Türker Ertürk’ten Kapsamlı İran Analizi: Rejim Neden Ayakta Kalıyor?

Batı medyasında sıkça dile getirilen “İran rejiminin çöküşü eli kulağında” yorumlarına karşın, Emekli Amiral Türker Ertürk’ten sahadaki gerçeklere dikkat çeken çarpıcı bir analiz geldi. Ertürk, mevcut eylemlerin rejimi kısa vadede yıkacak güçte olmadığını belirterek, İran’ın 1979’daki durumdan farklarını ve sistemi ayakta tutan dinamikleri madde madde sıraladı.

Türker Ertürk’ten Kapsamlı İran Analizi: Rejim Neden Ayakta Kalıyor?
Yayınlama: 11.01.2026 21:25
A+
A-

İran’da süregelen protestolar ve artan dış baskılar, Tahran’daki rejimin geleceği hakkında uluslararası kamuoyunda hararetli tartışmalara neden oluyor. Konuyla ilgili sosyal medya hesabından detaylı bir değerlendirme yapan E. Amiral Türker Ertürk, Batı merkezli “ani çöküş” senaryolarının aksine, rejimin hala önemli direnç noktalarına sahip olduğuna dikkat çekti.

“Güvenlik Aygıtı Çözülmeden Rejim Çökmez”

Ertürk’ün analizinin merkezinde rejimin güvenlik mimarisi yer alıyor. Rejimlerin genellikle güvenlik aygıtı çözülmeden çökmediğini hatırlatan Ertürk, İran’da Devrim Muhafızları (IRGC), Besic milisleri ve istihbarat kurumlarının halen rejime sadık olduğuna vurgu yaptı.

Bununla birlikte, ekonomik yaptırımlara rağmen petrol gelirlerinin sistemi finanse etmeye devam ettiğini belirten Ertürk, “Kamu maaşları ve güvenlik harcamaları sürdürülebilir düzeyde” tespitiyle ekonomik bir çöküşün de henüz yaşanmadığına işaret etti.

Lidersiz Muhalefet ve Kırılan Zihinsel Bağ

Analizde İran toplumunun sosyolojik yapısındaki değişime de dikkat çekiliyor. Eylemlerin yaygın olmasına rağmen lidersiz, programsız ve çok parçalı olduğunu belirten Ertürk, sürgündeki Rıza Pehlevi’nin halkta bir karşılığı olmadığını ifade etti.

Ancak Ertürk’e göre rejimin en büyük uzun vadeli sorunu ideolojik çöküş. İslamcı ideolojinin artık toplumda, özellikle de gençler arasında karşılık bulmadığını belirten Ertürk, “Toplumun ezici bir kesiminin rejimle olan duygusal ve zihinsel bağı tamamen kopmuş durumda” değerlendirmesinde bulundu. Ertürk ayrıca, Ruhani’den Pezeşkiyan’a kadar reformist isimlerin çözüm olmadığının anlaşıldığını, asıl sorunun “Velayet-i fakih sistemi” olduğunu vurguladı.

Dış Tehdit Paradoksu: ABD ve İsrail Rejimi Güçlendiriyor mu?

Ertürk’ün analizindeki en dikkat çekici noktalardan biri de dış tehditlerin etkisi oldu. Uzun vadede rejimin ayakta kalmasının mümkün görünmediğini belirtse de Ertürk, mevcut konjonktürde ABD ve İsrail’in saldırgan söylemlerinin rejimin yıkılmasına değil, aksine iç konsolidasyonla ayakta kalmasına neden olduğunu savundu.

Olası bir dış müdahale senaryosuna karşı da uyarıda bulunan Ertürk, “Bu safhada İran’a dışarıdan yapılacak bir müdahale durumunda rejim, köşeye sıkışmışlığın tesiri ile tüm yıkıcı gücünü İsrail’e karşı gösterecektir” dedi.

1979 ile Bugün Arasındaki Kritik Fark

Türker Ertürk analizini tarihsel bir karşılaştırma ile sonlandırdı. 1979’da Şah rejiminin yıkılma nedenlerini; ordunun kaybedilmesi, ABD desteğinin çekilmesi ve muhalefetin birleşik olmasına bağlayan Ertürk, bugünkü tablonun farkını şu sözlerle özetledi:

“Bugün ise: Ordu ve güvenlik rejimin elinde, Dış destek (Rusya–Çin ekseni) kopmuş değil ve Muhalefet parçalı yapıda. Bu nedenle ani bir çöküş senaryosu düşük bir olasılıktır.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Atatürk ve Cumhuriyetten Yana Taraf Haber Merkezi