Ne Yapmalı? – Tevfik Kızgınkaya Yazdı

Her geçen gün yaşamın ağırlaşan koşullarından…
İktidarın seçimle kaybettiği belediyeleri ele geçirme oyunlarından…
Yargı eliyle muhalefeti sindirme çabalarından…
Her gün ortaya çıkan ancak üstü örtülen karanlık, yasa dışı olaylardan…
Bunalan, sıkılan, öfkelenen, umudunu yitiren yurttaşlarımıza,
Ahmet Taner Kışlalı 21 yıl önce köşesinden seslenmiş;
Bir Mum Yaktınız mı? (*)
“Anadolu’daki Aydınlanma Devriminin aydınlığına sahip çıkmada, devletten umudunu kesenler bir araya geliyorlar. Bir arada kalıyorlar. Birlikte çalışıyorlar.
Ve başarının kaçınılmazlığına inanıyorlar!
Çünkü, ırmakların tersine akıtılamayacağını biliyorlar.
Devlet uzaklaştıkça, halk Kemalizm’e sahip çıkıyor.
…
Devleti yönetenlerin aymazlığından ve ülkenin gidişinden umutsuzluğa kapılanlar zaman zaman yolumu kesip soruyorlar:
– Ne yapalım?
Herkesin kendi koşullan içinde yapabileceği o kadar çok şey var ki…
Kiminin parası, kiminin enerjisi, kiminin bilgisi, kiminin becerisi, kiminin zamanı var.
Yeter ki bunlar bir araya gelebilsin!
…
Evet, ne güzel söylemiş Çin atasözü:
“Karanlıktan yakınacağına bir mum yak!”
Gidin ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) ya da ÇYD (Çağdaş Yaşamı Destekleme) Derneği’ne üye olun! Sizinle aynı kaygı ve amaçları paylaşanlarla el ele verin!
Umutsuzluğunuzdan, çaresizliğinizden, güçsüzlüğünüzden, yansızlığınızdan kurtulun!
Ve sonunda tek bir mum da olsa yakmanın huzuru içinde uyuyun!..”
*
Kışlalı’ya sorulan bugün de yanıtı en çok aranan sorudur,
Ne yapmalı?
Sorunların çözümü siyasettedir, iktidardadır diyebilirsiniz, doğrudur.
Büyük oranda bugünkü sorunları yaratan iktidardan çözüm beklemenin de bir anlamı yoktur.
Muhalefetin iktidar olabilmesi içinse seçimler zorunludur.
Ne zaman yapılacağı belli olmayan seçimleri çaresizce beklemek,
Demokrasiyi sadece seçim sandığına oy atmak olarak görmek demektir ki, yanlıştır.
Kışlalı’nın çağrısı bugün için de geçerlidir ve işin doğrusudur.
“Herkesin kendi koşullan içinde yapabileceği o kadar çok şey var ki…
Kiminin parası, kiminin enerjisi, kiminin bilgisi, kiminin becerisi, kiminin zamanı var.
Yeter ki bunlar bir araya gelebilsin!”
*
Diyeceksiniz ki nerede bir araya gelelim?
Demokrasilerde Halkın bir araya gelmesi gereken yerler,
Sendikalardır, meslek odalarıdır, derneklerdir,
Hep birlikte Demokratik Kitle Örgütlerinde bir araya gelmek,
Emeğimize, mesleğimize, işimize, kentimize…
Egemenliğimize, demokratik hak ve özgürlüklerimize ve çağdaş yaşamımıza sahip çıkmak,
Demokrasilerde Halkın temel görevi ve sorumluluğudur.
*
Bu noktada kendimize soralım,
107 yıl önce ülkenin içinde bulunduğu yokluk ve işgal koşullarında,
Genç bir Osmanlı paşası olan Mustafa Kemal umutsuzluğa kapılsaydı ve 19 Mayıs’ta Samsun’a İlk Adımı atmasaydı,
Bugün Türkiye Cumhuriyeti ve bizler var olabilir miydik?
Bugün 107 yıl öncesinin koşullarından çok daha iyi koşullarda olan bizlerin,
Sadece şikayet etmeye, birilerini suçlamaya ve bana ne demeye,
Çaresizliğe, yılgınlığa ve umutsuzluğa kapılıp köşemize çekilmeye hakkımız var mı?
*
Mustafa Kemal Atatürk’ün 107 yıl önce özgürlük ve bağımsızlık yolunda attığı O İlk Adım,
Özgür bir yurttaş olmamızın ve çağdaş yaşamımızın da ilk adımıdır.
Bugün bizlere düşen,
Çağdaş bir yaşam biçimimiz olan,
Demokratik Laik Cumhuriyetimize ve Sosyal Hukuk Devletimize sahip çıkmak için,
İlk adımımızı Demokratik Kitle Örgütlerine katılarak atmaktır.
Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kuruluşunun, mücadelesinin ve çağrısının da amacı budur.
Unutmayalım, umutsuzluk yalnızlıktan doğar.
*
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.
(*) 4 Haziran 1995, Cumhuriyet Gazetesi








