Gülüşün Gücü – Yusuf İpekli Yazdı

Gülmek…
Gülebilmek…
Gülerken düşünmek, düşünebilmek…
Gülerken eğlenmek, eğlenirken öğrenebilmek…
Dünyadaki en güzel duygu nedir diye sorsanız hiç kuşkusuz gülmek derim. Tebessüm…!
Gülmek sadece bir duygu mudur?
Hayır!
Gülmek eylemdir.
Neye güleriz?
Önce ağlanacak halimize.
Sonra komik bulduğumuz her şeye.
Fıkraya, küfre, şakaya, müstehcen olan her şeye…
Gıdıklanınca mesela….!
İçimizden gelince…
Bazen sebepsiz, kendi kendimize...
Bizler, Türk milleti olarak gülmeyi severiz. Hem de karın dolusu güleriz. Öyle içten öyle neşeli güleriz ki zaman zaman midenize kramplar girer.
Nasreddin Hoca mesela.
Namlı Kemal.
Pirzo Dayı.
Teyo Emmi.
Dede Korkut.
Karadeniz deyince ne gelir akla?
Bir hamsi, iki fıkra.
Ya dadaş diyarı Erzurum…
Erzurumlular ile Karslılar ne de güzel atışır.
Ya Bektaşi fıkraları…
Fıkralar…
Hepimizi güldüren, güldürürken düşündüren, düşündürürken eğlendiren fıkralar.
Türkülere konu yaparken ne deriz örneğin, “Gülmek sana çok yakışıyor.”, ” Gülki güller açsın gül yanağında.”, “Gülmek için yaratılmış gözlerde yaşlar niye…”, “Gülümse bulutlar gitsin.”…
Atasözü…
Atasözü çok da, en güzeli gözlerinden gülmek veya gözlerinin içi gülmek olmalı.
Peki konu…
Burası Türkiye, konu çok, malzeme bol.
En mahrem konular konu olur fıkralara.
Siyaset, siyasetçi mesela.
En galiz küfürler.
Şişeden cin çıkınca, aynaya ters bakınca, görünmez el can yakınca…
Gerçi gülmek eskisi gibi keyif vermiyor son zamanlarda.
Ancak acı acı gülüyoruz artık.
Gülmek neredeyse yasak günümüzde.
Çünkü gülmek suç, güldürenler suçlu.
Neymiş toplumu yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak. Neymiş milli ve manevi değerleri aşağılama. Neymiş makamı, mevkiyi rencide edici tutum ve davranış sergilemek.
Ben son zamanlarda en çok neye gülüyorum biliyor musunuz?
Butlan artığı siyasi figüranlara…
Emekliyi hiiiiç bir zaman enflasyona ezdirmedik diyenlere.
TÜİK’e mesela…
Kurtuluş Savaşı yerine milli mücadele, orman yerine yeşil alan dedirtmeye çalışan zavallılara…
Rüyasında darı gören aç tavuklara, sahtekarlık için kafaya geçirilen kavuklara, bir de şakşakçı lavuklara…
O zaman bir de kehanet…
Zengin kültürümüzden mizahı çıkarın geriye ne kalır biliyor musunuz?
Bir pis pis izmarit kokan küllük kalır…
Bir de butlan ipine sarılan, tokalaşan eline darılan, mayası yalan dolanla karılan, höd deyince ödü yarılan bir avuç menfaat perest, bir avuç macera perest, bir avuç hayal perest…
Öyleyse gülmek gerekir hem de karın dolusu, inatla…!
Vesselam…
YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN








