Kısır Döngüye Karşı Toplum Gerçekleri – Melih Demirel Yazdı

‘’Uyuyan milletler ya ölür, yada köle olarak uyanır.’’ – Mustafa Kemal Atatürk
Uzunca süredir siyaset gündeminin kısır döngüsünde yuvarlanıp gidiyoruz. Görünende o ki daha da gidecek gibiyiz. Dün gündemi takip ederken, Aydın’da erzak kolisini düşüren bir vatandaşın, yerden artık yenmeyecek olmasına rağmen çaresizce düşürdüklerini toplamaya çalıştığı görüntüleri gördüm. Sonrasında ise Antalya’da yaşayan yaşlı bir çiftin eşyalarıyla birlikte sokakta kalıp gözyaşları içerisinde yetkililerden yardım isteyişini… İktidarın gündem tuzakları farkında mısınız bilmiyorum ama bizi toplum gerçeklerinden soyutluyor, alıkoyuyor. Oysa unutmamalı ki merhum Cumhurbaşkanı Demirel’in tezi geçtiğimiz seçimlerde ne kadar da doğru çıkmıştı.(31 Mart 2024 – Yerel Seçimleri) ‘’ Boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur.’’ Bu hatırlatmada kastım muhalefetin bu durumu sadece iktidar olmak için propaganda malzemesi yapması değil, muhalefet pozisyonunda da iktidara vatandaş lehine uygulamaları hayata geçirtmesidir. Çünkü envai çeşit problemimiz arasında ‘’Ekonomik’’ etkenler, şu anda 1.Gündem maddesidir ve dilden düşmemelidir.
Efendiler… Gerek vatandaşını sokakta yatıran etkenlere sebep olan iktidar sahibi, gerekse her Allah’ın günü bu durumu gündeme getirip, iktidarın tepesine halkın sillesi gibi çökmesi gerektiği yerde, gündem tuzağına kapılan muhalefet temsilcisi efendiler…
Emekli bitti! Hatırınızdadır… Beğenmedikleri, eski Türkiye diye yaftaladıkları o yıllarda, ortalama bir vatandaş emekli olduğu zaman, ikramiyesiyle ; Ev alabiliyordu. Çocuğunu evlendirebiliyordu veya çalıştığı yıllarda hayali olan yazlığı, o ikramiye ile edinebiliyordu. Şimdi bırakın ortalama bir emeklinin bunları yapabilmesini, reva gördükleri 14,469 TL ile meşhur simit hesabını esas alırsak sadece simit- çay ile ayın sonunu getiremiyorlar. Yine hatırınızdadır… hayatının ortalama dile kolay kırk yılını çalışma ile geçiren insanların hakkı dinlenmektir. Torun sevmektir. Önceden beğenmedikleri eski Türkiye’nin parkı, bahçesi, kıraathanesi, cafesi, gündüz emeklilerle dolu olurdu. Bugün o emekliler yetinemedikleri, adeta sadaka gibi maaşları yüzünden, çoğu sigortasız işlerde istirahat etmesi gereken saatlerde mesaide! Bugünün iktidar sahipleri, 70 yaşında ki teyzelere, mecburiyetten merdiven sildiriyor! Avrupa bizi kıskanıyor… Hatta kıskançlığından Avrupa emeklisi ülke ülke gezerken, bizim emekli bırakın Edirne’den öte geçmeyi, kendi köyüne gidemiyor…
Asgari Ücretli bitti! Yine Hatırınızdadır… Eski Türkiye’de ‘’Asgari Ücret’’ işe yeni başlayan vasfı olmayan işçi grubuna (o da bir müddet) verilir, sonrasında kademeli olarak artardı. Asgari ücret vermeye işveren bile çekinirdi. Asgari ücretle çalışan oranı bugüne göre hayli azdı. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin neredeyse yarısı &42 Asgari ücretle hayatta kalma mücadelesi veriyor. 22.104 TL’nin sadece ortalama bir kira olduğunu varsayarsak, bir de zat-ı ekonomistimiz gibi konuyu yine simit hesabıyla ele alıp, bir hanım iki de çocuk eklersek, ay sonuna kadar hayatta kalabilen asgari ücretliye altın madalya takmamız gerekiyor!
Ensesi Kalınlara ! Her devrin adamlarına, Sömürü düzeninin elemanlarına, ensesi kalın patronlara da bir mesajım var. ( Vicdan sahibi olan, işçi ve emekçisini kollayıp, karını küçültmeyi göze alarak iktidarın vermediğini vererek sosyal adalete katkıda bulunanlar hariç)
Bu mecrada köşe yazmaya başladım başlayalı, edindiğim siyasi ve vicdani ilkeler sebebiyle de hep yurttaş ile, yurttaşın tarafında sorunları ele alarak bunları yazıya dökmeyi benimsedim. Bu her zamanda böyle olacak. Bana mail veya sosyal medya aracılığı ile ulaşan yurttaşların ciddi bir sorunu da ‘’Asgari ücret’’ in bile altında çalışan bir kesimin olması. Yeni mezun olan mühendisler, öğretmenler, avukatlar, sigortasız çalıştıranlar, günde 12 saat adeta köle muamelesi görenler liste uzayıp gidiyor… yani pırıl pırıl gençler bu konuda öyle muzdarip ki… Şimdi bu gençlerin iş beğenmemesine atıfta bulunuyorsunuz da efendiler! Siz işçi değil köle arıyorsunuz. İşveren olarak böbürlenen, kendini adeta padişah sınıfına koyan kibir abideleri… En kutsal değer emektir. İşci emeğini verir sizde karşılığını. Ne siz padişahsınız, nede işçi kulunuz. Biliniz ki gün döndüğünde, sosyal devlet anlayışı eşit hakça bir düzen geldiğinde, emekçinin hakkı alnındaki ter kurumadan verildiğinde, sorulacak hesabımız var. Şimdilik yeyin. Aksırana tıksırana kadar!
Ne uyumaya, ne ölmeye, ne de köle olmaya niyetimiz yok… Bu da böyle biline…








