İmamoğlu’nun Meşruiyet Beklentisi Nereden? – Melih Demirel Yazdı

İmamoğlu’nun Meşruiyet Beklentisi Nereden? – Melih Demirel Yazdı
Yayınlama: 14.10.2025 18:21
A+
A-

Geçtiğimiz günlerde, Ekrem İmamoğlu’nun X hesabında yaptığı bir paylaşım dikkatlerden kaçmadı. Venezuela’da “muhalif lider” olarak pazarlanan Maria Corina Machado’yu, Nobel Barış Ödülü dolayısıyla kutladı. Hatta öyle bir kutlama ki, satır aralarında yalnızca bir tebrik değil, neredeyse bir hayranlık vardı. Şimdi insan ister istemez sormadan edemiyor: Sayın İmamoğlu, Maria Corina Machado’yu gerçekten tanıyor musunuz?

Machado, Washington’un gölgesinde büyümüş, Trump’ın alkışlarını toplayan, ABD’nin Latin Amerika’daki piyonu… Venezuela halkını açlığa mahkûm eden yaptırımları “özgürlük” adıyla pazarlayan bir figür. Demokrasi mi dediniz? O demokrasi, kendi ülkesine yabancı ellerin tanklarıyla taşınan türdendir. Yani o ödül, halkına değil, efendilerine hizmet edenlerin ödülüdür.

Ve siz, bu tabloya alkış tutarak mı Türkiye’ye “demokrasi dersi” vereceksiniz?

Bir zamanlar bu topraklarda, halkının gözünün içine bakarak siyaset yapan liderler vardı. Şimdi gözler, Brüksel’in, Washington’un, Davos’un salonlarına çevrilmiş. Birileri, meşruiyeti içeride halktan değil, dışarıda manşetlerden bekliyor.

Sözde muhalif ve cumhurbaşkanı adayı olduğunu iddia edenler, ülkesinde derinleşen yoksulluğun, artan işsizliğin, eriyen maaşların, sönmüş umutların arasında, Venezuela’daki ABD yanlısı bir siyasetçiye övgüler dizmesi, halkın aklıyla alay etmek değilse nedir?

Ana muhalefet uzun süredir, “yeni bir siyaset” iddiasını dile getiriyor. Ama o yeni siyaset, eski bir alışkanlığı fazlasıyla andırıyor: Dışarıdan aferin bekleme hastalığı. Türkiye’nin içinde memleketin ana gündeminden çekinip, dışarıda alkış arayan bir dil. Halkın sesine kulak vermek yerine, Batı başkentlerinden yankı bekleyen bir tutum.

Oysa bu ülkenin esas muhalefeti, Avrupa meydanlarında değil; Ankara’nın soğuk sokaklarında, Kocaeli’nin fabrikalarında, Adana’nın tütün tarlalarında, İstanbul’un arka mahallelerinde yapılır.

Gerçek muhalefet, ödül törenlerinin ışığında değil, halkın arasında nefes alır, karanlığına ışık  olur.

Gerçek siyaset, Brüksel meydanlarında  değil, halkın yüreğinde meşruiyet bulur.

CHP yönetimine bir hatırlatma: Meşruiyet, tweetlerde ve ikbal siyasetinde değil, nasırlı ellerle kurulan temastadır. Halkın duasında, emeğin alın terinde, öğrencinin umut dolu gözlerinde saklıdır.

Yoksa siz hâlâ, meşruiyeti Brüksel’de kürsülerinde mi arıyorsunuz?

Şayet Avrupa turlarınızın, diplomatik pozlarınızın, “uluslararası lider” öykülerinizin arasında bir vakit bulabilirseniz; bir de dönüp şu ülkenin asgari ücretlisine, öğrencisine, işçisine, işsizine, memuruna, emeklisine kulak verin.

Çünkü Türkiye’nin umudu ne Machado’nun ödülünü kutlamakla, ne de Batı’nın alkışıyla yeşerir…

Bu ülkenin umudu, kendi insanının alnındaki alın terinde, kendi toprağının bereketinde, kendi onurlu mücadelesinde saklıdır.

CHP kimliğine uzak, onu kendine kalkan yapan, sağın eskisi, oportünizmin bayrak taşıyıcılarının
‘’UMUT BURADA!’’ söylemi beyhudedir.

Umut;

Demokrasiden vazgeçmeyenlerde, özgürlük ve düşünmekten bir an bile imtina etmeyenlerde, dostlarını asla hainlerden seçmeyenlerde, savaş gömleğini kendi ikballeri uğruna gençlerine giydirmeyenlerde, onlara en çok barışın yakıştığını unutmayanlarda, ördükleri onca duvara rağmen ışığın nerede olduğunu bilenlerde, ez cümle umut; Chatham House kapılarının eşiklerinde gelecek arayanlarda değil, Mustafa Kemal’in çocuklarındadır. Bir gün bile tereddüt etmeden onun çizdiği yolda gidenlerdedir. Allah’ından utansın o yoldan geri dönenler diyenlerdedir!
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Siyasetçi, İktisatçı ve Köşe Yazarı