Yarın – Melih Demirel Yazdı

“Bir şeyler olacak yarın, duruşundan belli…”
Bülent Ecevit
Bir milletin kaderi bazen bir şiirde, bir kelimede, bir nefeste gizlidir.
Bazen bir “yarın” kelimesiyle başlar değişim;
bir atın kişnemesinde, bir bulutun gölgesinde,
bir toprağı eşeleyen köstebeğin telaşında filizlenir umut.
Bugün, Anadolu’nun rüzgârında o telaşı hissetmemek imkânsız.
Bir şeyler oluyor…
Henüz adı konmamış, sesi duyulmamış, ama kokusu duyuluyor yarının.
Toprak, bir süredir içine gömdüğü vicdanı geri kusmaya hazırlanıyor.
Çünkü arınmadan diriliş olmaz.
Arınma, önce aynaya bakmakla başlar.
Aynada gördüğün suret, sen misin; yoksa senden geriye kalmış bir gölge mi?
İşte son kalede şimdi o aynanın karşısında duruyor.
Yorgun, tartışmalı, kirli değil belki ama tozlanmış bir tarih.
Ve o tarih şimdi silinmeyi, parlamayı, yeniden doğmayı bekliyor.
Bir davanın, bir kadronun ya da bir zümrenin meselesi değildir bu.
Bu, bir kavganın iç muhasebesidir.
Kurucu ayarlarına dönmeden, yeniden kendini hatırlamadan
hiçbir dava, hiçbir fikir, hiçbir gelecek filizlenmez.
Birileri buna “hesaplaşma” diyebilir,
ama bu aslında “arınmadır’’ — yeniden doğmanın kaçınılmaz sancısı.
Karanlık bir dönemin ardından sabahın en sessiz anında
ufukta bir çizgi belirir ya,
işte o çizgi şimdi Anadolu’nun steplerinde görünmeye başladı.
Bu ülkenin güneşi, o çizgiden doğacak.
Çünkü başka bir yol yok.
Bu topraklarda güneş, ancak Atatürk’ün yolundan doğar.
Bugün kimin kazandığı ya da kaybettiği değil,
kimin kendini bulduğu önemlidir.
Koltuğun değil, omurganın değer kazandığı bir zamana uyanıyoruz.
O koltuklar geçici; ama Cumhuriyet’in vicdanı kalıcıdır.
Ve o vicdan, “bir şeyler olacak yarın” diyor,
tıpkı Ecevit’in dizelerinde olduğu gibi.
Belki bu dava, sadece bir hukuki süreç olarak anılacak yarın.
Ama tarihin terazisinde, bugün görülen dava;
bir partinin değil, bir dönemin muhasebesidir.
Çünkü kader bazen mahkeme salonunda değil,
milletin kalbinde hüküm verir.
Eğer bugün birileri susuyorsa,
bilsinler ki suskunluk da bir ses çıkarır —
toprağın altından, vicdanın derininden, tarihin nabzından gelen bir ses.
O ses diyor ki:
“Yeniden başla. Arın. Birleş. Hatırla kim olduğunu.”
Evet, hatırlama vaktidir.
Kurucu ilkelere dönme, unutturulan değerleri hatırlama,
Atatürk’ün devrimci aklını yeniden rehber kılma vaktidir.
Birilerinin sandığı gibi dünün hikâyesi değildir bu;
yarının hikâyesidir.
Yarın, yeniden inşa edilecek bir yüzyılın ilk kelimesidir.
Ve biz, o kelimenin başındayız.
Rüzgâr yön değiştiriyor.
Kırdaki atlar ürküyor, kuşlar kanat çırpıyor,
bulutlar yeni bir rotaya giriyor.
Bir şeyler olacak yarın.
Kuşların uçuşundan, insanların bakışından belli.
Toprağın altında bile bir hareket var.
Arınmanın, birleşmenin, yeniden başlamanın vakti geldi.
Ve o vakit, tam da şimdi…








