18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü

18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü
Yayınlama: 19.05.2022 12:38
A+
A-

50.000 Kırım Tatar erkeğinin Hitler Almanyası’na karşı Sovyetler Birliği adına savaştıkları bir sırada “Sovyetler Birliği’ne ihanet” suçlamasıyla; 17/18 Mayıs 1944 gecesinde Kırım Yarımadası’nda yaşayan Kırım Tatar Türklerinin kapıları Stalin Rusya’sının askerleri tarafından çalınarak; on beş dakika içerinde hazırlanarak meydanlara toplanmaları emredilmiş ve sürgün kararı tebliğ edilmiştir.

Sürgün tebliğine münferit olarak karşı koyanlar olsa da bunların bir kısmı kurşuna dizilerek halkın sindirildiği görülmektedir.

Zorla evlerinden çıkartılan kadınlar, bebekler, çocuklar, yaşlılar, hastalar ile savaşamayacak durumdaki erkeklerden oluşan binlerce Kırım Tatar Türkü, o gece tren istasyonlarından hayvan vagonlarına tıka-basa istif edilerek Özbekistan, Kazakistan ve Sibirya içleri gibi birçok bölgeye sürülerek vatanlarından koparmışlardır.

1944 Kırım Sürgünü’ne maruz kalan Kırım Tatar Türklerinin kesin sayıları bilinmemekle birlikte, Sovyet rejimi tarafından hazırlanan raporlarda 228.000, 1966 yılında Kırım Türk Millî Hareketi tarafından yapılan araştırmalarda 238.000 olarak yer almaktadır. Ancak bazı araştırmacılar tarafından yapılan tespitlere göre ise yaklaşık 420.000 kişi oldukları değerlendirilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki Stalin döneminde gerçekleşen tek sürgün kararı Kırım Tatarlarına uygulanmamıştır. Büyük çoğunluğu Türk ve Müslüman kökenli topluluklardan olmak üzere yaklaşık 3.500.000 kişi yaşadığı yerlerden zorla kopartılarak Rusya içlerine, Sibirya steplerine sürgün edilmişlerdir[1].

***

Kırım Tatarlarının 20 günden fazla süren bu çileli yolculuğunda doğru-düzgün yiyecek ve su verilmemiştir. Durmaksızın devam eden yolculuklarında insanlar tuvalet ihtiyaçlarını bulundukları vagonlara yapmak durumunda kalmışlardır.

Kadınlar ve genç kızlar, utanç ve hicaplarından vagonlarda tuvalet ihtiyaçlarını gideremedikleri için yüzlercesi kan zehirlenmesinden hayatlarını kaybetmiştir. Ayrıca başta çocuklar, hastalar ve ihtiyarlar olmak üzere binlercesi de açlık ve susuzluktan dolayı hayatlarını kaybetmiştir. Hayatlarını kaybedenlerin cenazeleri birkaç günde bir duran trenlerden çıkartılarak defnedilmeksizin yol kenarlarına bırakılmıştır.

Bu çileli yolculuk bittiğinde o hayvan vagonlarındaki insanların neredeyse yarısı hayatını kaybetmiştir. Sürgünde yaklaşık 195.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Ancak sürgün olarak varılan coğrafyalarda da acılar bitmemiştir; çünkü hiçbir maddi varlığını yanlarında getirememiş olan Kırım Tatarları, hayatta kalabilmek için pamuk tarlaları başta olmak özere köle gibi çalışmak zorunda kalmışlar ve bu süreçte birçoğu yetersiz beslenme ve bulaşıcı hastalık gibi sebeplerle hayatını kaybetmiştir[2].

Sürgünden birkaç gün sonra Rus NKVD (İçişleri Halk Komiserliği) yetkilileri tarafından Kırım’daki Arabat köyünün unutulmuş olduğu fark edilmiş ve bir gemiye doldurulan köy halkından Karadeniz’e açılmaları istenmiştir. Ancak Karadeniz’de bir süre seyreden gemi batırılarak tamamı katledilmiştir.

Sürüldükleri yerlerden kaçan Kırım Tatarlarının olduğu bilinmektedir. Sürgünü protesto edenler, geri dönme girişiminde olanlar, yazılı müracaatlarda bulunanlar ise Sovyet yönetimi tarafından cezalandırılmışlardır[3].

1965’te Kırım Tatarlarının, vatanları Kırım’ı “turist” olarak gezmesine müsaade edilmeye başlanmış, yerleşmelerine müsaade edilmemiştir. Hatta ailesi ile gelerek Kırım’a yerleşmek isteyen Musa Mahmut, Sovyet yönetimi tarafından zorla Kırım’dan çıkartılmak istenilmeleri üzerine 23 Haziran 1978 tarihinde üzerine benzin dökerek kendisini yakmış ve hayatını kaybetmiştir[4].

1986’da ise Sovyetler Birliği, sürgüne ve çeşitli baskılara maruz kalan bütün toplulukların haklarını kısıtlayan tüm hükümleri ortadan kaldırarak, haklarının ve itibarlarının iade edildiğini ve bütün bunların devlet garantisi altına alındığını açıklayan bir deklarasyon yayınlamış olsa da Kırım Tatarlarının toplu dönüşlerine müsaade edilmemiştir.

1989’dan itibaren bütün engellemelere rağmen 250.000’den fazla Kırım Tatarı vatanına dönebilmeyi başarmıştır.

Sovyet Rusya’nın kontrollü olarak dağılması ile Ukrayna sınırları içerisinde kalan Kırım, Şubat 2014’te Rusya tarafından tekrar işgal edilmiş ve Mart 2014’te ise ilhak edildiği açıklanmıştır. İşgalci Rusya tarafından Kırım Tatar liderlerinin Kırım’a girişleri yasaklanmış ve milli kuruluşlar kapatılmış, 18 Mayıs sürgün ve soykırımını anma toplantıları yasaklanmıştır.

***

2014 yılında Ukrayna ve Kırım coğrafyasında bu süreç devam ederken, bu defa Ukrayna’nın doğu bölgesinde yer alan Donetsk ve Lugansk bölgeleri ayrı ayrı tek taraflı bağımsızlık ilan ettiklerini açıklamışlardır[5]. Rus kökenli nüfusun yoğun olarak yer aldığı bu bölgede tek taraflı ilan edilen Donetsk ve Lugansk cumhuriyetleri Şubat 2022’ye kadar hiçbir ülke tarafından tanınmamıştır.

Ukrayna’nın NATO ve Avrupa Birliği (AB) gibi uluslararası organizasyonlara üye olma girişimlerini kendi güvenliği için menfi olarak gören Rusya, Ukrayna sınırına aylarca devam eden askeri yığınağın ardından önce Donetsk ve Lugansk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını tanıdığını açıklamış ve hemen ardından 24 Şubat 2022 günü Ukrayna’ya askeri saldırı başlatmıştır.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişen İki Kutuplu Dünya Sistemi’nin Doğu Bloğu liderliğini yürüten ancak 1980’lerin sonu itibariyle Glastnost ile kontrollü olarak dağılan Sovyet Rusya’sının varisi olarak azametli görüntüsü sergileyen Rusya’nın Ukrayna savaşı ile askeri strateji ve teknolojik olarak çağa ayak uyduramadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca 24 ayrı bölgeden Ukrayna’ya askeri saldırı başlatan Rusya’nın, yürüttüğü askeri harekatlarında askeri ve taktik stratejik açısından birçok hatalar silsilesi ile her geçen gün başarısızlığa doğru gittiği görülmektedir.

Bu arada başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere çoğunluğu Avrupa ülkelerinden oluşan çeşitli devletlerin ambargoları ve uluslararası kamuoyunun baskılarına maruz kalan Rusya; askeri başarısızlıkları, yoğun askeri kayıpları, iç kamuoyu ve kendi bürokrasisindenbile tam destek görememesi gibi çeşitli argümanların bir araya gelmesi ile Ukrayna savaşında birçok sahadan çekilirken, çatışmaların doğu ve Karadeniz kıyılarında yoğunlaşmakta olduğu görülmektedir.Dolayısı ile Rusya, her geçen gün pazarlık gücünü kaybetmektedir.

Sonuç Olarak;

Stalin’in emriyle ve soykırım amacı güdülerek 1944 yılında sürgün edilen Kırım Tatarlarının tamamı vatanlarından sürülmüş ve %46’sı sürgün sürecinde hayatını kaybetmiştir.

Türkiye; kadim Türk toprağı Kırım’ın Rusya tarafından ilhakını tanımadığını açıklamıştır. Ancak ticari, askeri, siyasi ilişkilerini ve Ukrayna-Rusya savaşında tarafsızlığını sürdürmeyi başarmaktadır.

Rusya’nın Ukrayna savaşını kaybetmesi veya istediği sonuçlarla bir antlaşma yapamaması durumunda Kırım’ın tekrar Ukrayna’ya iade edebileceği gibi bir sonuçla da karşı karşıya kalabileceği değerlendirilmektedir. Bu durumda 1944 sürgününden toplu olarak dönüşlerine müsaade edilmeyen Kırım Tatar Türkleri’nin sosyal ve kültürel yönden uluslararası yasal haklarını da alacakları şekilde dönüşlerinin sağlanması için Türkiye karar alıcı mekanizmaları hazırlıklı olmalı, Ukrayna yönetimi ile bu konuda diyalog halinde olmalıdır.

Son söz olarak;

Kırım Hanlığı’nın bakiyesi ve Türk olan Kırım Tatarlarının Sovyetler Birliği tarafından sürüldüğü ve nüfusunun yarıya yakınının yok edildiği bu acı günün 78. yıl dönümünde, hayatını kaybedenleri rahmetle anıyorum Halen Kırım’a dönememiş Kırım Tatar Türkleri’nin tez zamanda tekrar vatanlarına dönebilmelerini temenni ediyorum.

                        :

İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı/M.A. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com

 

[1] Gülcan Havva ERASLAN; “18 Mayıs 1944 Kırım Tatarlarının Sürgünü”, MİSAK-Millî Strateji Araştırma Kurulu, 18.05.2019

[2] “12 Maddede Kırım Tatar Sürgün ve Soykırımı”, onedio.com, 18.05.2015.

https://onedio.com/haber/12-maddede-kirim-tatar-surgun-ve-soykirimi-510343 (Erişim tarihi: 17.05.2015)

[3] “1944–Kırım’lı Tatarların Sürgünü”, 13.03.2021.

https://kiriminsesigazetesi.com/1944-kirimli-tatarlarin-surgunu/ (Erişim tarihi: 16.05.2022)

[4] “Kırım Tatarlarının Ebedi Meşalesi Musa Mahmut”, Kırım’ın Sesi Gazetesi, 15.05.2020.

[5] İsmail CİNGÖZ; “Ukrayna Krizi Türkiye’yi Nasıl Etkiler?”, Sonnokta Haber, 08.12.2021.

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı/M.A. Araştırmacı Yazar e-posta:cingozismail01@gmail.com1970 Adana/Feke doğumludur.Babasının görevi nedeniyle ilk, orta ve lise öğrenimini Hatay-Dörtyol’da yapmıştır. 1989-2013 yılları arasında İçişleri Bakanlığı/Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde çeşitli birimlerde, birçok ilde görev yapmış ve kendi isteği ile emekli olmuştur. Lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi, İşletme dalında yapmıştır. Eylül 2013 döneminde Turgut Özal Üniversitesi’nde başlamış olduğu “Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans” eğitimini24 Kasım 2015’te “Türkiye Suriye İlişkilerinin Dönüşümü: Arap Baharı ve Hatay Faktörü” konulu tez çalışması ile tamamlamıştır. Özellikle Ortadoğu, Doğu Akdeniz, Kafkaslar, Balkanlar ve Doğu Türkistan başta olmak üzereYurtdışı Türkleri ile Türkiye’nin Dış Politikasıve uluslararası ilişkiler alanlarındaçalışmalar yapmaktadır. Çalışma alanları kapsamında birçok Konferans, Sempozyum,Panel ve Çalıştaylarda bildiri sunumları yapmış, seminerler vermiş, makaleler yayınlamış, yayınlanmış kitap ve dergilerde bölüm yazmıştır. Yazıları; Azerbaycan ve Bulgaristan başta olmak üzere yurt dışında ve yurt içinde çeşitli dergi, gazete ve internet haber sitelerinde yayınlanmaktadır. Bazı eserleri ise;bilimsel çalışmalarda, kitaplarda ve makalelerde kaynak olarak kullanılarakatıflarda bulunulmuştur (Nisan 2022 itibariyle 27 atıf). Ulusal, bölgesel ve yurtdışı TV’lerinde bölgesel ve uluslararası konularda Strateji ve Gündem değerlendirmeleri için yer almıştır. Zaman zaman canlı TV programlarına davet edilerek görüş ve önerilerine başvurulmaktadır. WPE / World PressFederation Basın Kartı sahibidir.Halen; Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK) Ankara Temsilcisidir. -Türk Dünyası Parlamenterler Birliği, Basın Kulübü Başkanıdır. -Dünya Avşarlar Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesidir, -Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM), -Uluslararası Sanat ve İlim Derneği (USİD), -Batı Trakya Türk Birliği Derneği/Ankara, -Türkiye Emekliler Derneği/Çankaya Şubesi), -Türk Kızılay’ı / Ankara Şubesibaşta olmak üzere çeşitli Sivil Toplum Kuruluşlarında üyelikleri vardır. Ayrıca; Medya Vatan köşe yazarları ve Ankara temsilcisi olup; sonnoktahaber.com ve hrcmedya.com haber kuruluşlarının Genel Yayın Koordinatörlüklerini yürütmektedir.Yayınlanmış Kitapları -Türkiye Gündem Değerlendirmeleri (Ortadoğu-Doğu Akdeniz-İran), Berikan Yayınevi, 2020, Ankara. -Türkiye Suriye İlişkilerinin Dönüşümü: Arap Baharı ve Hatay Faktörü, Yade Yayınları, 2018,Ankara.Bölüm Yazarak Katkı Sağladığı Bazı Kitaplar -Kıbrıs’ta Çözüm Mücadeleleri Uluslararası Antik Çağ'dan Fethe Kıbrıs'ta Türkler Sempozyumu,Ed. Doç. Dr. Gökçe Yükselen PERLER, Hiper Yayınevi, (ss. 309-322), 2022, İstanbul. -Güvenli Enerji Koridoru Sorunu ve Türkiye, İlk Hedef Akdeniz, Ed. Doç. Dr. Murat Koç, Çağ Üniversitesi, Karahan Yayınları. (ss. 47-82), 2021, Adana.-Mimar Sinan Unutulmaya Yüz Tutan 100 Türk Büyüğü (Türk Dünyasından 80 yazarlı), Hazırlayanlar; Behiye YILMAZ, Hasan HALAKAÇAYIR, Kitap Otağı Yayınevi, C. 3, ss. 193-212, 2019, Ankara -Arap Baharı’nın Suriye’ye Sirayeti ve Suriyeli Sığınmacılar Sorunu Yeni Türkiye, S. 87, Ortadoğu Özel Sayısı C.VI, ss.700-714), 0cak-Haziaran 2016, Ankara -Bulgaristan Türkleri, 1989 Göçü, Geri Dönüşler ve Çözüm Bekleyen Sorunlar Bulgaristan Türklerinin Büyük Göçü Sempozyumu Bildirileri (19-22 Haziran 2014), Ed. Hasine Şen, ss.68-75, Akademi Matbaa, İstanbul.Bölüm Yazarak Katkı Sağladığı Bazı Dergiler -Türkler Anadolu ve Ortadoğu’nun Kadim Milletidir İMBİK, Eylül-Ekim 2021 -Ermenilerin Kafkaslarda Türk ve Müslüman Soykırımları Türk Dünyası Parlamenterler Birliği (TDPB) Parlamenter Bakış Dergisi, S. 7, ss. 268-290, Nisan-Mayıs-Haziran 2020. -Tarih Süzgecinde Kıbrıs Sorunu ve Münhasır Alan Tartışmaları TDPB Parlamenter Bakış Dergisi, S.5, ss. 56-66, Ekim-Kasım-Aralık 2019. -Ermeni Diasporası TDPB Parlamenter Bakış Dergisi, S. 3, ss. 126-133, Nisan-Mayıs-Haziran 2019. -Perslerden Günümüze İran Siyasetİst Dergisi, S.2, ss.40-46, Mart 2018, İstanbul. -Balkanlarda Türk Varlığı ve Türkiye-Bulgaristan İlişkileri TDPB Türk Dünyası ve Türk Dış Politikası Çalıştayı Sonuç Raporları, ss. 74-86, 13.06.2017, Ankara. -Bulgaristan’da Türk Tarihi, Pomaklar ve Yaşanan Göçler Biga’da Pomaklar Dergisi, S. 2, ss. 51-57, Şubat, 2017, Biga/Çanakkale. -Arap Baharı’nın Suriye’ye Sirayeti ve Suriyeli Sığınmacılar Sorunu Yeni Türkiye Dergisi, Ortadoğu Özel Sayısı VI, S. 87, ss.700-714, Ocak-Haziran 2016, Ankara.