı.

Yoksa, bugün köylerdeki iki karış toprağa göz dikenler yarın bir gün evimize, arabamıza el koyacaklar haberiniz olsun.

Haberiniz olsun ki, köylü iktidarın kölesi değil, milletin efendisi olmaya devam edebilsin.

YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN 

*https://www.google.com/amp/s/www.nirvanasosyal.com/amp-1604-ici-bosaltilmis-koylerimiz.html

1964 yılında Ankara Kalecik doğdu. Sınıf öğretmeni, Türkçe bölümü mezunu, halen özel eğitim öğretmeni. Edebiyatla ilgileniyor. Eserleri 1.Çığlığa çağrı (Şiir) 2.Sensiz akşamların yorgun geceleri (Şiir) 3.Gökyüzüne kafa tutan sağanak (Şiir) 4.Okulumuz Avrupa'da (Gezi Yazıları) 5.Benekli Çocuk Şiirleri) 6.Bir Garip Gönül Hikayesi (Şiir) 7.Oba (Roman)