4 Dakika, 1 Saniye ve 3. Yol – Melih Demirel Yazdı

4 Dakika, 1 Saniye ve 3. Yol – Melih Demirel Yazdı
Yayınlama: 11.10.2025 19:43
A+
A-

26 Eylül’de kaleme aldığım yazının başlığına “8 Dakika” demiştim. Nedeni, değerli Prof. Dr. Duran Bülbül’ün konuğumuz olduğu 23 Eylül tarihli Ufkun Ötesi programında, CHP’nin iki yıldır süregelen tartışmalarına “sekiz dakikada” koyduğu çarpıcı teşhisten kaynaklıydı.

Ve o sekiz dakikalık kesit gerçekten tarihe bir iz düşüm oldu, bunu ileride daha iyi anlayacağız.

Geldik “dörde”

Yani dört dakikaya.

Yalnız değil bu sefer, yanında bir saniyesi, bir de üçüncü yolu var…

Ee, dakika başlığı geldiyse başroldeki isim de belli: Prof. Dr. Duran Bülbül

Sevgili Duran Hoca, perşembe günü yine Medya Siyaset TV ekranlarında, bu sefer Hatice Topçu’nun konuğuydu. Ekonomik gündem, yoksulluk, yolsuzluk, çözüm önerileri derken, hoca yine yaptı yapacağını…

“Halkça ve hakça bir düzenin olabilmesi için!” diye başladığı o dört dakika bir saniye,

bu ülkede hiçbir yoksulun, hiçbir fakirin olmaması için şunu yapmak gerekir diyordu:

‘’Ekonomide, bölüşümde, millî gelirde hakça bir bölüşüm yapmak gerekir ama…
İktidarıyla, muhalefetiyle krizden ve yoksulluktan besleniyorlar. İktidar, yoksullaştıkça insanları kendine bağlıyor muhalefet de diyor ki, bunlar yoksullaştıkça, ülke battıkça bana sıra gelir. Kusura bakmasınlar, bu halk yoksullaştıkça, siz seyrettikçe, siz çiftçinin, emeklinin, asgari ücretlinin, işsizin, öğrencinin hakkını aramadığınız sürece, size kimse iktidarı teslim etmez. Aslında birbirinizden farkınız yok der, ve halk kendine yeni bir üçüncü yol bulur o zaman. Ya da bu konuda önünü açacak liderini yeniden çıkartır. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti devleti yeniden oraya doğru gidiyor. Bu net.”

Ve o dört dakika içerisinde, Türkiye’nin nasıl borçlu bir ülkeden borç verebilen bir ülkeye evrilebileceğinin reçetesini kısaca verdikten sonra devam etti:

“Bu ülkede yolsuzlukların hesabını soramayanlar iktidar olamazlar, yolsuzlukların altında kalırlar ve ezilirler. Onun için yapılması gereken şudur: Yolsuzluk benim partimde, şurada, burada dememeliyiz.
Bu milletin bir kuruşuna kim tenezzül ediyorsa hesabını sormalıyız. Hatta bu ülkeyle ilişiğini kesmeliyiz. Bırakın partiyi, ülkeyle bile ilişiğini kesmeliyiz. Çünkü bu ülkeye ihanettir, ihanetin karşılığı ise vatan hainliğidir. Hesabını sonuna kadar sormalıyız!”

Anlayacağınız, geçtiğimiz programda 8 dakikada teşhis, bu programda ise 4 dakikada teşhisin dehlizlerine iniş vardı.

Ve en önemlisi: 3. Yol…

Yani net tanımıyla Atatürk’ün yolu.

İşte o da tedavi…

Anlayacağınız, dakikalar kısaldıkça, hakikatin sesi büyüyor…

Zaman daralıyor gibi  ama umut genişliyor.

Çünkü  “üçüncü yol” aslında  bir çıkış, bir alternatif, bir tercih değil,

Siyaset üstü bir ‘’hatırlayış’’

Samsun’dan atılan ilk adımdan, yorgun duvarlarda yankı bulan; ‘’Efendiler yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz’’ seslerine, sevri paramparça edip Anadolu’nun karanlık steplerinde bağımsızlık diye doğan güneşe derin bir hatırlayış…

Unutulan vicdanın, susan adaletin,  yeniden dirilişi pranganın kırılışı…

Bu söylemler kulağa gayet hoş ve heyecanlandırıcı geliyor lakin,

Geriye sadece şu soru kalıyor:

Bu millet, yeniden kendi yoluna revan olmaya hazır mı?

O zaman Anadolu güneşi yeniden doğacaktır…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Siyasetçi, İktisatçı ve Köşe Yazarı