Yüreğimizi Yaktın Be Kızçe – Nafiz Şahin Yazdı

Kötüsünüz!
Onursuzsunuz, insanlıktan nasip almamışsınız!
Sevgisizsiniz!
Tek sevginiz George Washington’a…
Onun yeşil yeşil bakışına, yeşil renkli resimlerine aşıksınız.
Onun dolar üzerindeki resimlerine bakarken salyalarınızı tutamıyorsunuz!
Siyaseti bile o resimleri biriktirmek için yapıyorsunuz.
Beyninizin kıvrımları arasına gizlenmiş kirli siyaset ruhunuzu esir almış…
Gencecik bir insan öldü.
Ömrünün baharında, pırıl pırıl bir genç kızımız, bir belediye başkanımız öldü.
Ve siz, yaşamının baharında lanet bir hastalıkla mücadele eden o insana çamur attınız.
Öldü ama şimdi de üzülmek yerine pislik saçıyorsunuz.
Muhalefet partisi genel başkanı o gencecik kıza yakın ya…
Özgür Özel’in kardeşi gibi, çocuğu gibi gördüğü o kızın ölümüne duyduğu üzüntüye şerefsizce yakıştırmalar yapıyorsunuz.
Çünkü siz karşı cinsle arkadaşlık, dostluk, kardeşlik nedir bilmezsiniz!
Siz dünyaya apış aranızdan bakan ucubelersiniz.
Siz o apış arasını sevgi zanneden gafillersiniz!
Siz yurtlarda kalan, size emanet kızlara tecavüz eden; bırakın kızları erkeklere bile tasallut eden ahlaksızlarsınız!
Sadece insanlığınız kaybetmemişsiniz; dininizi, imanınızı bile elden çıkartmışsınız!
Yoksa ‘’Ölenin arkasından konuşmak günahtır’’ der, önünüze bakardınız.
Kendi ahlakınızı, değerlerinizi yok ettiğiniz için herkesi kendiniz gibi zannediyorsunuz.
Sizinle aynı toplumu paylaştığım için utanıyorum!
İçinde sevgi, vicdan, insanlık taşıyanlar lütfen beni affetsin
Yazımı bile açıktan akan, kasaba kanalizasyonuna çevirdiler!
Küfretmeden meramımı anlatamayacak hale getirdiler
Küfürlerime konu o.güruh eskiden de vardı ama görünmezdiler.
Görünür oldular.
Televizyon kanalları çoğalınca reyting uğruna bu pislikler pazarlanıyor.
Kalitenin düştüğü yerde, kötülük reyting yapıyor.
Gündüz programlarında o güruh sırlarını ifşa ediyor.
Meğer hepsi birbirinin peşinde, trencilik oynarlarmış…
Adam baldızına sarkıntılık eder, baldız hem muhtarla samanlığa gider hem ağanın oğlu ile tarlanın içlerinde kaybolur.
Cehaletiyle mutlu o güruh, bilimin, eğitimin, kültürün, adaletin değer kazandığı toplumlarda var olamaz.
Kazandıkları mevzileri terk etmemek için her şeyi yaparlar…
Yalan, dolan, tehdit, her türlü entrika…
Sorsan hepsi namus timsalidir.
Muhafazakar geçinirler.
Karşı cinsle tokalaşmazlar bile…
Onlar kendi pislikleriyle boğuşadursunlar…
Yazıya başlarken niyetim toplumsal eleştiri değildi.
Bir acıyı, acımızı paylaşacaktım.
Biliyorum ki insan olan herkes benim yaşadığım acıyı yaşıyor.
Kendi evladımızı kaybetmişçesine içimiz yanıyor.
Elbette Özgür Özel’in yaşadığı üzüntü yanında hiçbir şey…
Önce can dostu Ferdi Zeybek, şimdi öz kardeşi kadar yakın Gülşah Durbay…
Merhumenin hem öz ailesine, hem CHP ailesine, hem Özgür Özel’e sabır diliyorum.
Tüm sevenlerine, Manisalılara ve ülkemize sabır diliyorum.
Bunları yazarken, kızımdan bir yaş büyük o merhumenin fotoğrafına bir kez daha baktım; ne güzel de gülüyor.
İçimden dedim ki ‘’Keşke anası babası ölmüş olsa da bu acıyı yaşamasalar.’’
O güzel kızımıza, Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’a rahmet; ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum.
Elbette yürekleri kanalizasyona düşmüş, dilleriyle lağım taşıyan o güruha da lanet ediyorum.
Ve sen!
CHP içine yerleştirilmiş iktidar yaltakçısı…
Siyasi ikbal uğruna, gözünü kırpmadan hemcinsine iftira atan soytarı!
Sen yukarıda saydığım o güruhtan bile onursuz ve tehlikelisin!
Lanetlerin en büyüğü sana!








