Konuya eleştirel veya olumsuz yaklaşanlar Devlet Aklını, tek tek insanların çıkarları ve hakları yerine devletin çıkarlarına mutlak öncelik veren bir anlayış olarak tanımlıyorlar. Bu yaklaşıma göre; Devletin çıkarları bütün diğer çıkarlardan ve değerlerden önce gelir, bu çıkarların gerçekleştirilmesi için hangi araçların kullanılacağı konusunda bir sınırlama kabul edilmez ve meşruiyetinin temeline...
Sıcak çorbam fokur fokur kaynadı. Ocakta demli çay. Kaşığı ağzıma götürdüğüm an yutkunamıyorum. Çay dolu bardak elime yapışıyor. İki gündür benim de gözüme uyku girmiyor. Nefes almak ne mümkün! Ülkenin yıkılan doğusu gözümün önünden gelip geçiyor. Enkaz altındaki canların çaresizliği sizin gibi benim de huzurumu kaçırıyor. Kar üstünde yakınlarından gelecek...
Mevsim kış, hava soğuk ve deprem kuşağının ülkesinin tekrarlanan acıları!… Aynı sahneleri izliyor, aynı fotoğraflara bakıyoruz! İçimiz kan ağlıyor, hepimiz üşüyoruz. Hepimiz enkaz altındayız. Yine o soru geliyor aklıma: Aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar elde etmek mümkün mü? Ülkemizde yaşananlar tam olarak bu çünkü. Öğrenmek bu kadar zor mu? sorusu...
Çok büyük yıkımla gelen büyük bir depremle karşı karşıya kaldık. Geniş bir coğrafya ve kış… Soğukta göçük altında çıkartılmayı bekleyen insanlarımız var. Akşama kadar hiç ulaşılmamış olan illerimiz var. Yardım isteyen çığlıklar yürek yakıyor. 1999 Marmara depreminden sonra deprem vergisi kondu. Belli yıl sonunda kalkacaktı. Hükümet vergiyi sürekli hale getirdi....
20 Nisan 1924 tarihinde kabul edilen 1924 Anayasası’nda devletin dininin, İslam dini olduğu belirtilmişti. Bu kuralın anayasadan çıkartılması, 10 Nisan 1928 tarihinde yapılan anayasa değişikliği ile olmuştu. 5 Şubat 1937 tarihinde yapılan değişiklikle de, 1924 Anayasası’nın 2. maddesine, devletin temel nitelikleri olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin programında yer alan Altı Ok;...
Yarı yıl tatili de bitti. Yarın ders başı. Ancak öğretmenler hiç olmadığı kadar kırgın, demokratik okul iklimi mefta, MEB dünden daha sıkıntılı. Neden? Yanıt, “öğretmen” kavramı üzerinden… Bakınız MEB, kutsal öğretmen kavramının önüne hangi değersiz sıfatları getirerek çalışma barışını nasıl bozdu? Amir öğretmen, ücretli öğretmen, sözleşmeli öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen,...
İktidar ve muhalefet demokrasiden bahsediyor ya, beni bir gülmek alıyor… Bozuk malını satan üç kağıtçı tüccar gibi. Bakalım bunlar hangi demokrasiye inanıyor(!)? 12 Eylül 1980 öncesi milletvekili adayı olmak için partiye milyonlar yatırılmazdı. Partiler bir ilden vekil adayı gösterirken o ilin hassasiyetlerine önem verirdi. O ilde sevilen doktor, mühendis, ünite...
Türkiye’de 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa değişikliğine dair halk oylaması da dahil, bugüne kadar yapılan hiçbir genel ve yerel seçim veya halk oylaması eşit ve adil şartlar altında yapılmadı. İktidar, bu süre içinde değişen oranda olmak üzere devletin tüm gücünü, kamunun ekonomik kaynaklarını ve arkasında şiddet tehdidini barındıran devletin...
Kimse kusura bakmasın. Malzeme bu… Demokrasi, sadece adını soyadını yazabilen ya da söyleyebilen insan toplulukların rejimi değildir. Bizdeki demokrasi de, yalnızca adını soyadını söyleyebilenlerin çoğunluk olduğu kadarıyla ancak bu kadar gelişebiliyor. Mevcut siyasi yelpazenin tamamında, sorgulama yoksunluğu içinde olan insan kitleleri ile ancak bu kadar. Kediye kedi diyebilenlerin rejimidir demokrasi....
NATO’nun Amacı, ABD’nin önderliğinde ilk kurulduğu günden, günümüze kadar Siyasi ve Askeri olarak ABD’nin Ulusal Çıkarlarının korunması ve özellikle kendi Silah Sanayine pazar oluşturmak üzere kurulmuş bir ittifaktır. Türkiye NATO’nun 71 yıldır üyesidir. Son zamanlarda başta ABD ve İngiltere olmak üzere Türkiye’nin hayati kendi Ulusal Çıkarlarını korumak için aldığı kararlara...
Hangi demokrasi kardeşim? Kendimize ve Türk toplumuna, demokrasi diye tanımlanan toplumun kendi kendini hak, eşitlik ve adalet üçlemesi birleşimindeki yönetim şekline giden süreçte, demokrat olabilmenin neresindeyiz diye bir soru sorsak ve bu sorunun tarihsel yolculuğumuzda cevabını arasak, sanırım bulduğumuz cevaplardan pek memnun kalmayacağımız gerçekliği ile karşı karşıya kalırız. “Hangi demokrasi...
Sihirli bir örtüm var benim, türban! Çalarım, çırparım, üstünü örterim türbanla, Yalan söylerim dizi dizi, örterim türban sosuyla… Yurtlarımda tecavüze uğrar bebeler, Türban koşar yardıma…. Türban bayrağım oldu, Kim takar açlıktan kıvranan türbanlı bacını… Kimse sormaz yoksullaştırdığımız, Türbanlı kaç kadının bedenini sattığını… Türban itfaiyedir, türban söndürür her türlü akıllı yangını.....
30. Adalet ve Demokrasi Haftası çerçevesinde 25 Ocak 2023 tarihinde TÜMÖD’ün düzenlediği “Yeniden Özerk Üniversite” adlı etkinlik konuşması. “Değerli katılımcılar, Adalet ve Demokrasi Haftası olarak adlandırılan 24-31 Ocak arasında başta Uğur Mumcu ve Muammer Aksoy olmak üzere yitirdiğimiz tüm yurtsever aydınlarımızı her yıl anmaktayız. Yitirdiğimiz tüm değerlerimizin huzur içinde yatarak,...
İkinci Dünya savaşında ve sonrasında Atatürk hayatta olsaydı TÜRKİYE NATO’ya girer miydi?Atatürk Türk Devrimcilerin önderidir. Devrimleri geliştirip korumayı 15 yıl gibi çok kısa bir dönemde başarabilmiş ender bir Liderdir.Atatürk Cumhuriyeti’nin iki temel dayanağı,Milli Egemenlik ve Tam Bağımsızlıktır.Milletin varlığı ve korunması,Tam Bağımsızlık ve Milli Egemenlik ilkelerine bağlıdır.Türk milleti ancak,Bağımsız bir Devlet...
Öyle şeyler yaşıyoruz ki bütün yollar aynı yere çıkıyor. Beklentileri doğrultusunda söylemler üretilerek halka umut dağıtılıyor. Nerede olduğumuzu biliyoruz. Bu noktaya adım adım getirildiğimizi de… Koşuların ağırlığı halkın yaşamını kabusa çevirdi. Halk her geçen gün yoksullaşıyor ve yaşam mücadelesi içerisinde debeleniyor, biliyoruz. Artık ekmek aslanın ağzında değil, midesinde… Peki bu...
Seçim Rüşveti kına AKP Genel Başkanı para basma makinesinin ağzını açtı. Seçim rüşveti dağıtıyor. Bitirdikleri çiftçiyi, TÜİK’in sanal verileriyle ezdikleri ve umursamadıkları kesimi birden hatırlayıverdiler. Banka gişelerinden çektiğimiz maaşlarımızı dumanı üstünde, gıcır gıcır yeni basım 200’lüklerden alıyoruz. AKP İKTİDARINDA, rüşvet, yağma, soygun ve talan normalleşti … Türk Milletini haraca keserek...
Gündemin karmaşası içinde önemli bir konu gözlerden uzakta ısıtılmaya çalışılıyor. Ülkenin başkentinde ve çeşitli şehirlerinde toplantılar yapılıyor. Sorunlar başlığıyla açılan bu toplantılar, hilafet çağrısıyla devam ediyor. Şu an seçim gündeminin baskısı olmasa daha çok duyulacağı bir gerçek. Peki, hilafetle sorunların çözümü mümkün mü işte o bir hayâl. Sadece hilafet meselesi...
16 Ocak 2023 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde Sayın Kemal Anadol’un “CHP’nin Sorumluluğu” adlı uyarıcı bir ders niteliğindeki yazısının sonu “Tehlikenin farkında mısınız?” diye bitiyordu. “Tehlikenin farkında mısınız?” sözü beni 2006 yılına götürdü. 8 Nisan 2006 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde “Tehlikenin Farkında Mısınız?” adıyla yazdığım yazının üzerinden 17 yıl geçti. Yazı şu sözlerle...

















