Türker Ertürk Deşifre Etti: Ateşkes Değil “Mühimmat Molası”! Büyük Savaş Kapıda mı?

Türker Ertürk Deşifre Etti: Ateşkes Değil “Mühimmat Molası”! Büyük Savaş Kapıda mı?
Yayınlama: 18.04.2026 16:58
A+
A-

Orta Doğu’da sağlanan ateşkesin kalıcı bir barış olmadığını savunan (E) Amiral Türker Ertürk, sürecin daha büyük bir çatışmanın hazırlığı olabileceğini belirtti.

Orta Doğu’da 41 gündür devam eden sıcak çatışmalar yerini kırılgan bir ateşkese bırakırken, (E) Amiral Türker Ertürk’ten bölgenin ve dünyanın geleceğine dair sarsıcı bir analiz geldi. Kendi YouTube kanalında(17/04/2026) “Bu savaş Rusya-Ukrayna Savaşı gibi uzun mu olacak?” sorusuna yanıt arayan Ertürk, mevcut ateşkesin bir barış hazırlığı değil, daha büyük bir fırtına öncesindeki “mühimmat molası” olduğunu deşifre etti. Medya Siyaset olarak, küresel dengeleri altüst edecek bu stratejik analizin şifrelerini çözüyoruz.

Ateşkesin Perde Arkasında Hangi Lojistik Çaresizlik Yatıyor?

Savaşın 41. gününde İran ve ABD arasında sağlanan ateşkesin temel motivasyonu sanılanın aksine diplomasi değil, lojistik yetersizlikler. Türker Ertürk’e göre, Amerika Birleşik Devletleri mühimmat stoklarının kritik eşiğin altına inmesi nedeniyle masaya oturmak zorunda kaldı. Ancak bu süreçte dahi Washington yönetimi, 22 Nisan’a kadar sürmesi beklenen ateşkesi her an bozabilecek hamleler yapmaktan geri durmuyor. Özellikle Trump’ın direktifiyle 13 Nisan’dan itibaren ilan edilen deniz ablukası, sadece Hürmüz Boğazı’nı değil, İran’ın tüm limanlarını kapsayan devasa bir provokasyon olarak nitelendiriliyor.

ABD, Petrol Fiyatlarını Neden 200 Dolara Çıkarmak İstiyor?

Ertürk’ün analizindeki en dikkat çekici noktalardan biri, ABD’nin kurduğu ekonomik tuzak. Washington’un amacı; İran’ı deniz ablukasıyla köşeye sıkıştırıp, Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya zorlamak. Bu durum gerçekleştiği takdirde petrol fiyatlarının 200-250 dolar bandına çıkması kaçınılmaz görünüyor. Ertürk’e göre ABD, bu “petrol şokuyla” bugüne kadar koalisyona girmeyi reddeden müttefiklerini (Almanya, İngiltere, İspanya vb.) ekonomik bir mecburiyetle savaşın içine çekmeyi planlıyor.

Rusya-Ukrayna Modeli Orta Doğu’da Çalışır mı?

Rusya-Ukrayna savaşı coğrafi olarak sınırlı ve tek cepheli bir yıpratma savaşıyken; İran-İsrail-ABD hattı Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen’i kapsayan çok cepheli ve asimetrik bir yapıya sahip. Ertürk, Ukrayna modelinin aksine burada Hürmüz Boğazı gibi küresel enerji şah damarının İran’ın elinde olmasının dengeleri tamamen değiştirdiğini belirtiyor. Çin ve Rusya ise bu savaşın uzamasını, ABD’nin kaynaklarını tüketerek yıpranması için destekliyor; ancak bu yıpranmanın “küresel bir ekonomik çöküşü” tetiklemeyecek kadar kontrollü olmasını arzuluyorlar.

Bölgeyi Bekleyen Üç Senaryodan Hangisi En Gerçekçi?

(E) Amiral Türker Ertürk, krizin evrilebileceği üç ana yolu şu şekilde özetliyor:

  1. Kısa Süreli Sert Çatışma ve Kırılgan Ateşkes: Şu an içinde bulunduğumuz, nükleer veya stratejik tesislerin vurulup ardından molaların verildiği döngü.

  2. Uzun Süreli Yıpratma Savaşı (Ertürk’ün öngörüsü): Doğrudan büyük bir savaş yerine, vekil güçler üzerinden yürütülen, ABD’yi ve bölgeyi aylar hatta yıllarca tüketecek bir yıpratma süreci.

  3. Küresel Çöküş ve Nükleer Eşik: İran’ın tüm altyapısının hedef alındığı, İsrail’in derinlik dezavantajı nedeniyle nükleer silahlara başvurma riskinin doğduğu ve dünya ekonomisinin çöktüğü felaket senaryosu.

Sonuç olarak Ertürk, savaşın maliyeti siyasi eşiği aştığında liderlerin geri adım atacağını ancak mevcut tablonun bölgeyi uzun ve yorucu bir belirsizliğe sürüklediğini ifade ediyor.

İŞTE O AÇIKLAMA:

Atatürk ve Cumhuriyetten Yana Taraf Haber Merkezi