Geçtiğimiz Pazar Sivas Kongresi’nin yıl dönümüydü. Görünen yola çıkan gazilerin,4 Eylül 1919’da Sivas’ta başlattığı, bir hafta süren ama dünya tarihine geçen bir kongre. Kongrenin delege sayısı çok fazla da değildir. Hatta üçü toplantılara yetişememiştir. Malûm hem yollar hem de dönemin ulaşım araçları bugünkü gibi değildir. Erzurum’da yapılan Doğu Vilayetleri Kongresi’nin...
Batı Türkeli’nin temelindeki zaferlerin haftasındayız. Malazgirt Savaşı’nın 951’inci, Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan muharebelerinin 100’üncü yılı. Malazgirt, önce Anadolu sonra da Balkanlar’ın vatan tutulmasında kilit rolünde. Kilit açıldıktan sonra Anadolu topraklarına Türk tohumu saçılmaya başlamıştır. Toprak da böyle bir tohuma hasrettir ki hemen karşılık verir. Nasıl vermesin, Türk’ün gölgesinde yürekler...
30.08.2022 21:30
Muhteşem zaferler ve su alan gemi | Hakan Paksoy Yazdı için yorumlar kapalı
Suriye’de 2011’de girilen ihvan bataklığında ısrar ve inadından nihayet vazgeçildi. Bütün uyarılara rağmen devam ettirilen değerli yalnızlık politikaları iflas etti. Yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde birçok önemli meseleyle karşı karşıya kaldık. Ancak hiçbirisi PKK açılımı ve Suriye meselesi kadar doğrudan bekamızı tehdit etmemişti. Kıbrıs’ta savaştık. Soydaşlarımızı bir soykırımdan korumak için garantörlük...
Türkiye Cumhuriyeti’nin sinir uçlarıyla oynanmaya devam ediliyor. Hiç de vazgeçilmiyor. Bunu sadece yönetenler değil, devletin memurları da yapıyor. Bunun örneklerinden birisi üstteki bu fotoğraf. Etrafımdaki insanlara burada ne yazdığını ve nerede olduğunu sordum. Birkaç kişi besmele olduğunu bildi. Sadece bir kişi İstanbul’da diye cevap verdi. Diğerlerinin tamamına yakını Mekke’de veya...
17.08.2022 14:21
Devletin sinir uçlarıyla oynayanlar! | Hakan Paksoy Yazdı için yorumlar kapalı
Bir bilimkurgu hikâyesi Türkiye’de gerçek olmak üzere. Nasıl mı? Hani, şartlar zorlanır, yaratılış zorlanır, hakikat zorlanır ya… 21’inci yüzyılın başından bu yana ideolojik yaklaşımlarla hepsi de zorlandı. Devletin genleriyle oynandı. Hukuk -neredeyse- askıya alındı. Mütemadiyen fiilî durumlar yaratıldı. Hepsinden de önemlisi anayasanın arkasına dolanarak oluşturulanıydı. Din konusundaki ideolojik yaklaşım yönetim...
Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir anlayışı da terk edildi. Artık en iyi beslenenler (!) “bizden” olanlardı. Biz’in içinde milletin sadece bir kısmı yer aldı.
12.07.2022 22:35
Nefret ve şiddetin hâkimiyeti | Hakan Paksoy Yazdı için yorumlar kapalı
Türk kamuoyu cumhurbaşkanı adayının kim olacağına kilitlenmiş durumda. Haklı da. Devletimizi kim yönetecek sorusu kadar önemli bir konu olamaz ebette. Ancak ehemmiyet arz eden soru, bu sistemle devam edilebilir mi?
Dîvânu Lugâti’t Türk’ü kitap gibi okuduğunuzda veya sadece göz gezdirdiğinizde bile bugünle hemen ilişki kuruveriyorsunuz. Bin yıl önce yazılmış bir sözlükle aradaki bin yılı aşıveriyorsunuz.
Devletin devamlılığını sağlayacak değerlerin son birkaç senede nasıl yok edildiğinin anlatıldığı yazıda, asırlar öncesinden gelen seslere kulak veriliyor. Günümüzde bin yıllık Türk devletinin getirildiği açmazlara tarihi bir pencere açılıyor. Milletle düşmanlık ederek devlet yönetenler uyarılıyor.
Tehlikenin net anlaşılabilmesi için ilk olarak Türk aydınlarının ardından milletin tehdit algılaması düzelmelidir. Sonrasında bu tehlikelere sebep olan yöneticiler, artık ya kenara çekilmeli veya bakış açıları farklılaşmalıdır.
Devlet çok güçlü olmalı, dünya milletler ailesi içinde saygın bir konumda yer almalıdır. Tıpkı 1932 yılında, başvurmadan, 43 ülkenin oybirliğiyle Cemiyet-i Akvam’a davet edilen Türkiye gibi.
Bu krizler nasıl aşılabilir? Ne yapılmalı ki hem küresel hem de ülke içinde yaşanan bu ağır problem ortadan kalksın?
Bu yoldan derhal dönülmeli ve şimdiye kadar verilen zararın telafisine bakılmalıdır. Sığınmacıları göndermek gerek diyenlere hakaret ederek bir yere ulaşılamaz. Bu gidiş Türkiye’deki proje sahiplerine de çok zarar verir.
Türkiye’ye, baştan beri tıpkı bir belediye yönetilir gibi davranılıyor. Devletin, koca bir Cihan Devleti’nin devamı olduğu göz ardı edildi. Binlerce yılın imbiğinden geçmiş devlet anlayışı yerine ideolojik hesaplaşma yapılarak, ideolojik menzil’e gitmek istendi.
Vatandaşlık için yeni tarif, kimlik için yeni bir isim arayışları çok yakın geçmişteydi. Hâlâ da yaşanıyor. Vatandaşlık hukukunu aklın, bilimin, tarihin ve milletin gerçeklerinde aramak gerekir.
Millî Düşünce Merkezi (MDM) Genel Başkanı Hakan Paksoy,AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Büyükelçilerle iftar programında yaptığı konuşmada sığınmacılar ile ilgili sözlerine tepki gösterdi.
19.04.2022 00:15
MDM Genel Başkanı Hakan Paksoy’dan Erdoğan’ın Açıklamasına Tepki için yorumlar kapalı















