CHP’de 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası başlatılan ve büyük iddialarla cilalanarak kamuoyuna sunulan “değişim” süreci, bugün gelinen noktada açıkça göstermektedir ki, iddia edildiği gibi bir yenilenme ya da demokratik sıçrama üretmemiştir. Aksine bu süreç, CHP’yi kendi tarihsel damarlarından koparan, kadrolarını tasfiye eden ve partiyi köksüz bir güç mücadelesine sürükleyen sert bir...
Venezuela’da yaşanan hadiseler üzerine, yine içimizde tarihi çoktan geçmiş bazı “süper zekalar” sahneye çıktı. Türkiye’nin, ABD’nin başını çektiği ve emperyalizm tehdidine karşı çareyi Doğu bloğuna yaslanmakta bulması gerektiğini söylüyorlar. Ezber bu; kolay, zahmetsiz ve tehlikeli. Çünkü dünyayı hâlâ Soğuk Savaş’ın donmuş kalıplarıyla okuyan bu yaklaşım, Türkiye’yi özne olmaktan çıkarıp bir...
Tarihin bazı dönemleri vardır ki, toplumlar o anlarda kaderleriyle yüzleşir. Ya çürümeyi olağanlaştırır, ya da arınmayı göze alır. Türkiye bugün tam da böyle bir eşiktedir. Devletin yürüttüğü yolsuzluk, uyuşturucu, kara para ve yasa dışı bahis operasyonları; salt birer güvenlik ya da adli hamle değil, aynı zamanda bir vicdan ve irade...
Takvim yaprakları değişirken tüm hızıyla, iki binin üzerine koyduğumuz yirmi beşinde geldik son gününe… Yeni başlangıçlara niyetleniyoruz lakin aslında hesap devri yapıyoruz yeni üç yüz altmış beşe… İçimizdeki yorgunlukları, memleketin omuzlarındaki yükü, yaşanmışlıkları, yaşanmamışlıkları, yaşanacakları, bir daha asla yaşanamayacakları, taşıyoruz bir sonraki sayfaya. Hadi gönlümüz olsun diyelim adeti bozmadan. 2026:...
Kuruluşun ve kurtuluşun partisi… Bu topraklarda bağımsızlığın adını koyan, cumhuriyetin harcını kararak, mazlum bir milleti ayağa kaldıran koca çınar: Cumhuriyet Halk Partisi. Evet, tarihsel olarak tartışmasız biçimde kuruluş ve kurtuluşun karşılığıdır. Ve yine evet bu ülkenin yeniden kurtuluşu için teorik olarak en güçlü damar hala CHP’dedir. Ama teorik doğrular, pratik...
Siyasette en tehlikeli tuzak, rakiplerin kurduğu değil; en yakındakilerin alkışlarla ördüğü tuzaktır. Çünkü dışarıdan gelen tehdit uyarır, refleks geliştirir. Ama içerden gelen telkin, insanı kör eder. İşte siyaset dediğimiz alan, tam da bu noktada bir sazan sarmalına dönüşür. Bu sarmal; gerçeklerin filtresiz aktarılmadığı, eleştirinin “ihanet”, uyarının “bozgunculuk” sayıldığı, her sözün...
Asgari ücret açıklandı: 28.075 TL. Bu rakam bir maaş olmaktan öte adeta, devlet eliyle emekçiye uzatılan bir sadakadır. Ve asıl vahim olan rakamın kendisi gibi, bu rakamın bu kadar rahat açıklanabilmesidir. İktidar bu tutarı belirlerken ne korktu, ne çekindi, ne de toplumdan bir tepki bekledi. Teşhisimdir; çünkü cesaretini ekonomiden değil,...
Bizde kapitalizm kitaplardan öğrenilmez; pazardan, ihaleden, imar planından, ihale öncesi dua, ihale sonrası paye dağıtımından öğrenilir. Marx’ın Das Kapital’i, artı-değeri anlatır; Türk işi Das Kapital ise artı-değerin kime ait olacağının önceden belirlendiği bir düzeni tarif eder. Emek vardır ama hakkı yoktur. Sermaye vardır ama riski yoktur. Devlete gelirsek… Elbet onu...
Altı ok… Bir amblem ve bir partinin logosu olmaktan daha çok, bu memlekette hangi tarafta durulacağını gösteren bir pusulaydı. Bugün pusula hâlâ ortada olsa bile yön kayıp. Oklar yerinde, fakat içleri boşaltılmış. Bazıları kırılmış, bazıları eğilmiş, bazıları ise kırılmamak için direniyor. En tehlikelisi de bu zaten: Kırık ok değil, bilerek...
Artlarına aldıkları ezber orkestrası eşliğinde abalıya bol bol vurulduğu şu günlerde, yaşanmışlıkları hatırlatıp, zihin tazelemekte bir amme hizmetidir, zannımca… 2023 seçimlerine aylar kala, henüz millet kararını vermemişken, henüz oy pusulaları basılmamışken, bir yerlerde ekranlar açıldı. Zoom uygulamalarında yüzler belirdi. Cümleler seçimi kazanmaya değil, seçimden sonrasına dairdi. Daha doğrusu, bir ihtimalin...
17.12.2025 16:41
2023’te Kılıçdaroğlu Kazansaydı? – Melih Demirel Yazdı için yorumlar kapalı
Hain, bazı zamanlar, fırlatılması için avuca bırakılan ağır bir taş gibidir. Yükün verdiği bilinçsizlikle fırlatılır, hedefini tam görmeden kırar ve kırıldığını fark eden, çoğu zaman onu atan değil, yarayı taşıyan olur. Oysa tarih, bu kelimenin sabit bir anlamı olmadığını; aksine, rüzgârla yön değiştiren bir yön levhası gibi savrulduğunu defalarca göstermiştir....
O meşhur hikayeyi bilirsiniz… Hani bir öküz sürüsü varmış, çevredeki birkaç aslanın asla erişemediği… Sonra bir gün, aslanlardan biri bir hinlik düşünmüş ve sürü başına gidip, “biz aslında sizi rahatsız etmek istemiyoruz ama şu sarı öküz çok dikkatimizi çekiyor; onu verirseniz siz de kurtulursunuz, biz de rahatlarız” demiş. Sürünün önde...
Siyasi hafızamızın en trajikomik sahneleri genelde panayıra benzer. Gürültü yüksektir, kalabalık karmaşadır, vaatler büyük, gösteriler abartılıdır; fakat perde kapandığında geriye kalan yalnızca şaşkınlıktır. 2023 seçimlerinin hemen öncesi işte tam böyle bir panayırdı. Hatırlayalım… Cumhur ittifakı bileşeleri, meydan meydan dolaşıp aynı nakaratı tekrarlıyordu: “Kılıçdaroğlu kazanırsa Apo’yu da, Selo’yu da serbest bırakacak!”...
Adalet … Bu memleketin en masum kelimesi. Aynı zamanda en çok kirletileni. Bir süredir öyle hoyratça kullanılıyor ki, eline alan kırbaç niyetine sallıyor, sıkışan “ilke” diye sarılıyor, vaziyet değişince “nezaket” diye geri çekiliyor. Siyaset meydanlarının en sert tokadıyla en yumuşak tebessümü arasında gidip gelen bir oyuncak hâline getirildi. Ve bu...
Kimi zaman bir ülkenin kaderi, tek bir sabahın sessizliğinde yeniden yazılır… ( Geleceğe not olsun) Son zamanlarda, gözlerimizin önünde çözülen yalnız ekonomi değil; yalnız siyaset değil; yalnızca düzenin kendisi değil… Çözülen, bu toprakların yüzyıllık hafızasıdır. Siyasetin çürümesi, hayatın her alanına sinmiş bir çaresizliğe dönüşmüş durumda. İktidardan da muhalefetten de umut...
Dün yayınlanan ve birkaç saatte okuduğum 3741 sayfalık İmamoğlu iddianamesini… Tabi şimdi diyeceksiniz ki birkaç saatte nasıl okunur? Ee kardeşim Özgür Özel birkaç saatte okuyup bu iddianame boş deyince inanıyorsunuz, bana mı inanmıyorsunuz? Tabi ben Özel ve ekibi gibi doğaüstü güçlere sahip değilim lakin, okuyabildiğim bölümleri kadarıyla ve uzun uğraşlar...
12.11.2025 14:49
Geçti Bor’un Pazarı, Sür Eşeği Silivriye… – Melih Demirel Yazdı için yorumlar kapalı
Saatin akrep ve yelkovanı, her yıl bu vakitlerde biraz daha ağır dönüyor sanki. Rüzgâr bile susuyor. Şehrin sesleri, hayatın koşuşturması, bir milletin kalbi gibi yavaşlıyor Kasımın onuna yaklaştıkça… Çünkü o an, bir milletin atasının gözlerini kapattığı, ama milyonların kalbinde hiç kapanmayan bir pencerenin aralandığı o an… 87 yıl önce, on...
Kiminin dili hançer gibidir, kiminin suskunluğu… Biz sustuk. Çünkü bazen bir kelimeyi değil, o kelimenin ne zaman söylendiğini bilmek gerekir. Her şeyin bir vakti vardır. Bir süredir, aynı çatı altında nefes aldıklarımızdan gelen taşlara maruz kalıyoruz. Kimimiz hain ilan edildi, kimimiz dışlandı, kimimiz görmezden gelindi. Oysa biz yıkmak için değil,...

















