Vay be: “Öğretmenler sahte evlilik yapıyormuş…” – Yusuf İpekli Yazdı

Yusuf İpekli, Milli Eğitim Bakanı’nın “sahte evlilik” ve “sahte rapor” çıkışını merkeze alarak öğretmenleri suçlayan anlayışı değil, eğitim sistemini bu noktaya getiren koşulları sorguluyor.
İki gün önce milli eğitim bakanı açıkladı: “Öğretmenler sahte rapor alıyor veya sahte evlilik yapıyor. ”
Şaşkınım…
Bunca yaşıma rağmen sahte diplomayı biliyordum da “sahte evliliğe, sahte rapora” tanık olmamıştım.
Ne büyük cehalet!
Konu bununla sınırlı kalmadı. Mevcut milli eğitim bakanı eski MEB’i ara tatil ve zorunlu eğitim süresi üzerinden tartışmaya açtı. Ancak A dan Z ye her haneyi ilgilendiren eğitim ile ilgili bu tartışma kimsenin umurunda değil.
Dikkatinizi çekerim her haneyi ilgilendiren hayati olan bu tartışma kimsenin umurunda olmadı.
Neden acaba?
Çünkü yediden yetmişe hiç kimsenin MEB’den umudu kalmadı.
Benim de umudum yok. Zira bu tartışma AKPARTİ’nin AKP milli eğitim politika ve uygulamalarına karşı açtığı tartışmadır?
Nasıl yani ülkede AKPARTİ ve AKP diye iki parti mi var? Evet fiilen öyle!
Bakınız, milli eğitimin mevcut politikalarını hangi parti belirledi? Adalet ve Kalkınma Partisi.
Anladık, ya aktör… Son 15 yıldır görevdeki mevcut bakan…
Yani mevcut bakan mevcut bakanı tartıştırmak istiyor.
Ben de biliyorum bakan henüz üç yıla yakıdır görevde, son on beş yıl ne demek?
Çünkü O, müsteşarken de bakandı rektörken de…
Şimdi ÇEDES’i, MESEM’i, atanmayan öğretmeni, öğretmen akademisini, özel eğitimin özel sorunlarını, proje okulunu, norm kadroyu, temizlik meselesini, karnı aç çocuğu, güvenlik görevlisini, temiz su ihtiyacını, mülakatı, Türkiye yüzyılı maarif modelini, cemaat yapılanmasını filan tartışmayacağım.
Neden olacak daha büyük skandallar var da o yüzden.
Şimdi dedik ya bakan açıkladı: “Sahte evlilik yapan öğretmenler var.“, “Öğretmenler sahte sağlık raporu alıyor.”
Nasıl nasıl nasıl?
Sahte evlilik yapan, sahte sağlık raporu alan öğretmen…
Yani kağıt üzerinde anlaşmalı evlilik. Kağıt üzerinde hastalık.
Filli olarak olmasa bile yasal olarak kendini dul yapan evlilik, hasta eden rapor.
Bu yasal olarak suç olduğu kadar Anadolu insanının asla kabul etmeyeceği ahlaki bir meseledir.
Ayrıca öğretmen bastırıyor parayı sahte sağlık raporu alıyor. Acaba sahte rapor vererek kimler köşeyi döndü merak ediyorum doğrusu.
Peki öğretmeni başta sahte evlilik olmak üzere sahtekarlık yapmaya iten koşullar nelerdir?
1) Bu davranış idealist öğretmen duygusunun ortadan kalktığının en somut göstergesidir. Hani bir zamanlar cumhuriyetin öğretmenleri ilk atama döneminde tercih yapmaz, bayrağın dalgalandığı her yer diyerek görev talep ederdi. Günümüz öğretmeni ise sahte evlilik yoluyla bir an önce kapağı aile yanına atmaya çalışıyor. Tam bir nereden nereye örneği…
2) Ekonomik koşullar yüzünden öğretmen yeni ev açamıyor. Çünkü gideri gelirinin kat kat üstünde, çareyi bir an önce ailesinin yanına dönmekte bulan öğretmen dul olmayı göze alıp sahte evlilik yapıyor. Diğer taraftan öğretmen evlenemiyor, zira bir evlilik en az iki milyon.
Vay be değil mi, vay be…!
3) Öğretmenin sahte evlilik yapmasının bir diğer nedeni ise güvenlik meselesi olmalı. Öğretmen nerede olursa olsun korkuyor. Sokaklar maganda dolu. Sınıflarda asosyal psikopatlar var. Veliler ateş topu. Son olaylar malum, malesef alınan önlemler sadece polisiye önlem olarak gündemde. Korkan öğretmen hatta hayatı her an kör kurşuna muhatap olacak öğretmen ne yapacak, sahte evlilik veya sahte sağlık raporu.
4) Öğretmenler çalıştığı alanlarda sosyalleşemiyor. Bütün hayatı kara kuru kutu dediğimiz televizyon ile çağın hastalığı internet arasında sıkışıp her türlü mobinge maruz kalan öğretmen bunalıma girmemek için sahte evliliği bile tercih edebiliyor, göze alabiliyor.
5) Öğretmen özgüven eksikliği içinde. AKP döneminde el bebek gül bebek veya çok korumacı yetiştirilen öğretmen atandığı okul ve çevresinde derin uyum sorunu yaşıyor. Hayatın gerçeği beklentisini karşılamıyor. Sonuç öğretmen bunalıma giriyor ve çareyi sahte evlilikte, sahte rapor da buluyor.
Bakınız yazı beklediğimiz şu günlerde ülke yeniden kışa teslim oldu. Fırtına, kar, yağmur ortalığı kasıp kavuruyor. Doğayı talan etmenin doğal sonucu.
Ne alaka mı?
Okulların çatısı uçuyor çatısı. Bu yüzden mayıs ayında üç beş ilde okullar tatil ediliyor tatil.
Gerçi milli eğitimde uçmayan çatı mı kaldı ki okulların çatısı uçmasın diyorsunuz, haklısınız hem de çooook haklı!
Bu bir itiraftır, bu bir skandaldır. Muhatabının o koltukta bir gün bile oturmaması gerekir, bir gün bile.
Ya sonuç: “Okumak umut olmaktan çıktı, öğretmen de çocuk da canından bıktı…”
Vesselam!
YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN








