Yürüyelim Arkadaşlar – Nafiz Şahin Yazdı
Nafiz Şahin, siyasetin temel sermayesinin umut olduğunu vurgulayarak iktidarın ve kayyım CHP’sinin umut üretme kapasitesini yitirdiğini yazdı. Şahin’e göre Özgür Özel, halkın arasındaki doğal duruşu, sokak sokak yürüyen siyaseti ve kitlelerle kurduğu bağ sayesinde yeni bir umut simgesine dönüşüyor.

Siyaset umut tüccarlığıdır.
Sermayesi umuttur. Umut satar, oy alır.
Siyasetçinin elinde pazarlayabileceği umut olmalıdır.
İktidar yıllarca umut pazarladı ama artık umutları tüketti.
Ellerinde kalanların da müşterisi yok.
‘’Dış güçler’’ söylemiyle oy devşirenler, ‘’Dostum Trump’’larla ithal umut peşinde…
Kayyım CHP’sinin elden düşme, güzel bir mağazası var ama içinde satabilecekleri ‘’umut’’ yok.
Tezgahtaki umutsuz pazarlamacıları, raflardaki umutları da tükettiler.
Geriye kalan partiler de ya pazar tezgahı kurmuş ya ikinci el ‘’Umut’’ satmaya çalışıyor ya da ek iş yapıp din ticaretiyle uğraşıyor. Belki de bir araya gelip umut yeşertmeye çabalıyorlar.
İşte tam bu ortamda halkın bağrından bir umut doğuyor.
Adı gibi Özgür…
Halkın özgürlüğü için mücadele ediyor. Hak, hukuk, adalet için kavga veriyor.
Ona dilerseniz ‘’Karaoğlan’’ deyin, isterseniz önder ilan edin ama o artık bir simge olmak yolunda…
Direnişin, iktidar değiştirmenin, gelecek hayalleri kurmanın simgesi… Umudun simgesi…
Belki de başta kendisinin bile düşünmediği, planlamadığı bir yolda yürüyor.
‘’ Bu iş olacak’’ dedirtiyor.
Hata yaptığını söyleyenler yok değil…
‘’Hangi konuda’’ diye sorunca dut yemiş bülbül…
‘’Hiçbir şey olmasa da bir şey oldu’’ der gibi süslü ama içi boş…
‘’Ne oldu? Nerede hata yaptı? Tepeden inme partiye çökenlerin emrine mi girmeliydi?’’ Hık, mık…
Kitleleri arkasına almış yürüyor. Sokak sokak umut tohumları ekiyor.
Esnaf ziyaretine gidiyor, arkasında on binler… Bayram ziyaretine gidiyor, kitleler peşinde…
Toplama kalabalık değil toplanan kalabalık…
Yaşlı teyzeler boynuna sarılmak için sıra bekliyor.
Bunlar mı hata?
Üstelik hata yaptığını söyleyenler de aynı safta yer alması gerekenler…
Böyle dostlar varken düşman ne gerek?
Özgür Özel halkı tanıyor. Köy çocuğu…
Çalışmış, çabalamış, eczacı olmuş… Yetmemiş…
Kişisel başarı hikayesini, toplumsal hale getirmeye çabalıyor.
Halkını iyi tanıyor. Halk da onu tanıyor.
Halkın hep doğru kararı vereceğini biliyor.
Hani bazen halka kızıyoruz, yanlış yaptığını söylüyoruz ama halk söylemesi gerekeni söylüyor.
Oyların çalındığı zamanlar dışında, sandık yalan söylemez!
Buna AKP’ye verilen oylar da dahil…
Karşısına alternatif çıkarabildin de mi AKP’ye oy verdi? Sen hiç umut oldun mu?
Halka tepeden bakarak halktan oy istersen, halk sana azcık ucundan oy gösterir.
Ne kadar zıplarsan zıpla, kafan % 27’ye değer…
O halde geniş kitlelere hitap edilmeli…
AKP, halkın arasındaydı.
Ne zamanki halktan koptular, saraylara kapandılar. Oy oranları inişe geçti.
AK Genel Başkanı, bunu görüyor ve örgütü uyarıyor.
‘’Halkın arasında olmalısınız’’ diyor.
Ama doymuşların açlar arasında dolaşması çok zordur
Özgür Özel halkın arasında… İktidara aç…
Halkın arasında bir Özel ve halktan uzaklaşmış bir iktidar…
Bir dönemin çoban Sülo’su…
İstediği kadar eğitim alsın ‘’Geliyoz, gidiyoz’’ değişmiyor.
Demirel değiştirebildi mi? Ya da değiştirmek istedi mi?
Bu ‘’Geliyoz, gidiyoz’’lar, halkla yakınlaşmasına katkı sağlıyor.
Sokak çocuğu gibi gömleği, pantolonu dağınık, halkın arasına giriyor.
Olduğu gibi… Doğal…
Kağıtsız, promptersiz, içinden geldiği gibi konuşuyor.
Her otobüsün, sandalyenin, bankın, masanın üzerine çıktığında duygu patlaması yaşadığını gözleri anlatıyor.
İşte halk o gözlerdeki duyguyu, ışığı görüyor.
O duygu ve ışık, halka umut olarak dönüyor.
Umudun ışığı…
1977 yılının, dağa taşa ismi kazınan Karaoğlan efsanesinin 2. versiyonu…
‘’Yürüyelim Arkadaşlar’’ diyor ve umuda, geleceğe yürüyor.
Güneş ufuktan şimdi doğar… Yürüyelim Arkadaşlar








