Muhalefete muhalefet – Melih Demirel Yazdı

2023 Genel Seçimleri öncesiydi. Cumhurbaşkanı adaylarından birisi de Muharrem İnce idi. Her ne kadar sonradan sonraya siyaseten eriyip gitse de, o dönem kamuoyunda gözüken güçlü bir algısı vardı.
Hatta yurttaşın belli bir kesimi ‘’oyları bölme çekil’’ diyordu. Hareketli dansları, yer yer agresif çıkışları ile meydanları sallarken, sandıkları da patlatacağı düşünülüyordu. Öyle olmasa da nitekim Muharrem İnce’ye o dönem gereksiz ve hoş olmayan bir baskı yapıldı. İnce yarıştan çekildi. Sonrası malumunuz… İşte o dönemde özellikle baskın olarak kullanan bir kelime popülerleşmişti… ‘’Muhalefete, Muhalefet…’’’
Muhalefete muhalefet etmek… Aslında ne için yapıldığına bağlı olarak olması veya olmaması gereken bir durum. Önce Muhalefetin kendimce tanımını yapayım. Muhalefet bir denetim mekanizmasıdır. İktidarı denetleyici unsurdur. (Ülkenin sorunları) üzerine iktidara yanlış politikalardan dönülmesi için muhalefet eder. Haklı baskılar kurar. Bunun için kamuoyu oluşturur, önergeler verir ve yanlışın peşinde gezer. Ezcümle, yegane görevi bir bütün halinde toplum gerçeklerinin aynası olma işlevi görür ki, iktidara da ayakları tam yere basarak talip olabilsin…
Peki Ana muhalefet, toplumdan koptuğu zaman ne olur? İşte o noktada muhalefete muhalefet başlar ki bu durum iktidar odaklarının ekmeğine yağ sürmek için değil aksine, ‘’Silkelen ve Kendine Gel’’ demek içindir. Unutmamalı, eleştiri geliştirir… Muhalefete yer yer mecburen muhalefet yaptığım, yapıp ta sosyal demokratlığımın bile eleştirilip, taşlandığım yerden ses veriyorum efendiler… Nereye geldik?
Sarayla müzakere değil, mücadele olur dediğimiz de, biz birinci partiyiz artık herkesin ağabeyiyiz tavrı ile gülen yüzlerle soluğu AKP genel merkezinde alanlar, dün itibariyle ‘’Sayın’’ Özgür Özel’den, ‘’Ayağını denk al, yoksa denk getirmesini biliriz ‘’ mertebesine erişti. Ben bir Cumhuriyet Halk Partili olarak bu söylemi kabul etmiyorum. Bu söylemi Genel Başkana değil, 102 yıllık ülke kuran partime söylenmiş sayıyorum. Umarım birileri de öyle sayar. Devam edelim…
Diyorum ki (Bu konuda azımsanmayacak şekilde yalnız da değilim) tarihi belli olmayan, iktidarın hiç oralı bile olmadığı seçim konusunda aday üzerinden dayatma var, önce seçim için keskin bir muhalefet yapılmalı ki iktidar sandığı getirsin. Diyorlar ki, muhalefete muhalefet etme demokrasi şöleni olacak adayı üyeler belirleyecek… Anladığım kadarıyla adaylar Ekrem ve İmamoğlu olarak ikiye bölünecek.
Efendiler… Arkadan dolananların yarattığı çift başlılık o kadar ayyuka çıktı ki, artık CHP’nin genel merkezi Saraçhane mi, yoksa Söğütözü mü siz söyleyin.
Siz söyleyin 102 yıllık bir partinin ikbali bir kişiye mi kaldı ?
Hadi dediğiniz gibi olsun, bir kişi kurtaracak önce memleketi sonra partiyi bu kişi o kişimi ?
Bu hafta diploma aşağı, diploma yukarı sonuç ? Kem küm. Ee.. ağızlara da pelesenk olmuş ; ‘’Adam kazanacak aday tabi üzerinde baskı kuruyorlar…’’ Yahu özellikle İBB belediyelerinde yolsuzluk rüşvet soruşturmaları almış başını gidiyor, terör vs. soruşturmaları Nirvana yapmış, zatın biri çıkıyor kendinden emin şekilde ‘’Turpun büyüğü heybede’’ diyor. Ee… ‘’Adamı mağdur ediyorlar…’’ (Dikkat edin efendiler, önce mağdur sonra mağrur olanların yolu ne hikmetse hep ‘’Chatham House’’ dan geçiyor…) Bu kadar şeyin üzerine,partinin de üstüne zul getirmemek için ne yapmalısınız? İftira ise üzerine gidip sık, sık kullandığınız o terimle ‘’Alınları karışlamalısınız’’ doğru ise de, o belediyelere o isimleri aday gösteren zatlardan mağdur yaratmak ve diplerinde el pençe divan durmak yerine hesap sormalısınız. Ama yine haklılıkla, muhalefete muhalefet etmek gerekirse maalesef emanetçiler bunu yapamaz. Af buyurun boş bulundum… Kıssadan hisse yineliyorum, Eleştiri geliştirir. Ama demokrasiyi araç olarak kullananlara (Tren misali)… zamanı gelince inecekleri için bu eleştiriler vız gelir tırıs gider. Günün sonunda ise, aslında altı Anap sarısıyla kaplı kırmızısı gelir, hepimizin aşina olduğu sarısı gider… Ancak okuyucular üzülmesin, CHP kişilerin özel mülkü değildir ve efsunlanmış Sosyal Demokratlar da muhakkak dirilecektir…
Dipnot…
Değişimlerin, Devrimci geleneğin yaşaması için tek şart ve yol olduğunun farkındayım. Ancak devrimciliğin ‘’Ahlak ve Erdem’’ boyutunda tartışılmasının, ahlaklı ve erdemli devrimciler tarafından savunulmasının da olmazsa olmaz olduğunun farkındayım. Şerefle yerine getirilmesi gereken en ağır görev ; Cumhuriyet ve onun değerlerini, kişisel ikballere peşkeş çekmeden muhafaza etmektir. Gördüğü yanlışa her nereden olursa olsun fanatizme sığınmadan ‘’Yanlış’’ demenin gururu, göğüsüm de şeref madalyasıdır. Mahremi esrarımız ise, Cumhuriyet’in dünü, bugünü, yarını ve mayasında, kurucusunda saklıdır…








