Kararın Kaderindir | Yusuf İpekli Yazdı

Şimdi emeklinin biri bankamatikten ay ortasına gelmeden bitip tükenen aylığını çekip halk otobüsüne binmiş.
Onu takip eden bir tırnakçı garibimin üç kuruşunu indirmiş cebe.
Emekli yurttaş otobüs parasını vermek için arka cebini yokladığında ne görsün, ara tara cüzdan yok, para yok.
Otobüs tıklım tıklım, parçasına kadar terlemiş, kızarmış, bozarmış, utanmış.
O arada durumu keyifle izleyen tırnakçı adama yaklaşarak demiş ki, “Üzülme bey baba. Kabul edersen yol parası benden olsun. Kendi paran gibi düşün, ananın AK sütü gibi helaldir…”
Emekli kardeşimiz rahatlamış, önüne doğru doksan derece eğilip, “Allah razı olsun beyim. Rabbim ne muradın varsa versin. Mevlam seni çoluğuna çocuğuna bağışlasın, analar ne yiğitler doğurmuş, hay atana rahmet…”
Nasıl, fırından yeni çıkmış bazlama kıvamında değil mi?
Ne alakası mı var, dediniz?
Anlatalım ama önce doğru soruyu gündeme alarak…
Hırsız kim?
Lami cimi yok, hırsız çalandır.
Paranızın alım gücünü, ekmek kapınız olan işinizi, ruhunuzdaki güzelliği, geleceğe dair umudu, sevgiyle geçireceğiniz zamanı, hayallerinizi, çocukların sütünü, anaların evladını çalan, çırpan, yok ve heba eden herkes hırsızdır.
Doğru mu?
Bakalım!
“Cebimizdeki para çalınıyor mu, çalınmıyor mu? İnsanlar kepenk kapatmak zorunda mı, değil mi? Haciz çoğaldı mı, azaldı mı? Kredi faizleri düşük mü, yüksek mi? Yarına dair umudu olan var mı içinizde? Ya, önce ‘çözüm çözüm çözüm’ deyip teröre kapı aralayanlar, nefret dili ve kutuplaştırma siyasetiyle, hayali düşmanlar yaratarak ülkenin birlik beraberliğini çözenler, yiğit evlatlarımızın şehit düşmesine seyirci mi, değil mi? Öyleyse milyonlarca Suriyelinin, Afganın, Somalilinin ne işi var ülkemizde? Mülteciler şakır şakır yurttaş yapılıyor mu, yapılmıyor mu? Başta Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudiler olmak üzere güzel ülkemin bereketli toprakları yabancılara haraç mezat satılıyor mu, satılmıyor mu? Bayrağımızı ve milletvekili yeminini tartışmaya kim, neden açtı?
Alım gücü düşen yoksul halk yardıma muhtaç hale getirildi mi, getirilmedi mi?
Bir soğan 8, bir kilo kıyma 350, bir kilo baklava / sucuk 500, pastırma 900 TL oldu mu, olmadı mı?
Neymiş efendim, ona oy vermeyen herkes bölücü, terörist, pekaka’lı, fetöcü, amerikancı, imefeci…
Neymiş efendim, kadın kadınla, erkek erkekle, erkek hayvanla evlenecekmiş.
Neymiş efendim, ona oy vermeyen herkes iha / siha, din, diyanet, uçak, gemi, otoyol, şehir hastanesi, havaalanı, baraj, köprü karşıtı.
Haydi ordan, haydi ordan!
Niye karşı olalım ki? O iha / siha, uçak, gemi, otoyol, şehir hastanesi, havaalanı, baraj, köprüde herkesten çok benim / bizim hakkımız var. Çeteler, hırsızlar çatır çatır vergi kaçırırken biz anamızın ak sütü gibi her ay, düzenli bir biçimde peşin peşin vergimizi verdik.
Yapılanlar vergilerimizin ürünü, yapılanlar hepimizin.
Aslında olay şu: “Bak kardeşim, seçime girmesen çok daha iyi ama, haydi girdin diyelim, seçimi kazanma hakkın yok, olmamalı. Kazanacağım dersen teröristsin, bölücüsün. Cehennem narında cayır cayır yanarsın. Bak Bahçeli ne akıllı adam, işini biliyor, azıcık ders al, ders…”
Şaşıyorum!
Neye?
Emekli maaşını çaldıranların tırnakçısına dönüp dönüp dua etmesine…
O yüzden katiline aşık olanların aksine kime oy vermeyeceğim de besbelli, kime oy vereceğim de…
Niçin?
1. GELECEK güzel günler adına DEVA’ya ihtiyacım var.
2. DEMOKRAT’ım ama tırnakçıları, yalancıları, iftiracıları sevmiyorum.
3. Depremin altında kalan etkili yetkililerinin günahına ortak olmaktan rahatsızım.
4. Yatağa aç giren bebelerin vebali büyük.
5. Hak yiyen liyakatsizlerin üç beş yerden aylık almaları içime sinmiyor.
6. Rantiyecilerin kul hakkına girdiklerini biliyorum.
7. Kalan ömrümü SAADET içinde halkıma İYİ’lik yaparak geçirme niyetindeyim.
Bütün bu gerekçelerle ve “Kararın kaderindir!” bilinci içinde bir oy Bay Kemal’e, bir oy CHP’ye.
Karar senin güzel kardeşim, unutma ki senin kararın benim de kaderimdir!








