Okumadım, Bilmiyorum, Koltuğu Çok Seviyorum – Nafiz Şahin Yazdı

Okumadım, Bilmiyorum, Koltuğu Çok Seviyorum – Nafiz Şahin Yazdı
Yayınlama: 22.06.2026 16:01
A+
A-

Duydum ki Butlanzadelerin Hn. Kemal efendi, canlı yayına çıkacakmış.

Gazetecilerin sorularını cevaplandıracakmış.

İki tane sakinleştirici alıp, televizyon karşısına kuruldum.

Program başladı,  kendileri arzı endam eylediler.

Uzaktan bakınca dinç dursa da yakın çekimde ‘’ Seksenliğim’’ diyor.

Sanki butlan CHP’nin simgesi; gövde dinç, başı AKlaşmış…

Sorular, cevaplar başladı.

İki sakinleştiriciye yazık oldu.

Keşke üç içseydim. İki sakinleştirici sinirlerime yetersiz kaldı.

Programın sonunu getiremedim.

İzlediğim kısımdan aklımda kalanlar:

Büyüyünce CHP Genel Başkanı olmak istiyor.

Okumayı sevmiyor.

Olan bitenden habersiz, bir şey bilmiyor.

‘’Butlan’’ı, Büryan Kebabı gibi yöresel bir yemek zannediyor.

Etrafını saran, koltuk sevdalısı ahtapotun kollarında pek mutlu…

Başta gazetecilerden şüphem vardı.

Çanak soru sormayacak gazeteciler olduklarını bilsem de ‘’Acaba’’ sorusu beynimi tırmalıyordu.

Allah’ı var, gazeteciler güzel sorular sordular.

Ama gönlümden geçen soruyu sormadılar.

Elbette tüm izleyenlerin gönlünden ne sorular geçmiştir ama ben benimkini bilirim.

Üstelik tam da gollük pas geldi.

Keşke, konu ‘’Arınma’’ya geldiğinde;

Somut delillere dayanmayan davaların, sanıklarını hırsızlıkla suçladığında;

‘’Parti’nin arınmaya ihtiyacı var’’ dediğinde;

aylık 350 bin lira tutan ofis masraflarını nasıl ödediğini sorsalardı.

Dünya kupasından, kıçlarına bakarak dönen futbolcularımız misali; süzülerek gelen o pası gole çevirmediler.

Elbette soruya da ‘’Bilmiyorum. Arkadaşlar söylemedi’’ diyebilirdi.

Sıkıştığı sorulara ‘’Bilmiyorum’’ diye cevap verdi.

Bir şey bilmiyorsun, neden programa katıldın?

Madem sen bilmiyorsun; sen git de bilen gelsin.

Tek tek saydım 17 bin defa ‘’Bilmiyorum’’ dedi.

Programda bir eksik vardı.

Tam o ‘’Bilmiyorum’’lar arasına müzik konulmalıydı.

Fonda ‘’Kim bülüür, kim bülür?’’ şarkısı çalmalıydı.

Hele ki şarkının devamındaki ‘’Bu gidişin dönüşü olacak mı?’’ sözleriyle dadından yinmezdi.

Keşke, programı yapanlar, yaşlı başlı adamı oraya kadar yormasalardı.

‘’Okumadım, bilmiyorum’’ diyebilen bir papağan ya da robot yerleştirselerdi.

‘’Bilmiyorum’’ faslını geçtik; öyle iddialı sözler edip, insanları suçlayıp, onlar hakkındaki iddianameyi okumamak ne demek?

Onu okumuyorsan da ne okuyorsun?

Aşk şiirleri mi? ( Elbette koltuk aşkı)

Okumadığını duyduğumda, onun genel müdürlük yaptığı dönem aklıma geldi.

Attığı tüm imzalar tek tek incelenmeli.

Ya onları da okumadan imzaladıysa…

Neyse çok önemli değil 3-5 bin kişi Bağkur’dan geç emekli oluverir.

Programda şu da dikkatimi çekti.

Okuması zayıf ama matematiği iyi…

Meğer kaybettiği seçimleri tek tek sayarmış.

‘’13 değil, 12’’ diyor.

Biri referandummuş…

Tamam, gül hatırın için 12+1 olsun…

Belki büyük ikramiye çıkar.

Anladığım kadarıyla 13 sayısının uğursuzluğuna inanıyor; ya 12+1 olsun ya da 14 olsun istiyor.

Yaşına hürmetimiz var, sen emret bay amca!

Butlanzedeye dönüşen, seçilmiş başkan Özgür Özel çok genç, onun önünde çok seçimler var.

Hele Butlanzadelerin Hn. Kemal efendi, bir seçim daha kaybetsin, 14’e tamamlayıp hevesini alsın, sonrasında Özgür Özel nasılsa kaybedilenleri geri alır.

Ancak, burası poker masası değil, kaybedilenler ömürden gidiyor. Telafisi yok!

Olsaydı, belki biz faniler, kalan yıllarımızı özgürlük ortamında geçirirdik.

Yazdığımızda ‘’Suç unsuru var mı?’’ diye evhamlanmazdık. Tekrar tekrar okumazdık.

Bu evhamla yazımın sonuna geliyorum.

Kısaca şunu söylemeliyim ki bu bey amca ile çevresindeki koltuk kapmaca yarışı oynayanların işi zor.

Hn. Kemal, böyle bir, iki programa daha katılırsa oy oranı Perinçek’le kafa kafaya gelir.

Yüzde üç oy alabilirse amacına ulaştığına sevinir.

O programda izleyenlerin tamamına yakınının da anladığı gibi o amaç, CHP’yi iktidar yapmak değil…

Muhalif oyları bölebildiği kadar bölüp, mevcut iktidarı kalıcı kılmak…

Sayesinde insanlar geçmişi düşünüp vah çekiyorlar.

‘’Fark edemedik’’ diyorlar, ‘’Anlayamadık’’ diyorlar…

‘’Meğer derdi seçim kazanmak değil, dost kazanmakmış… İktidardaki dostlarına, sevdiklerine koltuk hediye etmekmiş’’ diyorlar.

Hn. Kemal’e hak veriyorum; ileri yaşlarda dikkatli olmak gerekir. Dostları kırmamak gerekir.

Yoksa dört kolluda giderken, dördüncüyü bulmak zor olabilir.

Askerler de olmasa, 12 Eylül’ün kudretli paşası, tabutunu kendi taşıyacaktı.

1957 Trabzon doğumlu. 1980 yılında AİTİA Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 1978 yılında Ankara Belediyesi Basın Yayın Müdürlüğü’nde çalışmaya başladı. Ardından Çankaya Belediyesi Eğitim ve Kültür Müdürlüğü ile Kültür Bakanlığı Protokol Müdürlüğü görevlerinden bulundu. Kültür Bakanlığı Basın Danışmanı, Güzel Sanatlar Genel Müdür Yardımcısı ve Azerbaycan ile Kırgızistan Büyükelçilikleri nezdinde Kültür ve Tanıtma Müşaviri olarak çalıştı. 2013 yılında emekli olduktan sonra Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu’na danışmanlık yaptı. Yurtiçi ve yurtdışında 8 fotoğraf sergisi açtı. Ankara’nın Martıları ve Politik Hacı isimli yayınlanmış iki kitabı bulunuyor.