Son Kale Düşerse – Melih Demirel Yazdı

Son Kale Düşerse…
Muhalefet nedir?
Basitçe; bir görüşe, bir eyleme, bir tutuma karşı olma durumu, karşı görüşte veya tutumda olan kimseler topluluğu ya da iktidar partisi dışındaki parti veya partilerdir.
Ana muhalefet ise, basit tanımıyla muhalif partilerin en büyüğü, yani abisidir.
Basit tanımı geçtik, gelelim yormayan detaylara… Yormayan dediysem, şu an okumakta olduğunuz satırlar için söylüyorum. Yoksa iktidarıyla muhalefetiyle hayli yorulduk, hatta el yükselteyim, mahvolduk…
Yormadan muhalefetten bahsedelim: Muhalefet, toplumun sorunlarına sıkı sıkıya sarılmakla mükelleftir. Ana amacı iktidar olmakla birlikte, iktidar olma yolunda “her şey mübahtır” deyip kurumsallığını, ilkelerini ve en önemlisi ruhunu dinamitlememelidir.
Evet, kıymetli okurlarım, bugün CHP adım adım bu eşiğe gelmektedir. Üstelik efsunlanmış yığınların alkış sesleri ve suni zafer çığlıkları arasında…
Aylardır yazdık, çizdik, eleştirdik. Ben hâlâ bulunduğum yerdeyim, milim sapmadım. Ancak tam olarak dün, eleştiriden ziyade hakaret oklarıyla taarruz halinde olanların bugün bir “acaba” deyişini de gayet iyi işitiyorum. Örnek 1: “Mitingler iyi hoş ama sonunda ne olacak? Bir rutin oldu, sonuç yok” sesleri surları aşıp duyulmaya başlandı. Örnek 2: “Tabanın talebine rağmen komisyona girdiniz, göreceksiniz” sesleri de surların ötesine geçti.
Rövanşist yaklaşmayacağım. Nihayetinde bu durum memlekete zarar. Akılla izlenmeyen olaylar silsilesi, akılla atılmayan her adım, akılla yürünmeyen her yol memlekete zarar… Gerek iktidar, gerekse ana muhalefet. Ama en çok da ana muhalefet… Neden diyeceksiniz? İktidarın şapkadan çıkardığı tavşanları, kurduğu bin bir oyun alanını yıllardır bilmez gibi davranıyorlar… (Hadi, bu da hepimizin geçmeyen toyluğuna eleştiri olsun.) İşte bu sisli, puslu ve devletle iç içe geçmiş yapı karşısında, özellikle 2016’dan sonra devleti tanımadan muhalefetin Polyannacılığına aldanırsanız, günün sonunda yine üzülen hepimiz oluruz. Günün CHP’si tam olarak bu noktaya ilerlemektedir… Yineliyorum: Efsunlanmış yığınların suni zafer çığlıklarıyla…
Biraz evvel surlardan bahsettim, değil mi? Surları aşan seslerden… İşte o surların ardında sadece düzene muhalif yığınların yakarışları yok. Bağıra çağıra gelen bir tehlike var; silüeti yavaş yavaş şekilleniyor, demlendiği kabında dumanı tütmeye başlıyor… O tehlikenin adı: BOP’dir. Ancak gelin görün ki, ne BOP söylemini ne de yerli işbirlikçilerini, asıl kocaman resim ortadayken dile getiren var.
Nitekim dile getirenler ise, ihanet şebekelerinin kör hançerlerine kurban edilesi değil mi?
Gün itibarıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin Kuvâ-yı Milliye’den süregelen hikâyesi 102. yılına yaklaşmaktadır. Onca şey başına gelmiş ama bir çınar gibi dimdik ayakta kalmıştır. Tam olarak bugünlerde ise memleketin gündeminden koparılmış, içerideki liyakatsiz kadroların tesiriyle tek bir odağa bağlanmıştır. O odak ise yüzlerce kez tekrarladığım üzere: İkbal siyasetidir…
CHP, kişilerin üstündedir. Kurucudur ve kaledir. Asla sallansa da yıkılmayacak ve yıkılmaması gereken son kaledir. İktidar ya da muhalefet, nerede durduğundan ziyade nasıl durduğu daha mühimdir. Çünkü o kalenin sütunları beton değil, Cumhuriyetin ta kendisidir.
Kuşatmanın idraki mühimdir. Nitekim son kale düşerse, memleket düşer…








