İnsanlar… Türk Milleti’nin yiğitleri Türkiye’nin dört bir yanından yardım yağıyordu. Bir akşam yetişkin birisi yanıma yaklaştı. Sinop’tan yardıma gelmişlerdi. Erol Bey; eşi, kızı ve arkadaşlarıyla yükleyebildikleri kadar malzemeyi getirdiklerini söyledi. Köylere dağıtmışlar ancak iki aileye malzeme kalmayınca getireceklerine söz vermişlerdi. Onlar için de bize başvurmuşlardı. Hiç ikiletmeden isteklerini fazlasıyla verdim....
Devlet göründü, rahatlama başladı Üçüncü gün (9 Şubat Perşembe) gece Kızılay bir revir çadırı kurdu. Devlet yeniden görünür gibi olmaya başlamıştı. Ama esas rahatlık ertesi gün (10 Şubat Cuma) öğleye doğru geldi. Kampın giriş kapısı önünde bir otobüsten askerlerimiz inmeye başladı. Biraz sonra başlarındaki binbaşıyla işin içine giriverdiler. Hâkî yeşil...
"Kamyonlar sadece yardım götürmüyordu. Beraberinde Türk Milleti’nin o yüce duygularını da taşıyordu. Bu emanete özen gösterilmeliydi. Gösterdik ve başardık..."
Başlıktaki bu ifade bana ait değil. Emre Hoca ayağa kalkarken: “Şu enkazdan bir ses gelmiş. Varıp iki taş atıp geleyim” diyordu. Duyduğumda derinden etkilendim. Aslında sıradan ama deprem bölgesindeyken ve gece yarısına doğru soluklanmak üzere biraz oturduğunuzda duyunca etkisi yıldırım çarpmış gibi oluyor. Sadece küçük bir izin için ağızdan çıkan...
Gündemin karmaşası içinde önemli bir konu gözlerden uzakta ısıtılmaya çalışılıyor. Ülkenin başkentinde ve çeşitli şehirlerinde toplantılar yapılıyor. Sorunlar başlığıyla açılan bu toplantılar, hilafet çağrısıyla devam ediyor. Şu an seçim gündeminin baskısı olmasa daha çok duyulacağı bir gerçek. Peki, hilafetle sorunların çözümü mümkün mü işte o bir hayâl. Sadece hilafet meselesi...
“Her neslin bir görevi var!”Bu söz Gaspıralı İsmail Bey’in. Devamında: Herkes kendi görevini yapmalı da demiş. Baba oğulun, dede torunun yapması gerekeni yapmamalı anlamında kullanmış. O dönemin Türkleri görevlerini yaptılar. Çok büyük zorluklar içinde, ağır şartlarda fedakârlıklar yaparak devlet, millet ve vatan için çalıştılar. Siyasi şartlar tıpkı bugünkü gibiydi. İstibdat,...
Türk milleti yeni yıla yürekleri yakan bir cinayetle girdi. Doç. Dr. Sinan Ateş menfur bir cinayete kurban oldu. Ardında iki küçük kızı ve acılı bir eş bıraktı. Çocukların baba gitme deyişi, annesinin ağıtı ve babasının vakur duruşu da gören herkese derinden bir of çektirdi. Giden sadece Sinan değildi. Ülkücü hareket...
Bu hafta canım hiç yazmak istemiyordu. Elim klavyeye gitti gitti geldi. Kafam bunlu, gönlüm darlık içindeydi. Tâ ki Ali Babacan’ın açıklamasını duyana, söylediklerini okuyana kadar. Babacan ve Babacan gibi Türk millî kimliğine hasım olanlar konuşmaktan usanmadı. Ama bilsinler ki biz de yazmaktan, söylemekten usanmayız. Zaten usanırsak korkulmalı. Sabrımız bitmiş ve...
"...Hakikat ortaya çıktıkça kumpaslardaki ideoloji de çatırdayarak çöküyor.
Ve Türkiye hızla bir yerlere gidiyor."
27.12.2022 21:30
Vural Avar’ın ölümü ve kumpaslardaki ideolojinin çöküşü! için yorumlar kapalı
Hani hep birlikte elimize fenerleri alsak, aramaya kalksak adaleti saklandığı yerden çıkaramayacağız galiba. Bugün üniversite mezunu oğlum daha ilkokuldaydı. Bir oyuncağını kaybetmişti. Ben de “Amma da çok kaybediyorsun” diye takılmıştım. O da çocuk mantığıyla unutulmaz bir cevap vermişti: “Yok baba kaybetmedim. Nerede olduğunu bilmiyorum”. Bizimki de bu hesap, hukukun ve...
Dış Türkler, daha doğrusu Türkiye dışındaki Türkler ve Türk elleri çocukluk aşkımızdı. Hayâllerimizi süslerdi. Şarkılar söyler, türküler dinlerdik. Ruhumuzu hiç görmediğimiz Orhun’un kaynağından kandırırdık. Değdi saçlarıma bahar küleği (rüzgârı), nazende sevgilim yadıma düştün diye mırıldanırken aşkımıza seslenirdik. Geçtiğimiz hafta sonu yadımdan hiç çıkmayan nazendeme kavuştum çok şükür. Nihayet benim de...
Basit bir soru gibi geliyor ama şartlar öyle demiyor. Türk tarihinin en zorlu dönemlerinden birisini yaşıyoruz. Aslında bu sorunun ilk cevabı içeride mi, dışarıda mı, sorusu olmalı. İçeride ve dışarıda, problem yaşanmayan hiçbir alan yok. İçeride hem devletin bütün birimleri neredeyse çökmüş hem de toplum ekonomik ve sosyal anlamda bunalmış...
(Yazılarımı takip edenler hep mi bu konular, gına geldi diyebilirler. Haklıdırlar da. Ben de yazarken kendime yeter diyorum. Ama sıkıntı her geçen gün daha da büyüyor. Bunalmış vaziyetteyiz. Hele gençler daha da sıkıntıda. Son yirmi yılda, birisi genel seçime bedel İstanbul Belediye başkanı seçimi dahil, 16 seçim yaptık. 17’ncisine yaklaşıyoruz....
Türk milliyetçiliğinin kıymetli yolbaşçılarından, Ağabeyim, İskender Öksüz son yazısına “Bugünü düşünüp yazmaktan sıkılmaya başladım. Onun için bazen geleceğe, bazen geçmişe kaçmak istiyorum” diye başlamış. Ben de okumaya, “Ben de sıkılıyorum ama kendi hâlimize bırakmıyorlar ağabey” diyerek devam etmiştim. Problem de ipin ucunu tutanlarda. Ama bizler de varız tabi. Hem bizim...
15.11.2022 21:30
Hiç vazgeçilmeyen “açılım” ve makamların meşruiyeti için yorumlar kapalı
"Türk Milleti önümüzdeki seçimlere kadar yaşanacaklar üzerinde çok dikkatli düşünmelidir. Aksi takdirde yolumuzu kaybetmek tehlikesi vardır."
Milli Düşünce Merkezi Genel Başkanı ve medyasiyaset.com yazarlarından Hakan Paksoy, Orkun Özeller'in kaleme aldığı İncirlik Ağacı kitabını değerlendirdi.
AKP Genel Başkanı Erdoğan adını Türkiye Yüzyılı koydukları yeni programını açıkladı. Bu programla da yeni seçim dönemine girildiği anlaşılıyor. Geçmişte kullandığı çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemi kavramının yerini Türkiye Yüzyılı almış görünüyor. Türkiye Yüzyılı hedefi aynı zamanda menzil (!) yolculuğundaki son adım gibi. Bu açıdan açıklamalar özel bir ilgiyi hak...
Siyasi literatürümüze ‘Muhafazakâr Devrimci’ kavramı da girdi. AKP Genel Başkanı Erdoğan, TÜGVA (Türkiye Gençlik Vakfı)’nın genel kurulunda yaptığı konuşmada kullandı. Yeni kavram, AKP’nin kuruluş yıllarındaki ‘Muhafazakâr Demokrasi’ iddiasının yanında yerini aldı. (Muhafazakâr demokrasi, din, siyaset ve İslam başlıklı yazım 2013 Kasım’ında MDM internet sitesinde yayımlandı. Türkiye’nin Rotası kitabımda da ilk...

















