Şu kanlı zalimin ettiği işler… – Melih Demirel Yazdı

Düşünün…
Çocuksunuz. Gazze’de doğmuşsunuz. Dünyanız ; yıkık binalar, İsrail ambargosunun getirdiği sefalet, açlık, yokluk, kan, göz yaşı… Ölümler normaliniz olmuş. Sağınızda solunuzda gördüğünüz cesetlerin yanında yöresinde çocukluğun getirdiği refleksle oyun oynayabilmek normaliniz olmuş. Babanız birkaç gün önce ki bombalamada ölmüş ama siz ne olduğunu idrak edemeden devam etmek durumundasınız. Dedim ya normaliniz olmuş. Kardeşleriniz kaybolmuş ama sizin bunların üzerine yapacak birşeyiniz yok. Dediğim gibi hem normaliniz olmuş hem de ÇOCUKSUNUZ. Anneniz mesela, o kalmış yanınızda ama per perişan halde. Bildiğiniz yaşayan ölü. Emperyal bir canavar tıkmış sizi bir sınır hattına, adeta kökünüz kurusun istiyor. Dediğim gibi çocuksunuz bunu idrak edemezsiniz. Ama normali bu sanıyorsunuz nereden bileceksiniz ki? Keleşin gölgesinde, bombalar tepesinde, ölüm zaten her an kapıyı ha çaldı ha çalacak derken yaşayan bir çocuksunuz işte. Gazzeli. Sonra bir ses, sanki kıyamet kopmuş. Normaliniz ama çocuksunuz ya korkarsınız haliyle, dört saniye sürmüş zaten korkmaya bile vakit yok, sadece bir karartı var. Ebedi bir karartı. Sonrası ? Sonrası yok işte. Kalan üç beş uzuv paramparça. İşte bitti hikaye. Gazzede bir çocuğun, sonu ölümle biten normali.
Haydi yine düşünün. Bugün empati günü. Yine çocuksunuz. Bu sefer yaşamsal şartlar iyi ama, Gazze’den çok uzağa gitmeyeceğiz, Ashkelon’dayız. Burada doğmuşsunuz. Yahudisiniz. Dünyanız ; Daha okula başlar başlamaz kafanıza işlenen Arap düşmanlığı. Etrafınız da sosyal yaşam alanlarında sırtında uzun namlulu silahlarla gezen siviller görmek normaliniz. Antisemitist hikayelerle ötekileştirilip, kine bürünmek de normaliniz. Vatandaşı olduğunuz devletin katliamları televizyonlarınızda size kahramanlık hikayeleri gibi anlatılması da, evet bu da büyürken normaliniz. Bir gün evinizde ailenizle birlikte vakit geçirirken, ellerinde uzun namlulu silahlarla bahçeye giren ve savunmasız şekilde sizin çocuk olduğunuza aldırış etmeyen caniler tarafından katledilip ölmeniz de, maalesef bu da normaliniz. Bu son bir Gazze’linin normalleştirdiği kadar normal gelmeyebilir ama, coğrafya nın getirdiği normallik diyelim.
Biraz uzaklaşalım şimdi. Çokta değil Suriye, Lazkiye’de yaşayan bir Arap alevisisiniz. Rejim devrilmiş ama haklı endişeleriniz var. Deviren radikalin kamuflajını çıkarttırıp, giydirmişler bir emanet takım elbise, müsamere çocuğu gibi gezdiriyorlar Devrimci diye. Ne Devrimci ama! Dünün El- Kaidecisi, IŞİD’cisi olmuş sana Demokrat Devrimci. Peki zihniyet? Her neyse, endişelerinizde haklısınız. Bir sabah uyanmışsınız köyünüz basılmış, sakallı kaleşnikoflu herifler kıyım yapıyor. Sonra bir kargaşa birkaç el silah sesi ve sonsuzluk. Öldünüz. Suçunuz : Alevi olmak. Maalesef bu da yine coğrafi şartlardan ötürü normaliniz.
Şimdi Az daha uzaklaşalım. İran, Tahran. Genç bir kadınsınız. Zaten rejimin baskıcı politikalarından illallah etmişsiniz. Üstüne bir de savaş tehlikesi gelmiş. Sizinkiler adına Cihad diyor ama, sizin derdiniz can, haklı olarak. Ne Cihad ki bitmiyor, eni yok, sonu yok. Eviniz de oturuyorsunuz, yani hakkınız ya hadi sıcak bir kahve içeyim derdindesiniz. Koltuğa oturamadan binanızın ikiye ayrılıyor kuvvetli bir patlamayla, tabi sizde artık yoksunuz. Öyle dünya sizi dert falan edinmeyecek ama, malum yaşadığınız coğrafyadan ötürü bir füzeyle kırk parçaya ayrılmak maalesef sizin normaliniz…
Bu yazıda kimsenin şaşırdığı veya şaşıracağı bir şey yok değil mi?
Korkarım ki Kerbeladan Kıyamete kan dinmeyecek bu topraklarda ve ölen masum olurken, apansız ölmekte hep normal olacak.
Fillerin tepişip, çimenlerin ezildiği, ezilen çimenlerin yerine yenisini büyütmek için kan ile sulayan, kana doymayan bir coğrafya bu topraklar…
Eli kanlı zalimler, ellerinde yeni yeni haritalarla santranç oynar gibi oynuyorlar hayatlarla, Sultan Süleyman’a, Karun’a, Firavun’a, Tiranlara kalmayan bu dünya sanki onlara kalacak gibi…
Eğer varsa ötede yaşanacak başka bir dünya, ya Ortadoğu olmasın yada masumlar…








