CHP’ye çok ‘ÖZEL’ mektup… – Yusuf İpekli Yazdı

CHP’ye çok ‘ÖZEL’ mektup… – Yusuf İpekli Yazdı
Yayınlama: 28.06.2024 21:45
A+
A-

Birileri oldukça rahatsız olsa da lami cimi yok ülke çıkmazda.

AKP, devletin tüm imkanlarına rağmen, yandaş basının topyekün desteğine karşın,  cemaatlerin olanca gücüyle el vermesine inat ülke uçurumun kıyısında.

AKP, hiç olmadığı kadar çaresiz. Çünkü kendi iç dinamiklerini oluşturan fay hatları da artık hareketlendi, kırılıyor.

“Çıkmadık candan umut kesilmez.” diyerek pusuda bekleseler de, “Sinekten yağ, tekeden süt çıkmıyor, çıkmayacak.”.

Ancak, AKP’nin bir önemli beklentisi var.

“CHP’nin yerel yönetimlerde başarısız olması.”

“Geçmişte yaşanan İSKİ gibi bir büyük skandalın patlak vermesi.”

Öyle bir skandal ortaya çıksın ki, yandaş medya zil takıp oynasın, akşam sabah bu skandalın üzerinde tepinip dursunlar.

Mümkün mü?

İhtimal dışı değil.

Peki CHP, kendi iç işleyişine yönelik olarak, seçmeninin umudu olmak için neler yapmalı?

1. Hayatın mevcut gerçekleri ortada iken yerel yönetimlere sahip çıkmalı. Yerel yöneticileri başına buyruk bırakmamalı.

Hata yapma potansiyeli yüksek olan akademisyen kökenli, siyasi geçmişi olmayan, politik beklenti ötesinde şeş kaza seçilmiş, belediyeye paraşütle  inen, popülizmi nedeniyle aday yapılan, doku uyuşmazlığı oluşacağından parti emekçisi olmadığı halde transfer edilerek adaylaştırılan, örgüt disiplini içinde yetişmemiş, müteahhit olan ve/veya genç yaştaki belediye başkanlarına özellikle dikkat etmeli.

Gayri meşru cinsellik başta  olmak üzere paradan çookkk uzak durmalı.

Sahi, Yılmaz Büyükerşen hocanın başında olacağı yerel yönetimler kurulunun akıbeti ne oldu? Var mı bir ses, bir soluk? Duyan varsa beri gelsin…

2. Halk ile diyalog oluşturmalı, bu diyaloğu asla koparmamalı. Etkisi bir hafta sürecek mitingler doğru ancak kalıcı ve yeterli değil.

3. Demokratik kitle örgütleri ile bağ kurmalı, varsa bağını güçlendirmeli.

4. Örgütsel disiplin açısından üye ağını genişletmeli. Üye kampanyası başlatmalı.

5. Özellikle Devlet Bahçeli’yi iyi analiz etmeli, kesinlikle ön almalı. Ne zaman, nerede, ne yapacağı belli olmaz çünkü.

6. Parti içi muhalefetle barışık olmalı, örgütsel disiplin ve demokratik yapılanma adına programını güncellemeli, tüzüğünü ulusal ve evrensel değerler üzerine oturtmalı. Genel üye katılımıyla ön seçim şart.

7. Pili biten saatin günde iki kere doğruyu gösterdiğini bilmeli. Bu manada pili biten saatin birinci doğrusu olan “İktidarla ana muhalefet arasında siyasi ittifak olamaz.” söyleminin doğru olduğunu ayrıca bilmeli, bunun altını doldurmalı, pilini bitiren saatin yeniden çalışması için şarj makinesi olmamalıdır.

Yirmi sekiz haziran günü en yetkili şahıs tarafından yapılan “iki buçuk o verir iki buçuk biz veririz” gibi akıl ve mantık dışı demeçlerle kafa karıştırılmamalı, ayakları yerden kesilen üst akla meşruiyet kazandırılmamalıdır.

8. Kendi arşivini yeni baştan taramalı, mektuplar, mesajlar, demeçler, raporlar, tutanaklar, kitaplar, belgeler aramalı. Çünkü insan beşer kul şaşar.

9. Kollarla bu iş olmuyor. Gençlik kolları, kadın kolları mutlaka dernekleşmeli. Kol bağımlı, dernek daha bağımsız çalışır. Üstelik kolun hareket kabiliyeti zayıf iken dernek daha özgürdür .

Daha özgür, daha bağımsız demiyorum ama örgütlenme ve kadro açısından tıpkı ülkü ocakları, tıpkı MGV, tıpkı alperen ocakları gibi bir yapı…

10. Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla tamamlayıp laik cumhuriyeti kuran CHP kadınları, gençleri, emeklileri, emekçileri, çiftçileri, iş adamlarını, sanayicileri yanına almakla kalmayıp öğretmenlerle, doktorlarla, mühendislerle, avukatlarla, basın mensuplarıyla, akademisyenlerle kol kola girmelidir.

Tamam da, bütün bunları yaparak halkın umudu olmak için CHP neler yapmalı?

1. Acilen iktisat kongresi toplanmalıdır. Kongrenin referansı Atatürk’ün topladığı İzmir İktisat kongresi olmalıdır. Bu kongreye alanında uzman, gelecekte oluşturulacak kadroya alt yapı oluşturacak beyinler çağrılmalıdır.

Konu çok da, vergide adalet, işsizlik, enflasyon, paranın değeri, reel büyüme, cari açık, denk bütçe, kamuda tasarruf, finansal yapı, borçlar gibi hayati meseleler ele alınmalı, swot analizleri ile yapı derinlemesine konuşulmalıdır.

2. Hemen şimdi güvenlik zirvesi oluşturulmalı, buraya akademisyenler, büyükelçiler, mülki amirler, emniyet mensupları davet edilmelidir. Özellikle mülteci sorunu başta olmak üzere terör, uyuşturucu, kadın cinayetleri, trafik, iç ve dış tehditler gibi hususlar masaya yatırılmalıdır. Sınır komşularımızdan Suriye, İran, Irak, Ermenistan, Yunanistan, Gürcistan, Bulgaristan ile ilgili sorunlar, Kıbrıs ve Filistin meselesi, NATO, BM, ABD, Orta Doğu, Türki Cumhuriyetler, Rusya, Çin ve AB ilişkileri enine boyuna tartışılmalıdır. Zira sorunlu olmadığımız ne sınır komşumuz ne de iktisadi ve siyasi konuşumuz kaldı.

3. Hiç zaman kaybetmeden milli eğitim şurası toplanmalı, bu şuraya öğretmenler, sendikalar, dernekler, eğitim dergileri, eğitim yazarları, okul yöneticileri, müfettişler, veliler, öğrenciler katılmalıdır.

Eğitimin hızla şeriat esasına göre yapılandırıldığı günümüzde nokta atışı çalışmalar gündeme sokulmalıdır.

Çünkü eğitim yoksa cumhuriyet yok, cumhuriyet yoksa demokrasi, demokrasi yoksa hiç birimizin yaşama şansı yok…

Bu kurula katılıp var gücümle katkı yapmaya hazır olduğumu belirtmeme sanırım gerek de ihtiyaç da yok.

4. En önemli ihtiyaçlardan biri de sağlık şurası. Kaybedilecek bir saatin bile olmadığı gerçeğinden hareketle toplanacak bu şurada doktorlar, eczacılar, hemşireler, ebeler, hasta bakıcılar, teknisyenler, hastalar, hastalıktan kurtulanlar ile işin asıl muhatabı yurttaşlar yer almalıdır.

5. Bir tarım ülkesi olduğumuz gerçeği göz önüne alınarak tarım şurası planlanmalıdır. Buraya katılacaklar ise ziraat odaları, ziraat mühendisleri, akademisyenler, tarım yazarları, çiftçiler olmalıdır.

Peki, yukarıda saydığımız bağımsız çalışma ofislerine sahip olması gereken ve oluşturulacak yürütme kuruluna gölge kabine üyelerinin başkanlık edeceği bu beş kurul hangi sorulara yanıt aramalıdır?

a) Ne iş yapmalıyız?

b) Bu işi nasıl yapmalıyız?

c) Çalışmalarımız ne gibi fayda sağlamalı?

1. Her kurul kendi içinde program, tüzük, yöntem vb içerecek bir model geliştirmelidir.

2. Kurullar kısa, orta, uzun vadeli çalışma takvimi oluşturmalı, bu takvime sadık kalınmalıdır.

3. Her kurul kendi alanıyla ilgili sorunları detaylıca tespit etmelidir.

4. Kurullar bu sorunlarla ilgili bilimsel verileri, tezleri, doktrinleri tek tek incelemeli, uluslararası boyutu mutlaka ele almalıdır.

5. Bu kurullar sorunlara yönelik kalıcı çözümler üretmelidir.

6. Yine bu kurullar mutlaka bir kadro oluşturmalı, bu kadro içinden nesnel ölçütler çerçevesinde nitelikli uzman bir ekip kurmalıdır.

Olası iktidar halinde bakan yardımcıları dahil tüm bürokrasi çoğunlukla bu ekip içinden seçilmelidir.

Zira yirmi iki yıllık hükümetin ortaya çıkardığı tahribatı en az hasarla atlatmak için uzman ve kararlı bir ekibe şiddetli ihtiyaç bulunmaktadır.

7. Her kurul mutlaka basılı veya dijital ortamlarda süreli yayınlar yapmalı bu yolla sorunlara ve çözüm yollarına yönelik kamuoyu oluşturmalıdır.

8. Kurullar;

a) Sorunlar,

b) Çözüm önerileri,

c) Kadro,

d) Finans kaynağı konularına kafa yormalıdır.

Bütün bunlar özelde CHP, genelde halkın yararına olur mu?

Tabi tabi…

Atatürk böyle başardı.

Geçmişte Ecevit’in yetmişli yıllarda CHP için oluşturduğu kadrolar ve kurullar hem parti hem de bürokrasi için faydalı oldu mu, olmadı mı? Ve arkasından yüzde kırk ikilik başarı geldi mi, gelmedi mi?

Yine Karayalçın’nın oluşturduğu siyaset atölyeleri sol adına başarı hikayeleri yazdı mı, yazmadı mı!

Haklısınız…

Adalet yoksa güven oluşmaz.

Öyleyse niçin “adalet kurulu” önermedim?

Yüz yıllık CHP adaleti adet olsun diye düşüyor ve savunuyorsa önersem ne olur, önermesem ne olur?

İyi de niye CHP?

Çünkü Winston Churchill diyor ki, “Türkleri savaşarak, asker ve silah kullanarak asla yenemezsiniz. Türklerin sadece din adamlarını ele geçirip onları kullanın. Onlar devleti yıkar.”

Nasıl?

Ey CHP, sağcılar statükoyu yıkamaz. Hiç bir sağcı işin içine din girince ayağa kalkamaz. Bu yüzden bilmeni isterim ki sorumluluk sende…

Ey CHP, yüz yıllık cumhuriyetin karşısına Türkiye yüzyılı gibi ne olduğu aslında kabak gibi ortada olan bir kavram koydular.

Neden?

Farkında olman lazım, dün beraber diyete başladıkların bugün dışarıda, gizli gizli tatlı yiyor…

Bunu yapacak beyin çok da, kitlesel ve örgütlü oluşum sadece sensin.

O yüzden uyan!

Korkma!

Önce kararlı, sonra yararlı ol!

Yurttaş da oyunu gönül rahatlığı ile vermeye devam etsin.

Veya, “Azıcık aşım dertsiz başım…” de bu iş bitsin.

YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

1964 yılında Ankara İli Kalecik İlçesinde doğdu. Çiftçi bir ailenin çocuğu. 1985 yılında mesleğe ilkokul öğretmeni olarak başladı. Türkçe öğretmeni oldu. 20 yıl okul müdürlüğü yaptı. 35 yıl emek verdikten sonra emekli oldu. Özel eğitim alanında 3 yıl müdür olarak özel sektörde çalıştı. Halen özel eğitim öğretmeni olarak görev yapıyor. Makale, inceleme ve araştırmaları Öğretmen Dünyası, ABECE, Eğitim Yaşam, Çağdaş Eğitim dergilerinde yayımlandı. Kalecik Gazetesinde 10 yıl köşe yazarlığı yaptı. Halen HANHANA isimli kültür ve sanat dergisinin editörüdür. Şiirlerini, 1. Çığlığa çağrı 2. Sensiz akşamların yorgun geceleri 3. Gökyüzüne kafa tutan sağanak; AB projesiyle gittiği Avrupa izlenimlerini, "Okulumuz Avrupa" da isimiyle kitaplaştırdı. Basıma hazır kitap taslakları mevcut. Evli, 2 çocuğu, 3 torunu var.
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.