Kalkınma Ekonomisti Bartu Soral’dan dikkat çeken açıklamalar

Kalkınma Ekonomisti Bartu Soral’dan dikkat çeken açıklamalar
Yayınlama: 12.06.2022 16:31
A+
A-

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Eski Müdürü,Kalkınma Ekonomisti yazar Bartu Soral Batı ile Asya-Pasifik Arasında Ekonomik Savaş ve Güç Dağılımı ile ilgili Analizini paylaştı.

Bartu Soral sosyal medya hesaplarından Batı ile Asya-Pasifik Arasında Ekonomik Savaş ve Güç Dağılım Analizibaşlığıyla yaptığı paylaşımda “Dünya ekonomisi derin bir krize giriyor derken Amerika/NATO karşısında Rusya, Çin, İran ve kısmen Hindistan’dan oluşan bir ittifak var (Doğu). Başka ülkeler de bu ittifaka eklenebilir.” ifadelerini kullandı.

Bartu Soral’ın açıklaması şöyle:

Dünya ekonomisi derin bir krize doğru adım adım ilerliyor. Türkiye hazırlıksız yakalandı.

Amerika/NATO karşısında Rusya, Çin, İran ve kısmen Hindistan’dan oluşan bir ittifak var. Buna BRICS ve Şangay 9’lusunu oluşturan ülkeleri de ekleyebiliriz.Ekonomik ve askeri güç kazananı belirleyecek. Güç dağılımını inceleyelim.

  • Rusya, Çin, İran, Hindistan ve Brezilya’yı katarak oluşturulan Doğu ittifakı küresel sanayi üretiminin %34’üne hakim. ABD %17, Almanya %5 paya sahip.
  • Sanayi üretiminde Çin toplamda %29 ile birinci sırada. Yani dünyada üretilen 10 birim ürünün 3 birimini Çin tek başına üretiyor.
  • Salt bölgesel bazda bakarsak, Asya-Pasifik küresel sanayi üretiminin %46’sını, Kuzey Amerika %19’unu, Avrupa Birliği %16’sını yapıyor.Üretim gücünü Asya bölgesi tamamen ele geçirmiş durumda.

İhracatta Doğu ittifakı ABD karşısında iki katı güçlü görünüyor.

Ancak esas çarpıcı fark yüksek teknolojiye dayalı ürün ihracatında ortaya çıkıyor, Dünya Bankası verilerine göre Çin tek başına dünya yüksek teknoloji ihracatının üçte birini yapıyor.

  • Doğu ittifakı küresel ihracatın % 17’sini yapıyor. ABD % 9, Almanya % 7 paya sahip.
  • İhracata bölgesel bazda bakarsak, Asya-Pasifik küresel ihracatın %32’sini, Kuzey Amerika %12’sini, Avrupa Birliği %32’sini yapıyor.
  • Yüksek teknolojiye dayalı ürün ihracatında Çin toplam içinde %27’lik paya sahip. ABD % 5, Almanya ise % 6 pay sahibi.
  • Çin üretimini yüksek teknolojiye dayandırmayı başarmış ve bu alanda rakibi ABD’yi farklı biçimde geçmiş.
  • İç pazarın gücü açısından; Çin, Hindistan ve Rusya’nın dünya nüfusunun % 39’unu oluşturduğunu belirtelim.

 Dünya %80 oranında fosil yakıta bağlı. Bu sebeple petrol ve doğalgaz rezervleri bu savaşta en önemli silahlardan birisi olacak

  • Dayanışma içinde olan ülkelerden Venezuela, İran, Rusya, Çin, Kazakistan ve Brezilya dünyada kanıtlanmış petrol rezervleri içinde payı % 40.
  • ABD’nin payı % 2. Kuzey Amerika olarak bakarsak bu pay % 13. AB ülkeleri toplamı ise %1’e bile ulaşmıyor.
  • Dünyada kanıtlanmış doğalgaz rezervinde Rusya, İran ve Çin % 42 paya sahip. Venezuela ve Türk Cumhuriyetlerini ekleyince Oran % 50’ye çıkıyor. ABD’nin payı % 6.7. AB ülkeleri toplamı % 1 civarında
  • Doğalgaz ve petrol zenginliğinde Doğu ittifakının açık ara üstünlüğü görülüyor.

Üretim, ihracat, fosil yakıt ve değerli madenlerde açık ara Doğu ittifakı olduğu halde finansal işlemlerin hakimiyeti açık ara ABD dolarında. İşlem merkezleri ise New York ve Londra

  • Dünya dış ticaret hacmi yıllık yaklaşık 74 trilyon dolar olurken yıllık döviz işlemleri toplamı 1,27 katrilyona ulaşıyor. Bunun 1.11 katrilyonu banka kredileri dışındaki finansal oyunlar için yapılan işlemler.
  • Bu işlemlerde ABD dolarının ağırlığı yüzde 88. Ve bu işlemlerin yaklaşık yüzde 48’i İngiltere’de, yüzde 25’i ABD’de yapılıyor.

SWIFT ödemelerinde kullanılan para birimi önümüzdeki dönemin kavga sebebi olacaktır

  • Çin dünya dış ticaretinin yaklaşık % 13’üne hakim. Ancak SWIFT sisteminde uluslararası ticaret için Yuan kullanılarak yapılan ödemeler sadece % 2. Buna karşılık dolar kullanılarak yapılan ödemeler % 41.
  • Yani Çin üretiyor, Çin ihraç ediyor ama bu malları alan müşteriler Çin’e dolar ile ödeme yapıyor.

Tek kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya geçişin sarsıntılarını yaşıyoruz. Mücadele şimdilik ekonomi üstünden yürüyor. Türkiye’nin yeni döneme hazır olması için yeni bir vizyon oluşturması gerekiyor.

  • Üretim ve teknolojinin Asya Pasifik’e kaydığı açıkça görülüyor. Mücadele alanı yeni rezerv para birimleri üstüne olacaktır.
  • Dünya ekonomi tarihinde bir ittifaka yanaşarak kalkınan ülke bulunmamaktadır.
  • Türkiye yeni dönemde devletin etkin olduğu, eğitimde büyük yatırımların yapıldığı, teknolojide devletin öncü olduğu, planlı üretim ekonomisine geçmek zorundadır.
  • Kumarhane kapitalizmi, Neo-liberalizm, Çok Uluslu Şirketlere teslim edilen Türkiye ekonomisi geniş halk kitlelerini çok zor durumda bırakmıştır.
  • Ne yazık ki kriz derinleşerek artacaktır.
Atatürk ve Cumhuriyetten Yana Taraf Haber Merkezi