Mutlak İktidar için Mutlak Butlan – Tevfik Kızgınkaya Yazdı

Mutlak İktidar için Mutlak Butlan – Tevfik Kızgınkaya Yazdı
Yayınlama: 23.05.2026 17:30
A+
A-

Yeni bir kavram öğrendik, mutlak butlan.

Gerçekleşmiş olsa bile taşıdığı şartlar gereği hukuken hiç gerçekleşmemiş bir olay.

Aslında bir yıldır duyuyorduk ama iki gündür ne işe yaradığını görmüş olduk.

Gerçekleşmiş ama hukuken gerçekleşemeyen neymiş?

Cumhuriyet Halk Partisinin 2023 yılındaki kurultayı.

Yaşamadığımız bir bu kalmıştı,

Yargı eliyle Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) genel başkanı ve yönetimi değiştirildi.

İşin hukuki tartışmasını hukukçulara bırakalım,

Sadece 3 gün içinde sahneye konan senaryoda olanlara bakalım.

*

İki gün önce tek adamlar RTE ile Trump telefonla bilmediğimiz bir şeyler konuşuyorlar,

Ertesi gün KK yayınladığı videoda,

CHP’nin gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla ve asla olamaz. Gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da…” diye ayar veriyor,

Sonraki gün de Bölge Adliye Mahkemesi çekmecesinde bekleyen “mutlak butlan” kararını tedbirli olarak açıklıyor,

CHP’nin 3 defa seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel’i ve yönetimini görevden alıp,

CHP’yi kurultayda seçilmeyen genel başkana ve yönetimine teslim ediyor,

Kararı da uygulansın diye seçim kurullarına ve valiliğe gönderiyor.

Adalete bakan atanmış kişi de basının karşısına çıkıp bu kararı savunuyor.

CHP yönetimi YSK’ya itiraz ediyor, temyiz başvurusu yapıyor,

Seçimle kaybettiği genel başkanlığı yargı eliyle “kazanan” KK da,

CHP’nin YSK temsilcisini ve avukatlarını görevden alıyor,

CHP temsilcisi olmadığı için YSK başvuruyu değerlendiremiyor,

Mahkeme de temyiz başvurusunu reddediyor…

Ve Cumartesi aralarında CHP yöneticisinin de olduğu kişiler gözaltına alınıyor.

Sonuçta, bu ana kadar suspus olan senaryonun sahibi RTE-AKP ve KK mutlak mutlu,

Millet şaşkın, kızgın ve mutsuz.

Bu sürecin ana fikri, mutlak iktidar için mutlak butlandır ve CHP içine yönelik olarak sürdürülecektir.

Sadece CHP’ye değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Milletin geleceğine el konulmaktadır.

*

Bu noktada sormak gerekiyor,

Milletin iradesini yok sayarak Belediye Başkanlarını görevden alan ve yerine kayyum atayan anlayışla,

Delegelerin iradesin, yok sayarak seçilmiş Genel Başkan yerine mahkeme kararıyla atanmak arasında ne fark var?

Böylesi bir durumda “hak, hukuk, adalet” isteği, ben demokratım sözü ne denli inandırıcı olacak?

*

Aslında adı konmadan uzun süredir işletiliyor, mutlak butlan,

Ekrem İmamoğlu’nun diploması da gerçekte var ama hukuken yok.

Seçimlerde RTE-AKP’yi her seferinde yenen İmamoğlu,

Bir de Cumhurbaşkanlığına aday olunca diploması mutlak butlan oldu,

Üstüne üstlük Özgür Özel’e uygulanan gibi tedbirli mutlak butlan.

Seçildiği Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden de alındı, tutuklu.

*

Bir de mutlak butlanın tersi var,

Gerçekte olmayan ama yargıya göre var olan…

Karşılığını bulamadım, ben de tersten yazdım, mutlak naltub.

İmamoğlu için istenen toplam 2352 yıllık iddianameler,

Gördüm, duydum, söyleniyor delillerine dayanan mutlak naltub iddialarla, iftiralarla, karalamalarla dolu.

İktidarın seçimle kaybettiği belediyelere el koyduğu iddianameler de,

Tutuklu yargılanan belediye başkanları, belediye görevlileri, yakınları, arkadaşları… hakkındaki iddianameler de,

Mutlak naltub iddialarla dolu.

*

Barış Terkoğlu’nun hafta başında açıkladığı duyuma göre,

Haziran’da düğmeye basılacak, Temmuz, Ağustos gibi de erken seçim açıklanacak,

CHP kendi içinde boğuşurken RTE tekrar seçilecek,

Tek adam düzeni de sorunsuz olarak var olmaya devam edecek.

Millet de mutlak açlık ve yoksulluk içinde mutlak mutsuz ve umutsuz yaşamayı sürdürecek.

*

Hukuku, anayasayı, yasaları, demokrasiyi, Milletin Egemenlik hakkını yok sayacak kadar,

Muhalefeti şekillendirecek, ana muhalefet partisinin yönetimini değiştirecek kadar,

Doğruları, gerçekleri yazan, anlatan gazeteciler, aydınlar tutuklanacak kadar…

Önemli olan nedir acaba?

Bu noktada oturup düşünelim,

RTE-AKP iktidarının ve tek adam düzeninin değişmemesi,

Kimin, kimlerin işine geliyor?

Sadece RTE-AKP’nin mi, dostu Trump’ın yürüttüğü ABD emperyalizminin mi?

*

Yaşadıklarımız gösteriyor ki,

Ülkenin ve milletin yararına olmadığı belli.

Belli olan,

Bu sömürü düzeni RTE-AKP’nin siyasi hedefinin yoludur,

ABD emperyalizminin de 100 yıllık amacıdır.

Demokratik Laik Cumhuriyet yıkılacak,

100 yıl öncesinin saltanat yönetimi kurulacak.

*

Sözün sonu kendimize, Millete.

Ya ülkemiz ve yaşamımızla ilgili söz ve karar sahibi olduğumuz,

Özgür ve çağdaş bir yurttaş olarak insanca yaşama hak ve özgürlüğüne kavuştuğumuz,

Demokratik Laik Cumhuriyete ve Sosyal Hukuk Devletine sahip çıkacağız,

Ya da 100 yıl öncesinin koşullarına geri dönüp, kul olarak yaşayacağız.

Çözüm açıktır,

Milletin istiklalini yine Milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

Yapılması gereken bellidir,

İnsan ve yurttaş ortak kimliklerimizle kol kola girmektir.

Hedef nettir,

Yeniden Atatürk Cumhuriyetine kavuşmaktır.

1956 Erzincan doğumlu olan Kızgınkaya, 1981’de Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Makine Bölümü’nden mezun olarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanını aldı. Toplumsal yaşamında Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcılığı, Ziraat Mühendisleri Odası ve TMMOB’de çeşitli görevler, YAYED Yönetim Kurulu üyeliği, Çankaya Kent Konseyi Başkanlığı ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanlığı yaptı. Siyasette SHP İzmir İl Gençlik Kolları Başkanlığı, CHP Ankara İl Başkan Yardımcılığı, Çankaya Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü ile Özel Kalem Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Ayrıca Adalar Belediyesi Başkan Danışmanlığı yaptı. Basın alanında, 1999-2000’de TV8’de 8. Gün programında yer aldı; 2004-2014 yılları arasında Kanal B’de Üretimden İhracata ve Ortak Çözüm programlarını hazırlayıp sundu. Halen Tüm Emekliler Dayanışma Ağı Merkez Yöneticisi, Sanatçılar Girişimi üyesi, TMMOB Denetleme Kurulu üyesi, ADD Danışma ve Kültür Kurulu üyesi, ayrıca Atatürkçü Düşün dergisi editörlüğünü sürdürmektedir. “Cumhuriyet tarihi ve Atatürkçü Düşünce” üzerine çok sayıda konferans vermiş olan Kızgınkaya, Aklın Yolu Cumhuriyet, Türkiye’nin Gerçeği – Esaretten Bağımsızlığa ve Türkiye’nin Gerçeği – Bağımsızlığın Kırılışı adlı kitapların yazarıdır. Evli ve bir çocuk babasıdır.