Ölü atı kırbaçlamak – Yusuf İpekli Yazdı

1 mart yerel seçimleri büyük oranda tamamlandı. Kazananlar var, kay(bedenler) var, henüz sonuçlanmayan seçim çevreleri var. Bir kaç gün içinde YSK, 2 hazirana randevu verip seçimi tamamlayacak.
Seçimin üzerinden bir hafta geçmiş olmasına rağmen seçim zaferi sarhoşluğu ve/veya kırgınlık, kızgınlık içinde duygusal bir değerlendirme yapmadım.
Bu konuda siyasiler, siyaset bilimciler, yazarlar, yorumcular, hemen herkes konuştu, yazdı, paylaştı.
Kimileri sığ olsa bile görüşler kıymetli.
Ancak şunu anımsamakta fayda var. “Almanya Yahudi vatandaşı da olan Einstein diyor ki: “İzafiyet teorisinde haklı çıkarsam Almanlar benimle ‘Alman’ diye gurur duyacaklar, yanılırsam ’Pis Yahudi’ diyecekler…”.
Günah keçisi arayanlara duyurulur da unutmamak gerekir ki, patates bile bazı insanlardan daha onurlu. O en azından kızarmayı biliyor.
Bence seçimin kazananı olduğu gibi kaybedeni de var.
Bu seçimi, kuşkusuz AKP kaybetti. Doğal olarak onun lideri Recep Tayyip Erdoğan da…
Bu seçimi, sırf “gıcıklık olsun” diye mi bilmiyorum ama, iyi parti kaybetti. Doğal olarak onun lideri Meral Akşener de…
Bu seçimi CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kaybetti. Onun yanında yer alan şakşakçılar da…
Bu seçimi adaylaşamadığı için bağımsız aday olan CHP’liler kaybetti.
Bu seçimi TÜİK ile birlikte yandaş medya, sosyal medya, yandaş müteahhit, ayak oyunlarına alet olan yandaş yargı, fason anket şirketleri, bu seçimi yalan, üç kağıt, sahte videolar, bu seçimi haksız yere zengin olan komşular, bu seçimi arka kapıdan döviz satanlarla birlikte bakanlar, valiler, bürokrasi kaybetti.
Bu konuda ne diyor Platon: “Her şey kendi karşıtı ile beslenir; benzerin, benzere hiçbir faydası yoktur.”
Çünkü seçimi kaybedip kendilerini karşıtının yerine koyanlar, “Ölü atı kırbaçlayarak koşmasını sağlamaya çalıştılar.”
Sordum kim(ler) kaybetti?
Çiftçi: “Mazotu 44 bin, traktörü 2 milyon, gübreyi 20 bin lira yapanlar… Bak hoca bizim köy muhafazakardır. Sağcıyız. 280 seçmenimiz var. Sola bir oy bile çıksa arar dururduk oy vereni. Sonra kuraklığı o oyun sahibine bağlar, ‘bre dinsiz elimizi böğrümüzde koydun’ derdik. Bu seçimde CHP 131 oy aldı.”
Emekli: “Güldürme be hoca…”
İşçi: “Bizi aç bırakıp kirayı 10 bin TL yapanlar…”
Öğretmen: “Özü başına diyenler…”
Muhtar: “Kanal İstanbul, yüzlerce daire, imar rantına dönüşen binlerce metre arsa…”
Öğrenci: “Yasaklar!”
Ev kadını: “Boş tencere…”
Bakkal: ” Nefret dili! Oysa, İLKBAHAR GELMİŞTİ ve TOPRAK ANA HAMİLE İDİ.” Doğum sağlıklı oldu ve en başta CHP olmak üzere emek verenler bebeği sağ salim kucağına almayı başardı.
Peki, kimin sayesinde, nasıl?
Şüphesiz seçimi emekliler kazandı. Bu seçimi emekçiler, esnaf, köylüler, işsizler, atanmayan öğretmenler, kursağına bir dilim et girmeyenler, kiracılar, ev sahipleri, yoksullar kazandı. Bu seçimi halk kazandı, siz kazandınız, biz kazandık, hepimiz ama hepimizin ortak mücadelesi kazandı.
Bu seçimi değişim diye diye gençlerin ve kadınların önünü açan Özel Özgür, hodri meydan diyen İmamoğlu Ekrem ile örnek uygulamaları ile belediyecilikte yepyeni bir çığır açan sakın güç Mansur Baba kazandı.
Ve bu seçimi şu dizeler ka-zan-dı.
“Zamlar aştı dağlar ile denizi
Soldu bebelerin, gülen benizi
Kuru ekmek gıcık etti genizi
Nerde insaf, yeter artık ah vicdan!
Karnınız aç, perişanız, perişan.
Patlıcan, domates, fasulye, kabak
Yerdik etli sütlü, en az üç tabak
Ne hallere düştük, hele dönüp bak
Yorulduk, yorgunuz azıcık izan
Karnımız aç, perişanız, perişan.
Çocuklara karşı eğeriz kaşı
Çıkarız çileden her ayın başı
Harcarız sanalda hemen maaşı
Boş kalır keseler, boş kalır cüzdan
Karnımız aç perişanız, perişan.
Gözler şaşı oldu beden kasıldı
İcra listeleri cama asıldı
Gıcır gıcır iki yüzlük basıldı
Kalmadı şan, şöhret; kalmadı ünvan
Karnımız aç perişanız, perişan.
Yağ ile buğdayı, otu, samanı
Alırız dışardan, yoktur amanı
Tarihler görmedi böyle fermanı
Kandırıp kendini yanlışa inan
Karnımız aç perişanız, perişan.
Yapılanın ilgisi yok bilimle
Peynir gram gram, karpuz dilimle
Dert açtın başına iki elinle
Var kendi haline, yine kendin yan
Karnımız aç perişanız, perişan
Et havaya çıktı yemekler yavan
Keyiflendi dolar, yapınca tavan
Su döğemez oldu şu bizim havan
Hala medet bekle, boş sözlere kan
Karnımız aç perişanız, perişan
Akıldan, bilimden saptık sapalı
Telekom satıldı, SEKA kapalı
Sentetikten şeker neyim yapalı
Ey İpekli, ekmeğini tuza ban
Karnımız aç perişanız, perişan.”
Her neyse kazanan kazandı, kaybeden kaybetti. Haritanın şekli olmasa bile rengi değişti. Ancak, şimdi çalışma, üretme, şeffaflık içinde halkla bütünleşme zamanı.
Şimdi mazaret aramadan, bahane uretmeden, kavga etmeden, ayrım yapmadan, geliri, gideri, ihaleyi paylaşarak,
1. İnsanı,
2. Zamanı,
3. Parayı yönetme zamanı.
Şimdi, densizliklerden uzak, işe odaklı, sosyal belediyeciliği zirveye taşıyacak, dar kadrocu anlayışa tutsak olmadan yürüme zamanı. Şimdi halka rağmen değil halkla birlikte koşma zamanı.
Unutmayınız ki, “Sebebini bilip görmezden geldiğiniz bir sorunu asla çözemezsiniz…”. Üstelik o sorun(lar) nedeniyle bir gün ahtapotun öldürücü kollarına düşersiniz de haberimiz bile olmaz.








